Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2007/26184
Karar No: 2008/17975
Karar Tarihi: 20.11.2008

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2007/26184 Esas 2008/17975 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2007/26184 E.  ,  2008/17975 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Çanakkale İş Mahkemesi
    TARİHİ : 26/10/2007
    NUMARASI : 2006/491-2007/137

    Davacı, murisi M.G."in davalılardan işverene ait işyerinde 1955-1956 yılları arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine  karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin  reddine karar vermiştir.
    Hükmün, davacı  vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Davacı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından murisi M.G.’in 1955-1957 yıllarına ait çalışmalarının murisinin kardeşinin oğlu olan ikinci bir M.G. Adına kayıt edildiğini belirterek, murisinin söz konusu sigortalılık sürelerinin tesbitini istemiştir.
    Mahkemece, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalının prime esas kazançlar toplamını, prim gün sayıları ile sigorta primlerini gösterir belgelerini Yasada belirtilen sürede Kuruma vermekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması ile Kurumun çalışan sigortalıyı fiilen ya da kayden saptamamış olması hallerinde ise sigortalıya, hizmetlerini, alacağı ilam ile tespit ettirme ve bu suretle sigortalılık olanaklarından yararlanma hakkı yasaca tanınmıştır.
    Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir. Bir diğer anlatımla, sigortalı, hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl dolmadan bildirimsiz kalmış çalışmalarının tespitini isteyebilecektir.
    Kuruma bildirilen, ancak çeşitli nedenlerle farklı kişi adına ya da hatalı kimlik bilgileri ile kayda geçmiş, bu nedenle de, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde öngörülen bilgileri tam ve doğru yansıtmayan kayıtların gerçeğe uygun hale getirilmesi ise çoğu zaman, uygulamada “aidiyet davaları” olarak adlandırılan, Kuruma bildirilerek primleri ödenmiş çalışmaların kime ait olduğunun -gerçek sigortalısının- belirlenmesine ilişkin tespit davaları ile sağlanır. Bu davalarda, yanlış olduğu iddia edilen kaydın, iddia sahibine aidiyeti ve giderek düzeltilmesi amaçlanmaktadır.
    Hak düşürücü süre, Anayasa’nın 60. maddesi ile güvenceye kavuşturulan “sosyal güvenlik hakkı”na ilişkin hak arama özgürlüğünün çeşitli düşüncelerle sınırlandırılması anlamını taşımaktadır. Dikkate alınması gereken yön, demokratik toplumlarda, istisnai nitelikte olması gereken hak arama özgürlüğünün önündeki yasal engellerin, yasa koyucunun amaçlamadığı şekilde, diğer alanlara yayılmasının, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacağıdır. Belirtilen nedenlerle, bildirimsiz kalan hizmetlerin tespiti yönünden öngörülen hak düşürücü sürenin, bir yönüyle Kurum kayıtlarının düzeltilmesini de amaçlayan aidiyet davalarına kıyas ya da yorum yoluyla uygulanması mümkün değildir. Anılan maddede yer verilen hak düşürücü süre, sadece fıkrada tanımlanan nitelikte, bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin davalar yönünden uygulanma olanağına sahiptir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.09.2007 gün ve E:2007/21-600, K:2007/604 sayılı kararı).
    Yapılacak iş, bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşmak için, öncelikle bu dava sonucunda verilecek karar, dava dışı davacının murisinin kardeşinin oğlu olan M. oğlu diğer M.G.’in de hak alanını ilgilendireceğinden, onun da davaya dahil edilerek bu kişiye dava dilekçesi ve davetiye tebliğ edilmek, daha sonra gerek Sosyal Güvenlik Kurumu ve gerekse işverenler nezdinde bulunan davacının murisi ile diğer M.G.in şahsi sicil dosyalarını ve özellikle imzaları ile fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri ile ücret tediye bordroları gibi belgelerini celbedip, imzanın ve fotoğrafın davacının murisi ile diğer M.G.’den hangisine ait olduğunun belirlenmesi açısından Güzel Sanatlar Akademisinden seçilecek bilirkişi heyeti ya da Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi vasıtası ile benzerlik incelemesi yaptırmak, davacıyı  tanıması  gereken  müdür, şef,  ustabaşı ve bordro kayıtlarına geçmiş kişileri tanık sıfatıyla dinlemek, tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yanlış değerlendirme ile  yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi