Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/11104
Karar No: 2017/2988
Karar Tarihi: 06.04.2017

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/11104 Esas 2017/2988 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2015/11104 E.  ,  2017/2988 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Dava, yersiz ödenen aylıkların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Davalının, tarihsiz beyan ve taahhütnamesi ile sigortalı olarak son defa çalıştığı Almanya’daki işyerinden 31.03.1991 tarihinde ayrıldığını ve 08.04.1992 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 28.08.1973 - 31.03.1991 tarihleri arasındaki sürenin tamamını borçlanmak istediği, davacı Kurum tarafından 01.02.1992 tarihinde aylık bağlandığı ancak davalının 01.05.1989 - 31.12.2004 tarihleri arasında işsizlik yardımı almış olduğunun bildirilmesi üzerine yurt dışı kesin dönüş şartını yerine getirmemesi sebebiyle davacı Kurum tarafından davalının aylığının 23.04.2010 tarihi itibariyle kesildiği, 23.03.2000 - 23.04.2010 süresinde 46.317,05 TL yersiz ödeme yapıldığının 04.03.2010 tarihinde tespit edildiği, davalıya 03.06.2010 tarihli yazı ile bildirildiği, bunun üzerine davalının davacı kuruma yeniden başvurduğu ve kurumca davalının borcunun yeniden hesaplandığı, 02.06.2011 tarihli yazı ile davalıya 14.597,95 TL yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiği, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların yasal faiziyle birlikte kendisinden geri alınması için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre düzenlenen takip talebine dayanılarak çıkartılan ödeme emrinin 05.09.2011 günü tebliği üzerine 06.09.2011 tarihinde borca itiraz edilip, itirazla durdurulan takip sonrasında 14.06.2013 tarihinde kendisine karşı açılan iş bu davanın yargılama aşamasında mahkemeye sunulan dilekçe ile zamanaşımı definin bulunduğu, Mahkemece, talep edilen alacağın 23.03.2000 ile 23.12.2004 tarihleri arasına ilişkin olup, zamanaşımı süresi borcun doğduğu zamanki kanun hükümlerine göre belirleneceğinden ve mülga 506 sayılı kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı kanunla yapılan değişiklik gereği, 3917 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 08/12/1993 ile 05/07/2004 tarihleri arasındaki dönemde doğan prim ve gecikme zamları yönünden 6183 Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. maddesindeki zamanaşımı hükümleri geçerli olduğu, 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde "amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar" hükmü gereğince 23.03.2000 - 23.12.2004 tarihleri arasındaki alacakları için zamanaşımı süresi 5 yıl olup, bu süre alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşı yani 01.01.2005 tarihinden itibaren işleme başladığından ve SGK"nın 22.08.2011 tarihinden önce 01.01.2010 tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresi dolduğundan davacı hakkındaki alacak ile ilgili takip işleminin zamanaşımına uğradığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Yasa hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır. Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade etmektedir.
    Sigortalılara veya hak sahiplerine yapılan yersiz ödemelerin ilgililerden geri alınmasının hukuki dayanak ve ilkelerine ilişkin olarak ise; 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 47’nci maddesi ile değişik 506 sayılı Kanunun “Sigorta yardımlarının haczedilemeyeceği, yanlış ve yersiz ödemelerin tahsili” başlığını taşıyan 121’inci maddesinin ikinci fıkrasında; yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımlarının 84’üncü maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla, ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınacağı, Kurumun genel hükümlere göre takip hakkının saklı bulunduğu açıklanmış olmasına karşın, yersiz ödeme durumunda geri verme yükümünün kapsamı belirlenmediği gibi, söz konusu Kanun içeriğinde bu konuda herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Bu konuda 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlığını taşıyan 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
    a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
    b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür.
    5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır. Maddede genel hükümlere yollamada bulunulması ve Kanunun “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlığını taşıyan 97’nci ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması, fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağına ilişkin zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümünü zorunlu kılmaktadır. Bilindiği gibi zamanaşımı defi, borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, bunu ileri süren tarafa, borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi vermektedir. Bu bağlamda Borçlar Kanununun 66’ncı maddesine göre; nedensiz mal ediniminden dolayı açılacak dava, zarar gören tarafın verdiğini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu günden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Anılan Kanunun 132’nci maddesinde, zamanaşımının işlemesine engel olan ve onu durduran sebepler sıralandığı gibi, 133’üncü maddesinde de zamanaşımını kesen olgular açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise kamu kurum ve kuruluşları açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1987 gün ve 1987/9-68 Esas, 1987/618 Karar numaralı ilamında da vurgulandığı gibi, o kurum ve kuruluşların dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; kendisine yurt dışı borçlanması akabinde yaşlılık aylığı bağlanan davalının yurt dışı kesin dönüş şartını yerine getirmemesi karşısında kendisinin kötü niyetli olduğu ve dolayısıyla Kurumun istirdada hak kazandığı da belirgindir. Ancak, davalı vekilince yöntemince ve yasal süresi içinde zamanaşımı definde bulunulmuş ise de; 20.05.2011 tarihli SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Yurtdışı Borçlanma ve Tahsis İşlemleri daire başkanlığı tarafından 02.06.2011 tarihli yazı ilgi gösterilerek ... Sosyal Güvenlik Merkezi’ne gönderilen yazıda özetle; 23.03.2000 - 23.04.2010 süresi 46.317,05 TL yersiz ödemenin borç kaydı yapılarak tahsil edilmesinin istendiği ancak davalının aylıklarının 2010/103 sayılı genelgeye göre yeniden hesaplandığı, 01.01.2005 - 22.05.2011 süresi için 3.761,48 TL banka iadesi ile toplam 10.100,90 TL birikmiş alacağı olduğu, 46.317,05 TL’lik borç yazısının dikkate alınmayarak, 23.03.2000 - 23.12.2004 süresindeki 14.597,95 TL yersiz ödemenin borç kaydı yapılarak 5510 sayılı Kanunun 96.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin davalı borçluya 05.09.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 06.09.2011 tarihinde davalı borçlu tarafından borca ve fer’ilerine itiraz edildiği, davacı Kurum yönünden zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin, dava açmaya yetkili kişi ya da organın geri almaya hakkı olduğunu öğrenme tarihi olacağı göz önünde bulundurulup, somut davada öğrenme tarihi, hatalı işlemin tespitinin öğrenildiği tarih olan 02.06.2011 tarihi olup, zamanaşımı süresinin geçmemiş olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümünde esasa girilerek ve uygulanması gereken 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirme yapılarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
    Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece hatalı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi