10. Hukuk Dairesi 2017/800 E. , 2017/3129 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Kurumca tahakkuk ettirilen fark işçilik ve prim borcunun iptali ile Kuruma karşı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar, dairemizin 08.06.2015 günlü ve 2015/9874E. 2015/11274K. Sayılı ilamıyla; “....davacının halen Adliyede makine teknisyeni olarak çalışmalarının ve yaz aylarında özellikle Adliyelerdeki makine ve tesisatların bakım ve onarımlarının yoğun olduğu dikkate alındığında, inşaatta ne şekilde ve nasıl çalıştığı hususunun irdelenmediği, bu hususta davacının malzemeli faturalarının bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, diğer taraftan davaya konu inşaatın tamamlanma oranı, içerisinde yapılan çeşitli işçilikler ve özellikle inşaatın telefon, elektrik tesisatı, su tesisiatı, kanalizasyon tesisat ve yapımı dikkate alındığında davacının tek başına bu nitelikteki inşaatı beyan ettiği sürelerde çalışmak suretiyle yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı dikkate alınmalı ve tahakkuka konu inşaatın en az kaç kişi ile birlikte yapılabileceği hususunda aralarında yeminli mali müşavir ve ... uzmanının yer aldığı bilirkişi kurulundan somut verilere dayalı olarak ve kurum müfettişince yapılan hesaplamalardan ayrılma yönleri de denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmek suretiyle bir hesap raporu aldırılarak davalı Kurum alacağının olup olmadığının belirlenmesi” gereğine işaret edilerek, araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda, öncelikle davacının yapı ruhsatı alırken başvurusunda beyanına göre belirlenen ve resmi evrak niteliğini haiz olmakla, aksi ancak yazılı delillerle ispatlanabilecek olan asgari işçilik incelemesine konu olan bina inşaatının metrekaresinin 644 metrekare olarak esas alınması gerekirken, yazılı şekilde inceleme yapılması ile aynı incelemede davacının Kurum denetmenine inceleme yapıldığı esnada sunması mümkün iken sunulmamış ve kayıt altına alınmamış olduğu anlaşılan ve her zaman tanzimi mümkün olan, fatura niteliği olmayan makbuz hükmündeki belgelerin işçilikli fatura olarak kabul edilmesi suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, uyulan bozma kararı gereklerine göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.