13. Hukuk Dairesi 2016/18103 E. , 2019/8537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, satış vaadi sözleşmesi ile davacıdan daire satın aldığını, 120.000,00 TL peşinat verdiğini, bakiye bedeli zamanında ödeyemediği için sözleşmeden cayıldığını, ancak ödemiş olduğu peşinatı davalının iade etmediğini, her ne kadar taraflar arasında imzalanan sözleşmeye peşinat karşılığında senet verildiği yazılmış ise de, gerçekte böyle bir senedin verilmediğini beyanla peşin verilen sözleşme bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, davalının sözleşme gereğince peşin olarak ödemiş olduğu miktarı iade ettiğini ve senedi geri aldığını, yazılı ispat kuralları gereğince tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, kaldı ki davalı ..."ın sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşımadığından sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalıların ... 10. İcra Müdürlüğünün 2014/12406 eEsas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 120.000,00 TL asıl alacak ve icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ve icra takip masrafları üzerinden davalılar ... ve ... aleyhine yürütülmesine, asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalı ..."dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ..."a açılan davanın nizami yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminata yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalı ...’dan adi yazılı bir satış vaadi sözleşmesi ile taşınmaz satın aldığını, diğer davalının kefil sıfatıyla bu sözleşmeyi imzaladığını ve peşinat olarak 120.000,00 TL verdiğini, bedelin kalan kısmını ödeyemediği için sözleşmeden cayıldığını, ancak davalı ...’ın peşinatını iade etmediğini iddia ederek davalılar hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı ... ise sözleşmede bahsi geçtiği üzere 120.000,00 TL karşılığında davacıya senet verilmiş olduğunu, 120.000,00 TL’yi iade etmesi üzerine de senedi aldığını savunarak, borcu kalmadığı için davanın reddini istemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun(HMK) 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun(TMK) 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde yer alan hükümlerle, açılmış bir davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği tartışmasızdır.
Davacının davalıya 120.000,00 TL ödeme yaptığı taraf beyanları, sözleşme ve banka kayıtları ile sabit olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının davacıya bu bedeli iade edip etmediği hususundadır. Bu durumda ispat yükü davalıdadır. Ancak davalı aralarındaki yazılı belgeye dayanarak bu alacağa dair davacıya senet verilmiş olduğunu ispatladığından, davacının alacağı bulunsa idi bunu senetle tahsil edebileceği için borcun ödenmiş olup, senedin geri alındığı bir karinedir. Bu karinenin aksi kesin delillerle ispat edilmelidir. Dolayısıyla ispat yükü davacıya geçmiştir. Davacı senet verilmediğini iddia etmişse de bunu yasal delillerle ispatlamak zorundadır. Diğer bir deyişle ispat yükü davacı taraftadır. Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacının delilleri değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.