12. Ceza Dairesi 2018/4826 E. , 2018/10440 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı etkileme
Hüküm : TCK"nın 277/1, 62, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Yargı görevi yapanı etkileme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, “...1- Sanığın, kardeşinin öldürülmesi olayıyla ilgili olarak İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/385 esasına kayden görülmekte olan davada sanık müdafii olarak görev yapan şikayetçiyi 08.06.2009 günü telefonla arayarak, ona; dosyayı takip etmeye devam etmesi halinde kendisine zarar vereceğini, kendisini duruşma tarihinden sonra sakat bırakacağını, para ile tuttuğu kişilere tecavüz ettireceğini, savcılığa şikayette bulunması halinde adliye koridorunda vurduracağını söylemek suretiyle TCK"nın 6/1-d madde, fıkra ve bendine göre yargı görevi yapan avukata karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla tehdit kullanması biçiminde sübut bulan eyleminin, TCK"nın 265/2. madde ve fıkrasında düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile TCK"nın 277/1. madde ve fıkrasında düzenlenen yargı görevi yapanı etkileme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre de: a) Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından "koşullu salıverilme tarihine kadar", diğer kişiler yönünden ise, "hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar" karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b) Adli sicil kaydı bulunmayan ve duruşmadaki tavrı olumlu değerlendirilerek cezasında takdiri indirim yapılan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duyup duymadığı irdelenerek hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, "...sanığın cezası ile ilgili olarak adli sicil kaydı kapsamına ve bu maddelerin uygulanmasının sanığın suç işlemekten çekinmesine neden olacağına dair kanaat oluşmaması nedeniyle CMK 231/5 ve TCK 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına," biçimindeki yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması...” nedenlerine dayalı olarak bozulmasına dair Dairemizin 08.05.2018 tarihli, 2018/2500 esas, 2018/5254 sayılı kararına, sanığın eyleminin TCK"nın 265/2. madde ve fıkrasında düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu değil, aynı Kanun"un 106/1-1. madde, fıkra vegerekirken, "...sanığın cezası ile ilgili olarak adli sicil kaydı kapsamına ve bu maddelerin uygulanmasının sanığın suç işlemekten çekinmesine neden olacağına dair kanaat oluşmaması nedeniyle CMK 231/5 ve TCK 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına," biçimindeki yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması...” nedenlerine dayalı olarak bozulmasına dair Dairemizin 08.05.2018 tarihli, 2018/2500 esas, 2018/5254 sayılı kararına, sanığın eyleminin TCK"nın 265/2. madde ve fıkrasında düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu değil, aynı Kanun"un 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozma ilamındaki (1) numaralı bozma nedeni ile sınırlı olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesine 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesine eklenen (3). fıkra uyarınca itiraz konusu değerlendirildi:
02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanun"un 99. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirilip, önceki kararda değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca sonuca bağlanmasının daha uygun olacağı anlaşıldığından, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.