13. Hukuk Dairesi 2016/19084 E. , 2019/8539 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ile davalı iş yerinde uzman doktor olarak görev yaptığını, 06/01/2010 tarihinde işe başladığını, 17/05/2013 tarihine kadar hizmet verdiğini, bundan ayrı olarak ise 2012 yılı boyunca şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini ifa ettiğini, ancak bu görevi nedeniyle alması gereken başkanlık maaşının ödenmediğini, davalı şirketin genel kurul kararı ile başkanlık maaşının 3.000 TL olarak belirlendiği, bu nedenle temmuz 2012 ve aralık 2012 ayları arasında 18.000 TL alacağının bulunduğunu, bu alacağın tahsiline ilişkin başlatılan ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3041 sayılı dosyasında davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ile %20 den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı doktorun şirket bünyesinde çalışırken hem şirketin ortağı, hem de yöneticiliğini yaptığını, böyle bir durumda maaşından ayrı, kendisine bir ücret takdir edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bununla birlikte davacının şirket hisselerini, tüm hak ve alacakları ile devrettiğini, bu nedenle hiçbir alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, 2012 yılı boyunca davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini ifa ettiğini, fakat bu görevi nedeniyle temmuz 2012 ve aralık 2012 ayları arasındaki ücretinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı taraf da aralarındaki hizmet akdi gereği davacının maaş aldığını, üstelik şirket ortağı olduğunu, bu nedenle ayrıca ücret alamayacağını savunmuştur. Mahkemece, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacı tarafın ücret talep edemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK.’nun 333. maddesi uyarınca, aksine ana sözleşmede hüküm olmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verilir. Huzur hakkı ana sözleşmeyle tayin ve tespit edilebilir. Ücret tutarı ana sözleşmeyle gösterilmemişse genel kurulca tayin olunur. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret şeklinde de tespit edilebilir. Bazı ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm bulunmamakta veya yönetim kurulu, yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar alınmamaktadır. Ancak, bilindiği üzere T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olmaktadır. O halde, bu konuda alınmış bir hüküm olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.)
Ancak mahkemece, öncelikle 6100 Sayılı HMK’nın 219. maddesinde yer alan “(1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. (2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.” hükmü ile 220. maddesinde yer alan“ (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmü uyarınca davacının huzur hakkı alacağı konusunda genel kurul karar defterleri ve davacı hakkında düzenlenen bordrolar getirtilerek ücretinin belirlenmesi, ücret ödendiğine dair bu belgelerde kayıt bulunamaması halinde yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılarak, gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazanacağının tespit ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.