13. Hukuk Dairesi 2016/13878 E. , 2019/8400 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, müteveffa ... ..."nun vefat etmeden önce ... harcamalarında kullanılmak üzere birlikte yaşadığı kız arkadaşı olan davalıya vekaletname verdiğini, müteveffanın 12/06/2012 tarihinde tedavi gördüğü hastanede vefat ettiğini, mirasçısı olarak geride sadece kendilerinin kaldığını, davalının söz konusu vekaletnameye istinaden müteveffaya ait araçlardan bir kısmını sattığını, tüm satışların vekaletnamenin kötüye kullanılarak yapıldığını, satışlardan elde edilen bedellerin müteveffaya ve mirasçılarına teslim edilmediğini, aslında davalıya ait olan işyerinin müteveffa adına tescil edilmek suretiyle faaliyet gösterdiğini, bu işyerinin vergi, sgk, bağkur primleri borçlarının da kendilerine kaldığını ileri sürerek, 60.043,05 TL"nin davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı, müteveffa ile 12 yıllık birlikteliğinin olduğunu, ..."da mimarlık yaptığını, müteveffa ile aynı evi paylaştıklarını, söz konusu vekaletname uyarınca yaptığı satışların doğru olduğunu, vefatından önce hastanede tedavi gören müteveffanın tüm masraflarının davalı tarafından karşılandığını, evli olmasalar bile müteveffa ile davalı arasında maddi olarak hiçbir gizli saklı birşey olmadığını, davacıların iddia ettiği şekilde davalının kötüniyetle hareket etmediğini, haksız hiçbir kazanç elde etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 51.900,00 TL"nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarça temyiz edilmiştir.
1-Davacıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; dava, vekalet yoluyla satışı gerçekleştirilen araç bedellerinin tahsili isteğine ilişkindir. Davacılar murisi ... ... 25.05.2012 tarihli noterde düzenlenen vekaletname ile davalıyı motosiklet ve otomobilinin satışı yönünde yetkilendirmiş, davalının bu yetkiye dayanarak 07.06.2012 tarihinde vekalete konu araçları dava dışı üçüncü kişiye satmış olduğu görülmüştür. Mahkemece, davalı tarafından tedavi sürecine ilişkin masraflar için bu satışlardan elde edilen bedelin kullanıldığı belirtilmiş ise de, davalı tarafça bunu kanıtlar nitelikte delil sunulmadığı, yine vekalet görevi gereği elde edilen edimin vekil edene ya da mirasçılarına teslim edildiğine dair delil de sunulmadığı, banka kayıtları ve hastane tedavi giderlerine ilişkin evraklar incelendiğinde davalının savunmasını destekler nitelikte olmadığı motorsiklet ve araç satışları nedeniyle elde edilen bedelin müteveffanın mirasçılarına verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava, hukuki niteliği bakımından TBK. md.508., mülga B.K.md. 392/1’ine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, Borçlar Kanununun 392. maddesi hükmünce, vekil yaptığı iş sırasında vekil edeninin üzerine geçen bütün haklarını ödeme, vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur. Davalı vekaleten işlem yaptığı satışta satış bedelinden sorumlu olduğu kadar, adına hareket ettiği davacının zararına satış gerçekleştirilmesi söz konusu olmuşsa davacının bundan doğan zararından da sorumludur. Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında, davalının, vekil eden ... ... ile vefat edinceye kadar uzun yıllar aynı evde birlikte yaşadıkları ve müteveffanın kanser hastalığı nedeniyle uzun süredir tedavi altında olduğu her iki tarafın da kabulündedir. Davalı, müteveffayla aynı evde yaşadıkları süre içinde hem evin tüm ihtiyaçlarının hem de tedavi masraflarının kendisi tarafından karşılandığını savunarak, masraflara ilişkin fatura ve ödeme belgelerini dosyaya sunmuştur. Bu durumda mahkemece, tarafların uzun yıllar birlikte yaşadıkları gözönüne alınarak, gerek ev için yapılan harcamalardan yarısının, gerekse müteveffanın hastalığı sürecinde yapılan tedavi masraflarının bilirkişi marifetiyle hesaplanmak suretiyle yapılan satışlardan düşülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 15,20 TL. kalan harcın davacılardan alınmasına, peşin alınan 887,00 TL harcın davalıya iadesine, davalı yönünden HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık, davacılar yönünden HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.