10. Hukuk Dairesi 2017/388 E. , 2017/3143 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacı murisinin tarım sigortalılığının tespiti ile ilk prim borçlarının ödeme tarihi esas alınarak ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuş ise de, bozma gerekleri yerine getirilmemiş olup, verilen hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
1-Önceki bozma ilamında da açıklandığı üzere, davacının babasının ölüm tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun 41. maddesine göre, ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi içim, sigortalının en az 3 tam yıl sigorta primi ödemiş bulunması şarttır.
Davaya konu somut olayda, davacının 20.01.1988 tarihinde vefat eden babasından dolayı hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığının bağlanmasına ilişkin koşulların, 10.07.1981 tarihinde evlenen davacının eşinin 03.07.2001 tarihinde vefat etmesi nedeniyle ilk defa ölüm aylığı hak sahipliğini bu tarih itibari ile kazandığı anlaşılmakla, bu tarihteki ilgili mevzuat kapsamında değerlendirme yapılması gereklidir.
1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının; 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK,
Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, Mahkemenin, aylık bağlama koşullarını 1479 sayılı Kanunun 41. maddesine göre belirleyen yaklaşımında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davacının babasından dolayı hak sahipliğine ilişkin koşullar yönünden 2926 sayılı Kanuna 4956 sayılı Yasanın 54. maddesi ile eklenen ek 3.maddeye göre, 1479 sayılı Kanunun 45. ve 46. maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak, özellikle davacının eşinin ölümü nedeniyle aylık alıp almadığı ve geçimini sağlayacak başka bir gelirinin bulunup bulunmadığı hususu irdelenerek, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Davacının babasından ölüm aylığına hak kazandığı sonucuna varılması halinde ise; Kurumca, davacının 30.06.2011 tarihinde askerlik borçlanması talebinde bulunduğu, 15.07.2011 tarihinde ise askerlik borçlanması bedelini ödediği, 02.07.2011 tarihli dilekçesi ile askerlik borçlanması bedelinin iadesini istediği, bankaya gönderilen borçlanma tutarının alındığını, davacının 07.02.2014 tarihli dilekçesi ile askerlik borçlanması bedelinin iadesi talebinden feragat ettiğinin beyan edilmesi nedeniyle davacının borçlanma tutarının tekrar askerlik borçlanma hesabına aktarıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davacının ödediği askerlik borçlanması bedelinin davacı hesabına gönderilmesi sonrasında, tekrar askerlik borçlanma hesabına aktarıldığı tarih belirlenerek belirlenen tarihi takip eden aybaşından ölüm aylığı bağlanması gerektiği gözetilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.