15. Ceza Dairesi 2017/34462 E. , 2018/1284 K.
"İçtihat Metni"Dolandırıcılık suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.02.2017 tarihli ve 2017/14884 soruşturma, 2017/9913 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 05.04.2017 tarihli ve 2017/1373 değişik iş sayılı kararı aleyhine yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.09.2017 gün ve 94660652-105-35-7838-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2017 gün ve 2017/54444 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki ... ile şüphelinin kardeş oldukları, şüphelinin, babası olan ve "alzheimer hastalığında bunama, atipik veya karma tip ve depresif nöbet" tanısıyla sağlık raporu bulunan müteveffa ..."e ait şirket hisselerini 27/07/2011 tarihinde hileli şekilde devir alarak müştekiyi zarara uğrattığı ve müştekinin terekeden olan alacağına zarar verdiğindan bahisle müştekinin şikâyetçi olması üzerine şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; suç tarihinde müteveffa ..."in alzheimer hastalığının bulunup bulunmadığı, varsa bunun algılama yeteneğini etkileyip etkilemediği, başka bir deyişle dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturan hileli söz ve davranışları kavrayıp anlayabilecek ve denetim imkanını engelleyecek düzeyde bir hastalığının olup olmadığı ile rahatsızlığının objektif kriterler dikkate alınarak üçüncü kişiler tarafından ilk bakışta anlaşılabilecek mahiyette bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, mütevaffanın rahatsızlığı ile ilgili alınan mevcut tüm rapor ve tedavi evraklarının Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek rapor alınması, müteveffanın yasal mirasçılarının beyanlarının alınması, hisse senedi devri sözleşmesini gerçekleştiren noter ve noter memuru hakkında açılan yargılama dosyalarının incelenmek üzere dosya arasına alınması ve şüphelinin ifadesine başvurulması sonucunda şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Şüpheli ...’in, Alzheimer hastalığı bulunan ’i hayatta olduğu sırada kandırarak şirket hisselerini 27.07.2011 tarihinde devralmasına müteakip, 15.09.2014 günü ...’in vefat ettiği, bu nedenle müteveffanın kızı olan ...’nın mirasçı sıfatıyla zarar gördüğünün iddia edildiği olayda; şüphelinin eylemini, suç tarihinde hayatta olan ve dosyaya sunulan raporlardan Alzheimer hastalığı bulunduğu anlaşılan babası olan ...’e yönelik gerçekleştirmiş olması ve müteveffanın sağ olduğu sırada devri yapılan hisselerin onun adına olması nedeniyle suçtan zarar görenin de ... olduğu, nitekim o tarih itibariyle murisin ne zaman vefat edeceği ile şimdiki mirasçılarından önce ya da sonra öleceğinin bilinemeyeceği, bu nedenle de devralınan hisselerin terekeden kaçırılması suretiyle şikâyetçinin şirket hisselerinden pay almasının önüne geçildiği yönündeki iddiaların, hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gereken ihtilaf niteliğinde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin babası olan ...’e yönelik eyleminin şahsi cezasızlık sebebi olduğu belirtilerek TCK’nın 167/1-b maddesi gereğince verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında isabetsizlik bulunmadığından, İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 05.04.2017 tarih ve 2016/1373 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.