Davacı 18.12.1987-23.10.1991 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, 18.12.1987-23.10.1991 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, Bağ-Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Anılan madde, 24.08.2000 tarihli ve 619 sayılı KHK ile değiştirilmişse de, daha sonra söz konusu KHK Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli ve E: 2000/61, K: 2000/34 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı yasa ile yapılan en son değişiklikte ise, bağımsız çalışanların Bağ-Kur sigortalısı sayılabilmeleri için, gelir vergisi mükellefi olmaları ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olmaları koşulu öngörülmüştür.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 24.07.1991 tarihinde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 28.01.1988 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı,28.01.1988-27.09.1989 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu , Zara Şöförler Odasına 584 sicil nosu ile 18.11.1987 tarihinde kaydedildiği bu kaydın 23.10.1991 tarihine kadar devam ettiği ve 1992 yılı prim affından da yararlanarak ihtilaflı dönemin primlerini ödediği anlaşılmaktadır.
Ançak kurum inceleme elemanlarının 28.07.2006 tarihinde Zara Söförler Odasına ilişkin üye kayıt defterinin incelenmesi sonucunda Oda tarafından üyelik başlangıcına ilişkin Yönetim Kurulu kararı bulunmadığından bahisle davacının oda kaydının geçersizliğine karar verilerek davacının sigortalılık süresi sadece vergiye kayıtlı olduğu dönem olan 28.01.1988-27.09.1989 tarihleri ile sınırlandırılmıştır.
Davalı Kurumun davacının oda kaydının geçersizliğine ilişkin işlemi doğru değildir.Üye kayıt defterinde üye sicil numaralarının belli bir sıra takip ederek usulune uygun tutulduğu kayıtlar üzerinde herhangi bir tahrifatın ve oynamanın bulunmadığı açıktır.Salt davacının üyeliğine ilişkin Oda Yönetim Kurulu kararının bulunmayışı nedeniyle üyeliğin iptali usulsuzdur.Bu nedenle davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının kayıtlara göre oda ve vergide kayıtlı olduğu süreler dikkate alınarak 18.12.1987-23.10.1991 tarihleri arasında olduğunun kabulu gerekir.Ayrıca,davacının 14.04.1992 tarihinde 500.000 TL,26.04.1993tarihinde 695.100 TL,13.05.1993 tarihinde 2.848.447 TL,ve 15.08.2003 tarihinde 250.000TL, prim ödemesi mevcuttur.Davalı kurumun 11.04.2007 tarih ve 33467 sayılı yazı içeriğinden ödenen primlerin ihtilaflı döneme ilişkin tüm borçları karşıladığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece,davanın kubulu gerekirken aksine düşüncelerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.11.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.