12. Ceza Dairesi 2018/3572 E. , 2018/10186 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Gizliliğin ihlali, hakaret
Hükümler : 1- Sanık ... hakkında gizliliğin ihlali suçundan dolayı
TCK"nın 285/1-a, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanıklar ... ve ... hakkında hakaret suçundan dolayı TCK"nın 125/1-3-a, 43, 125/4, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Gizliliğin ihlali suçundan sanık ..."in mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ... ve katılanlar vekili tarafından, hakaret suçundan sanıklar ... ve ... mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık ..., sanık ... müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık ... hakkında gizliliğin ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık ..."e atılı adliyeye karşı işlenen gizliliğin ihlali suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle davaya katılmasına karar verilen şikayetçilerin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadıkları ve suçtan doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılma haklarının bulunmadığı gözetilmeksizin şikayetçilerin gizliliğin ihlali suçunu da kapsar şekilde davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçiler vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Sanık ... hakkında gizliliğin ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ..."in temyiz isteminin incelenmesinde;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, yayımlanan haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
C) Sanıklar ... ve ... hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ..., sanık ... müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ..."in sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sanık ... ile sanık ... müdafiinin yayımlanan haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, katılanlar vekilinin sanıklar hakkında hapis cezası hükmedilmemesinin ve katılan sayısınca vekalet ücreti takdir edilmemesinin isabetsiz olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda temel cezaların sadece TCK"nın 125/3-a madde, fıkra ve bendi gereğince tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında temel cezalar belirlendikten sonra, TCK"nın 61. maddesi gereğince önce hakaretin alenen işlenmesi nedeniyle ve daha sonra da zincirleme suç hükmüne göre hükmedilen cezalarda artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde uygulama yapılarak, sanıklara fazla ceza tayin edilmesi,
3- Sanık ..."in, aynı suçu katılan mağdurlara karşı tek bir fiille ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla defa işlemesinden dolayı sanık ... hakında tayin olunan cezada, önce TCK"nın 43/1. madde ve fıkrası, daha sonra da TCK"nın 43/2. madde ve fıkrası atfıyla aynı kanunun 43/1. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, TCK"nın 43. maddesi gereğince bir defa artırım yapılmak suretiyle sanık ..."e eksik ceza tayini,
4- Sanık ..."nin 22.01.2013 tarihli haberden dolayı katılan mağdurlara karşı zincirleme şekilde hakaret suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen hükmolunan cezada zincirleme suç hükümleri gereğince artırım yapılırken eylemin değişik zamanlarda gerçekleştiği de belirtilerek hükümde karışıklığa neden olunması,
5- Yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, eşit olarak alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ..."in, sanık ... müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.10.2018 tarihinde, sanık ... hakkında gizliliğin ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin katılanlar vekilinin temyiz isteminin reddedilmesi yönünden oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Gizliliğin ihlali suçundan sanık ...’ün mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık vekili ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine dairemizce;
Sanık ... hakkında atılı adliyeye karşı işlenen gizliliğin ihlali suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle davaya katılmasına karar verilen şikayetçilerin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadıkları ve suçtan doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin şikayetçilerin davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçiler vekilinin temyiz isteminin reddine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Sanık ... hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame ile; sanığın Star Gazetesinin 21.1.2013 tarihli nüshasının ilk sayfasında “Eroin Ticaretinde Hakim, Savcı ve Jandarma ortaklığı”, “Organize İşler”, 13.sayfasında devamla, “Hakim, Savcı ve Jandarma uyuşturucu ile basıldı” başlıklarıyla ve devamında yazılan sözlerle de katılanların onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunulduğu, böylece sanığın soruşturmanın gizliliği ihlal suçu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Yargılamada müştekiler hakkında davaya katılmalarına karar verilmiştir.
Dairemizin gizliliği ihlal suçundan; “adliyeye karşı işlenen suçlarda gizliliği ihlal suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçilerin suç mağduru olmadığı ve suçtan zarar görmediğini ve bu sebeple katılma hakkının bulunmadığı” görüşüne katılmak mümkün değildir.
Kamu davasına katılma CMK 237. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar,… kamu davasına katılabilirler.” Mevzuatımızda adliyeye karşı işlenen suçlarda kamu davasına katılmayı engelleyen veya diğer bir suç bakımından bir sınırlama getirmemiş, ilke olarak şartların varlığı halinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Ancak kanunda “suçtan zarar gören” ve “mağdur” kavramlarının tanımı yapılmamıştır. Zararın maddi veya manevi olduğu hususunda da bir ayırıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Uygulamada ise “suçtan zarar görme” kavramı “suçtan doğrudan zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulanmaktadır.
Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunda korunan hukuki yarar, sadece adliyenin ve adli makamların korunmak istenmesi düşüncesi ile ceza muhakemesinin en temel kurallarından olan soruşturmanın gizli yapılması değildir. Soruşturma evresinin gizliliğinin ceza adaletinin doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uyulması için bir zorunluluk olduğu, her şeyden önce suçsuzluk karinesinin sağlam tutulabilmesi yönünden de vazgeçilmez nitelikte olduğu, buna uyulmadığı takdirde, ülkemizde ve yabancı ülkelerde örneklerine rastlandığı üzere yargısız infazlar sonucu insanların ızdıraplara sürüklendiği ve suçsuzluk karinesinin lafta kalacağı aşikardır.
Burada kanun koyucu suçun koruma alanının sınırlarını çizerken özellikle iki alana vurgu yapmıştır. TCK’nun 285. maddesinin gerekçesinde, “Medya, suçlar hakkında bilgilenerek halkın bilgi edinme ihtiyacını karşılamak görevindedir.” Ancak “…medya mensupları, bu konularda doğru haber elde edemediklerinde öteden beri devşirilen ve çok kere yanlış olan bilgileri halka yansıtmakta ve insanların en temel hakkı olan suçsuzluk karinesini ihlal etmekte ve soruşturma da zarar görmekte ve delillerin yok edilmesi hususunda, elbette ki istemeden şüphelilere yardım sağlanmış olmaktadır" denilerek medya mensuplarının haber verme hakkının sınırları çizilmeye çalışılmıştır.
Müştekilerin, dosyamızdaki olayda gazetede yapılan yayınla; soruşturma, devamında kovuşturma yapılmadan ve iddialar yargı kararına bağlanmadan, uyuşturucu ticareti yapıldığından bahsedilmesi ile soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunun mağduru ve zarar göreni olmuştur. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davaya katılma kararı vermesi yerindedir.
Dairemizin “Soruşturmanın Gizliliğini İhlal” suçu yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünde olmadığımdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.