Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/9261
Karar No: 2015/8830
Karar Tarihi: 15.06.2015

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/9261 Esas 2015/8830 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/9261 E.  ,  2015/8830 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 21/01/2014
    NUMARASI : 2012/38-2014/16

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, mirasbırakanı İbrahim kayden maliki olduğu dava konusu 134 parsel sayılı taşınmazda yer alan 7 nolu bağımsız bölümünü intifa hakkını üzerinde bırakarak 15.04.1995 tarihinde davalı kızı N.. M..’na satış suretiyle devrettiği, anılan devrin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı; murisin 26.10.2011 tarihinde öldüğü ve geride mirasçı olarak davacı oğlu, davalı kızı ve dava dışı kızı Nilgün ’nun kaldığı anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706., Borçlar Kanunu"nun 213. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 237.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

    ./..

    Hemen belirtilmelidir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; tanık anlatımları ve yapılan araştırmadan hasta ve bakıma muhtaç olan murisin bakımının davalı kızı tarafından yapıldığı, oğlu olan davacının ise murisle ilgilenmediği anlaşılmıştır.
    Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK."nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K.) Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırmaya yönelik olması gerekmektedir. Özellikle davanın kabulü halinde kendisinede pay isabet edecek olan dava dışı diğer mirasçı Nilgün beyanında, evleninceye kadar kendisi, davalı kardeşi ve babasının birlikte oturduklarını, evin maddi yükünün muhasebe şirketinde çalışan ve geliri iyi olan davalının üzerinde bulunduğunu, kendisinin 1992 yılında evlenmesi üzerine babası ile davalının birlikte kalmaya başladığını, murisin tüm ihtiyaçlarını davalı tarafından karşıladığını, davacının herhangi bir katkısının olmadığını, murisin de bu nedenle evi kardeşine devretmek istediğini, ancak davalının karşılıksız almak istemediği için ev eşyaları satın alıp, evde tadilatlar yaptırdığını ayrıca aldığı emekli ikramiyesinide murise verdiğini ifade etmiştir.
    Açıklanan hususlar yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın dava konusu taşınmazı temlikinde gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmayıp, taşınmazı kendisi ile ilgilenip, bakımını yapan kızına duyduğu minnet duyguları sonucu devrettiğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan, akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasındaki fark da tek başına muvazaanın kanıtı sayılamaz.
    Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

    -KARŞI OY-

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir
    Davacı; mirasbırakan babası İbrahim’in tek malvarlığı olan evini aynı konutta birlikte oturduğu kızı davalı Nihal’e 25.10.1993 tarihli vasiyetname ile vasiyet ettiğini, 25.04.1996 tarihinde ise aynı taşınmazı intifa hakkını üzerinde bırakarak satış suretiyle devrettiğini, satışın bedelsiz, mirasçıdan mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
    Davalı, mirasbırakan babasının 1995 yılında paraya ihtiyacı olması nedeniyle bedeli karşılığında evi satın aldığını, maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşıladığını ve taşınmazın tam bedelini ödediğini savunmuştur.
    Mahkemece, mirasbırakanın davalıya yaptığı temlikin muvazaalı olduğu kabul edilerek, tapunun iptali ile davacı miras payı oranında davacı adına tescile karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “ muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf- nitelikli)muvazaa türüdür. İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, hukukumuzda, Türk Borçlar Kanununun 19.(Borçlar Kanunu"nun 18.) maddesinde düzenlenmiş, anılan madde de “ Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esasa alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
    Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan görünüş yaratmak konusunda anlaşmalarıdır. Muvazaada gizli işlem şekle bağlıysa ve bu gizli işleme ilişkin irade açıklamaları şekle uygun yapılmamışsa, görünüşteki işlem yapılırken yasaların öngördüğü şekle uyulmuş olması, gizli işlemdeki şekle aykırılığı gidermez. Bu durumda, görünüşteki işlem tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından sonuç doğurmayacağı gibi, gizli işlem de şekle aykırılıktan dolayı geçersizdir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespiti ve buna dayanılarak oluşturulan tapunun iptalini isteyebilirler.
    Muris muvazaası davalarında, miras bırakanın temlik yapmaktaki gerçek irade ve amacının ortaya çıkarılması esastır.
    Somut olayda , mirasbırakan İbrahim’in 1977 yılında eşinin öldüğü, 1983 yılında oğlu davacı Ahmet’in , 1992 yılında da kızı dava dışı Nilgün’ün evlenerek evden ayrılmasından sonra davalı kızı Nihal ile birlikte yaşamaya başladıkları, maliki olduğu 394 ada 134 parsel sayılı taşınmazda ki 7 nolu bağımsız bölümü Üsküdar 1. Noterliğinde düzenlediği 25.10.1993 günlü vasiyetname ile davalı Nihal’e vasiyet ettiği, aynı taşınmazı bu kez 25.04.1996 tarihinde 84.00.000TL bedelle intifa hakkını üzerinde bırakarak davalı Nihal’e satış suretiyle devrettiği kayden sabittir.

    .../....

    Davaya konu edilen satışın yapıldığı 1996 yılında mirasbırakan İbrahim 76 yaşındadır. Davalı, babasının parasal ihtiyaç içinde olması nedeniyle bedeli karşılığında evi satın aldığını savunmuş ise de, emekli maaşı ve sosyal güvencesi olan İbrahim’in tek mal varlığı olan oturduğu evini satmasını gerektirir çok paraya ihtiyacı olduğu kanıtlanamadığı gibi, davalı tanıkları Nilgün ve Fatma Deniz, davalının eve aldığı eşyalar, yaptığı tadilatlar ve geçim masraflarının evin bedeli sayılarak evin devredildiğini bildirmişlerdir.
    Yukarıda belirtilen ilkeler, tanık beyanları tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; mirasbırakan İbrahim’in tek mal varlığı olan evini 1993 yılında birlikte yaşadığı davalı kızına bırakmak için vasiyetname düzenlediği, aynı taşınmazı 1996 yılında intifa hakkını üzerinde bırakarak satış suretiyle davalıya devrettiği, emekli maaşı ve sosyal güvencesi olan miras bırakanının mal satmaya ihtiyacının olduğu kanıtlanamadığı gibi taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını ileri süren davalının satış bedelini ödendiği savunması da kanıtlanmamıştır.
    Öte yandan; çoğunluk tarafından verilen bozma kararında mirasbırakanın kızı olan davalıya minnet duyguları nedeni ile taşınmaz temlik ettiği kabul edilmiş ise de, davalı tarafından kendisine bakım karşılığı minnet duygusu ile taşınmaz devredildiğinin ileri sürülmediği, kaldı ki davalının 2006 yılında Bozcaada"ya yerleştiği, mirasbırakanın da 2011 yılında İstanbul"da bakımevinde öldüğü, önce vasiyetname düzenlenmesi sonrada intifalı temlikin mirasbırakanın davalıya mal kazandırma konusundaki kararlılığının kanıtı olduğu, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla tek malvarlığı olan evini bedelsiz ve muvazaalı olarak davalıya devrettiği açıktır.
    Belirtilen bu nedenlerle; muris muvazaası iddiasının kanıtlandığı ve davanın esastan kabulünün doğru olduğu, mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, Dairenin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyoruz.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi