3. Hukuk Dairesi 2014/3344 E. , 2014/10371 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ELMADAĞ ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKE
Taraflar arasında görülen yoksulluk ve iştirik nafakasının artırımı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının Elmadağ Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 12.07.2007 tarih 2007/216 E. 2007/202 K.sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma ilamı ile müşterek çocuklar E.. Ş.. ve Y.. E.. "nin velayetlerinin müvekkiline verildiğini, kararla birlikte çocuklar için ayrı ayrı 100 TL, müvekkili için 100 TL nafakaya hükmedildiğini, aradan uzun zaman geçtiğini, çocukların halen öğretim gördüğünü, okul durumu ve yaşlarının büyümesi nedeniyle ihtiyaçlarının arttığını, müvekkilinin ise ev kadını olduğunu ve gelirinin bulunmadığını ileri sürerek, nafakanın her bir çocuk için ayrı ayrı 250 TL"ye, müvekkili için de nafakanın artırılarak 250.TL"ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı beyanında; hükmedilen nafakayı ailesinin yardımı ile ödediğini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın MK. hükümleri gereği açılan yoksulluk nafakasının artırım davası olduğu, Hukuk Genel Kurulu"nun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, sığınma, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde davacının gelirinin bulunduğu anlaşıldığı gerekçesi ile davacının nafaka artırım davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava taralar arasındaki boşanma davasında davacı kadın ve müşterek çocuklar lehine hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece; taraflar arasında yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, davacının ev hanımı olduğu, geliri bulunmadığı, babası evinde çocukları ile birlikte yaşadığı, çocuklardan E.. Ş.."in ilköğretim 3.sınıf, Y.. E.."nin 1.sınıf öğrencisi olduğu, behçet hastalığı nedeniyle %50 oranında gözünün görmediği, davalının ise özel bir şirkette işçi olduğu, aylık 850-1000 TL geliri olduğu, 400 TL karşılığı kirada oturduğu, eşinin ev hanımı olduğu ve 2 yaşında erkek çocuğu olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların Elmadağ Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 12.07.2007 tarih ve 2007/216 E.-202 K.sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıkları ve anlaşma protokolü ile davacı kadın için 100 TL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuklar lehine ayrı ayrı 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
TMK"nun 175.maddesi "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
TMK"nun 176/4. maddesine göre de; "Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Yargıtay"ın yerleşmiş uygulamalarına göre, yoksulluk nafakası artırılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının yanında, ülkedeki ekonomik gelişmeler (paranın satın alma gücündeki kayıp ve bu hususun taraflara etkisi) de gözönünde tutulmalıdır.
TMK.nun 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
O halde; mahkemece, yukarıda açıklanan yasa hükümleri çerçevesinde, yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, yoksulluk nafakasının en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması ve tarafların müşterek çocukları için hükmedilen iştirak nafakasının niteliği, çocukların yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları, nafaka yükümlüsü babanın gelir durumu nazara alınarak hakkaniyete uygun bir artırıma hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve niteleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.