10. Hukuk Dairesi 2016/15622 E. , 2017/3912 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Rücuan tazminat ve iş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalı şirket avukatlarınca istenilmesi ve davalı-birleşen dava davacısı şirket avukatı tarafından da duruşma istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.05.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden şirket adına Av. ... ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Asıl davayla davacı Kurum; 25.10.2005 tarihli iş kazası sonucu sağ ön kol dirsek ile bilek arası ampute arazı nedeniyle % 48,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26’ıncı madde hükmü ve teselsül hükümleri uyarınca rücuan tazminini istemiştir.
İşveren tarafından açılan birleşen davayla davacı şirket; anılan iş kazası nedeniyle sigortalıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesinin itirazen belirlenmesini istemiştir.
Asıl davada Mahkeme, davalı işveren şirket’i % 70, cezada kusurlu bulunan işveren şirket yetkilisi ...’yi % 10 ve sigortalıyı % 20 kusurlu bulmuş, teselsül hükümlerini gözetmeksizin % 70 kusur üzerinden, asıl davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Birleşen dava yönünden ise; alınan Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporları uyarınca, 25.10.2005 tarihli iş kazası sonucu sigortalıda meydana gelen iş göremezlik oranında bir değişiklik olmadığından bahisle, sürekli iş göremezlik derecesinin % 48,2 olduğunun tespitiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-25.10.2005 tarihli iş kazası sonucu sağ ön kol dirsek ile bilek arası ampute arazı nedeniyle sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranını % 48,2 olarak belirleyen kurum saptamasına itirazen açılan birleşen davada, yargılama sırasında alınan Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporları, anılan kurum saptamasını teyit etmesi ve bu oranda bir değişiklik öngörmemesi karşısında, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemenin, asıl davada kusura ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yargılama sırasında alınan kusur raporuyla davalı işveren şirket % 70, sigortalı % 20 ve işveren şirket yetkilisi ... % 10 kusurlu bulunurken; işveren şirket yetkilisi ...’ye karşı açılan ve kesinleşen mahkumiyetle sonuçlanan ceza davasında alınan kusur raporuyla şirket yetkilisi 5/8, sigortalı 3/8 kusurlu bulunmuş; yine sigortalı tarafından açılan ve halen derdest olduğu anlaşılan tazminat dosyasında alındığı anlaşılan kusur raporuyla da işveren şirket % 60, sigortalı % 40 kusurlu bulunmuştur.
Bu tür rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, ilgili ceza dosyası ile sigortalı tarafından açılmış tazminat dosyaları celbedilip incelenip, dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte takdir olunarak ve özellikle ceza ve tazminat dosyalarındaki kusur ile bu davadaki kusur raporları arasındaki çelişkiler de giderilerek belirlenmeli; kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak bilirkişi raporu uyarınca saptanmalıdır. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Şu halde yapılması gereken, hükme esas kusur raporunun yetersizliği de dikkate alınıp, ceza ve tazminat dosyaları da gözetilerek, davaya konu iş kazasının oluş şekli tereddüte meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, anılan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişi kurulundan, yöntemince düzenlenmiş yeniden kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Öte yandan, rücuan tazminat davasında teselsül hükümlerine dayanıldığı halde, % 10 kusur verilen şirket yetkilisinin kusuru dikkate alınmaksızın % 70 kusur üzerinden hükün kurulması ayrıca isabetli bulunmamıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı-birleşen dava davacısına iadesine, davacı-birleşen dava davalısı Kurum avukatın yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı-birleşen dava davacısına yükletilmesine, davalı-birleşen dava davacısı avukatı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma avukatlakı parasının davacı-birleşen dava davalısına yükletilmesine, 09.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.