12. Ceza Dairesi 2018/5176 E. , 2018/11712 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan dolayı TCK"nın 107/2, 62/1, 52/2, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK"nın 134/2, 62/1, 53/1-2-3, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık hakkında şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan 03.02.2016 tarihli mahkumiyet hükümlerinin, sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 18.10.2017 tarihli, 2016/5187 esas, 2017/7630 karar sayılı bozma ilamı ile; “... Dairemizin 04.11.2015 tarihli bozma ilamı üzerine duruşma açılmasına karar verildikten sonra sanığa, sanık müdafiine, katılana ve katılan vekiline duruşma günü bildirilmeksizin ve bozmanın sanık aleyhine de olması karşısında sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti gerektiği nazara alınmaksızın tarafların yokluğunda karar verilmek suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 326. maddesine aykırı hareket edilmesi…” nedenine dayalı olarak bozulduğu ve bozmaya uyulmasına karar verildiği halde, sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti gerekirken, sanık müdafiinin beyanlarının alınması ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 225/1. madde ve fıkrası gereğince iddianamede gösterilen ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Sanık hakkında düzenlenen iddianamenin anlatım kısmında, sanığın, katılana gönderdiği, “…ilişkimizin başından sonuna kadar yoksa geçenki facebook ... tekrar elime geçti, bu sefer bütün yönetim kuruluna arkadaşlık isteği gönderirim”, “...haftaya cumartesi ve pazar Ankarada"yım, otele geleceksin, istesen de istemesin de artık huzur ve rahatlık istiyorsan bunu yapacaksın, artık sana bu şekil davranacağım, yapmadığım şeyleri yapacağım, sen bunu istedin”, “mademki geleceksin, ben otelde olurum. Otele gelirsin ...” şeklindeki mesajlarla katılanla tekrar cinsel birliktelik yaşamak için şantajda bulunduğu belirtilerek dava açıldığı, sanığın, katılana gönderdiği, “...Sakine seni son kez ikaz ediyorum, hala o şerefsizle konuşuyorsun dikkat et ve benden resimleri videoları istiyor, uzak dur, konuşmayı kes, yoksa ben kestirmesini bilirim, sana bir de şunu söyleyeyim, o şerefsizle neler yaşadın, neler paylaştın, neler konuştun ve nerelerde buluştuğunuz, nerelere gittiniz, bunları bana açıkça bir roman ya da bir şiir gibi yaz, içimi rahatlat, ama açık ve dürüst olmak şartı ile o zaman sana en kısa zamanda nikahı yapacağım, hayır olmaz dersen de şerefsizle konuştuğunu tespit ettim, tespit ettiğim zaman bütün müdürlerin ve yönetim kuruluna mail atacağım, bunu da bilmiş ol” şeklindeki mesajla şantajda bulunduğuna dair bir anlatım bulunmadığı gözetilmeden, fail ve fiilde bağlılık kuralına aykırı olarak iddianamede dava konusu yapılmayan eylemden dolayı şantaj suçundan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 225. maddesine uyulmaması,
b) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça ifade edilmesi, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK"nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Yerel mahkemece bu ilkelere uyulmadan, “...sanık ..."in katılana ait dosyada mevcut bulunan çıplak görüntüleri hukuka aykırı olarak ifşa ettiği dosya içeriği itibariyle sübuta ermiş...” biçiminde, hangi nedenle hangi delillere üstünlük tanındığı tartışılıp değerlendirilmeksizin, yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.