
Esas No: 2017/111
Karar No: 2017/237
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/111 Esas 2017/237 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 30.04.2015
Sayısı : 236-129
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı TCK"nun 103/2, 103/3, 103/4, 43, 53, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.04.2015 gün ve 236-129 sayılı resen temyize tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 21.01.2016 gün ve 6904-527 sayı ile onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiş,
Daire Üyeleri A. Aslan ve ...; "Sanık ..."ın suç tarihleri içerisinde üvey kızı olan on iki yaşındaki ...."ya cinsel istismarda bulunmak suçundan mahalli mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün sayın çoğunlukça onaylanmasına karar verilmiş ise de,
Olay tarihlerinde yirmi üç yaşında olan sanığın otuz bir yaşında bulunan müşteki ile 19.09.2012 tarihinde ilk, müştekinin ise üçüncü evliliğini yaptıkları, son bir yılda müştekinin oniki yaşındaki ilk evliliğinden doğmuş kızı mağdure ile birlikte kaldıkları, 23.06.2014 tarihinde sanığın müşteki aleyhine Denizli 2. Aile Mahkemesinin 2014/457 esas sayılı dosyasında boşanma davası açtığı, ayrıca müştekinin kendisini tehdit ettiğinden bahisle Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet ettiği, izleyen 24.06.2014 günü müşteki yaptığı savunmada eşi olan ...."ın "boşanma davası açacağım" diyerek evi terk ettiğini, 3-4 gündür ayrı yaşadıklarını ve kendisini tehdit etmediğini belirtip istismar olayından hiç bahsetmemiştir. Aleyhine boşanma davası açıldığını ve tehdit suçundan şikâyet edildiğini öğrenen müşteki aynı günün akşamı saat 20.45"te sanığın, kızına cinsel istismarda bulunduğunu iddia ederek şikâyetçi olmuş olup mağdure de benzer beyanda bulunmuştur. Müşteki iddiasında kızı olan mağdurenin kendisine sanığın yaptıklarını üst kat komşusu..."ya anlattığını ifade etmesine karşın tanıklığına başvurulan ..."ın mağdurenin bu konuda kendisine bir şey söylemediğini belirttiği, daha sonra 02.07.2014 günü müşteki sanığın kendisinden boşanmasına engel olmak için, mağdure ise annesini sanıktan kıskandığından sanığa iftira attıklarını Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmişler, duruşmada da aynı beyanlarını tekrarlamışlardır. Yine mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığının belirlenmesi esnasında bozulmadığına dair rapor düzenleyen heyete kendisine istismarda bulunulmadığını belirttiği, duruşmada dinlenilen..."nun mağdure ve annesini ilk şikâyetlerini yaptıkları Emniyet Çocuk Şube Müdürlüğüne kendi aracıyla götürdüğünü, burada müştekinin mağdureye ‘Annem yokken bana askıntı oluyordu diyeceksin, gerekirse ağlayacaksın’ diyerek yönlendirdiğine şahit olduğunu belirtmiştir.
Sonuç olarak suçun intikal şekli ve zamanı, müşteki ile sanık arasında husumet bulunması, mağdurenin cinsel organına parmak sokulduğu iddiası üzerine alınan raporda bakire olduğunun tespit edilmesi, ifadelerin tamamen birbirinden tutarsız farklı olması karşısında "şüpheden sanık yararlanır" kuralı gereği ile ayrıca sanığın cezalandırılmasına yeterli delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.10.2016 gün ve 251329 sayı ile;
"...Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden, sanığın işlediği iddia edilen son eylem tarihi olan 20.06.2014 tarihinden dört gün sonra şikâyetçi olunması, ancak bu tarihten önce sanık ..."ın dosyamızın şikâyetçisi olan ... hakkında boşanma davası açmış olması ve ayrıca tehdit suçundan dolayı da şikâyetçi olduğunun görülmesi, mağdure ve şikâyetçinin soruşturma aşamasından sonra verdikleri ifadelerinde sanığa iftira attıklarını belirtmiş olmaları, tanık..."nun karakola giderken şikâyetçi ..."ın kızına iftira atması konusunda öğütte bulunduğunu belirtmiş olması ve yine Pamukkale Üniversitesi tarafından verilen raporun öykü kısmında ‘mağdurenin üvey babasına iftira attığını söylediğinin belirtilmesi’ göz önüne alındığında; sanığın atılı suçu işlediği konusunda mağdurenin sonradan vazgeçtiği beyanları dışında mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığı" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna müracaat etmiştir.
5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 29.12.2016 gün, 11554-8774 sayı ve oyçokluğuyla itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Sanık ..."ın mağdure ..."un üvey babası olduğu, 18.08.2002 doğumlu olan mağdure ..."un sanık tarafından iki yıl boyunca zincirleme şekilde birden çok kez işlendiği iddia olunan eylemlerin başında 10, bitiminde ise 12 yaşının içinde bulunduğu,
Sanık ..."ın 19.09.2012 tarihinde mağdurenin annesi olan şikâyetçi ... ile ilk evliliğini yaptığı, bu evliliğin şikâyetçinin üçüncü evliliği olduğu, sonrasında tarafların mağdure ile birlikte aynı çatı altında yaşamaya başladıkları, ilerleyen süreçte sanık ve şikâyetçinin evliliklerinde sorunlar yaşanmaya başlaması üzerine sanığın 23.06.2014 tarihinde Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde boşanma davası açtığı, 24.06.2014 tarihinde ise Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek şikâyetçinin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını beyan ettiği, bu müracaat üzerine aynı gün kolluk tarafından şüpheli sıfatıyla savunması alınan şikâyetçinin üzerine atılı suçları ikrar ettiği, savunmasının alınmasından yaklaşık üç saat sonra ise şikâyetçinin mağdure ile birlikte kolluğa giderek, sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmesi üzerine sanık hakkında soruşturmanın başladığı,
Denizli Devlet Hastanesi raporuna göre; mağdurenin bakire olduğu, anal muayenesinde kanama, yırtık, akıntı bulunmadığı, tonusun normal olduğu,
Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen 09.07.2014 tarihli rapora göre; mağdurenin kollukta verdiği beyanın ayrıntılı olduğu, yaşı ve zihinsel gelişim düzeyi göz önüne alındığında bu ölçüde detay içeren bir öykünün bireyin kendisi tarafından kurgulanmış olmasının güç olduğu, cinsel istismar eyleminin gerçekleşmiş ya da bir yetişkin tarafından öğretilmiş olmasının mümkün olduğu, ancak bireyin kendisi ifade etmediği sürece beyanın yalan olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, adli tahkikatın önem arz ettiği, mağdurenin ifadesini değiştirmesi konusunda herhangi bir telkin ya da baskı tanımlanmadığı, kendisi ifade etmedikçe beyanını değiştirmesinin bu kapsamda kalıp kalmadığı konusunda kanaate varmanın tıbben mümkün olmadığı; aynı kurum tarafından düzenlenen 13.01.2015 tarihli rapora göre de; mağdurenin maruz kaldığı iddia olunan eylemden ötürü beden ve ruh sağlığının bozulmadığı,
Kolluk tarafından düzenlenen telefon görüşme tutanağına göre; ifadelerde ismi geçen Yusuf Bodurlar"ın 24.06.2014 tarihinde arandığı, yapılan görüşmede sanığın dayısı olduğunu, şikâyetçinin kendisini 4-5 gün önce arayarak sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğunu anlatıp yardım istediğini, bunun üzerine aradığı sanığın istismar olayını kabul etmediğini, şikâyetçiye boşanma davası açtığı için kendisine iftira atıldığını söylediğini beyan ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdure ... kollukta; anne ve babasının boşandıklarını, velayetini alan annesinin yaklaşık iki yıl önce sanıkla evlendiğini, birlikte yaşamaya başladıktan yaklaşık bir ay sonra 2012 yılı Ekim ayı içerisinde annesinin çarşıya gittiğini, evde yalnız kaldığı üvey babasının elbisesini çıkartmadan kalçalarını ve göğüslerini ellediğini, istemediğini söylediği halde dinlemediğini, daha sonra sanığın "Bunları annene anlatırsan anneni ve seni öldürürüm. Kimsenin görmeyeceği karanlık bir yere atarım" dediğini, korktuğu için annesine bu olayı anlatamadığını, annesi evde olmadığı zamanlarda yanına gelen sanığın vücuduna dokunmaya devam ettiğini, daha sonra elini külotunun içine sokarak parmağını cinsel organına az bir şey soktuğunda sanığın elini iterek uzaklaştırdığını, yine annesini öldüreceğini söylediği için bağırıp yardım istemeye korktuğunu, bu şekilde bazen annesi gece uyurken yatağına gelip yanına yatarak, annesi evde yokken de iki defa parmağını soktuğunu, 2012 yılı sonları ya da 2013 yılı başlarında tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte annesi çarşıya gittiği zaman sanığın kendisini yatağa götürdüğünü, üstündeki elbiselerini çıkardıktan sonra kendisinin de soyunduğunu ve cinsel organını cinsel organına sokmaya çalıştığını, yapmamasını söyleyip itmesine rağmen sanığın kendisinden güçlü olduğu için engel olamadığını, fakat sanığın tam olarak cinsel organını cinsel organına sokmayıp dokundurduğunu, bu şekilde annesi evde yokken toplam dört defa kendisini yatağa yatırıp cinsel organını cinsel organına sokmaya çalıştığını ve sonrasında da arkasına geçip cinsel organını poposuna sürttüğünü, ancak sokmadığını, sanığın cinsel organını ve parmağını cinsel organına soktuğu zamanlarda cinsel organından kan gelmediğini, ayrıca sanığın cinsel organından herhangi bir sıvı akmadığını, bu olayların 2012 ve 2013 yıllarında tam hatırlamadığı bir tarihte olduğunu, sanığın kendisine dokunduğunu bir kez annesine söylediğini, bu hususta annesi ve sanığın kavga edip sanığın kendisinden özür dileyerek bir daha yapmayacağını söylemesine rağmen annesi evde yokken sanığın birkaç defa daha yaptığını, 2014 yılında 20.06.2014 gününe kadar sanığın herhangi bir şey yapmadığını, ancak bu tarihte akşam saatlerinde annesi televizyonda dizi izlerken sanığın banyoda boya yaptığını, tuvalete girmek için banyonun önünden geçtiği sırada sanığın cinsel organını gösterdiğini, bunun üzerine tuvalete gitmekten vazgeçip annesinin yanına döndüğünü ve olayı anlattığını, bu sebeple annesi ve sanık arasında çıkan tartışmada sanığın annesini saçından sürükleyip dışarı çıkararak dövdüğünü,
Savcılıkta; sanığın annesiyle ilgilenmesi nedeniyle sanığa iftira attığını, daha önceki ifadesinde yalan söylediğini, annesine sanığın suçsuz olduğunu söylediğinde annesinin "suçsuz olan hiç kimseyi suçlama" dediğini, ifadesini değiştirmesi konusunda kimsenin baskı yapmadığını,
Duruşmada; annesinin sanığa iftira atmasını söylediğini, ancak ne şekilde iftira atacağını söylemediğini, cinsel olarak taciz edildiği yönünde iftirada bulunmanın kendi fikri olduğunu,
Şikâyetçi ... kollukta; sanıkla iki yıl kadar önce evlendiklerini, kızı olan mağdureyi de yanlarına alıp aynı çatı altına yaşamaya başladıklarını, evlendikten sonra işten çıkıp ev hanımlığı yapmaya başladığını, bir yıl kadar önce mağdurenin kendisine evde olmadığı zamanlarda sanığın elbiseleri üzerinden vücudunu ve göğüslerini elleyip cinsel organını göstererek külodu üstünden cinsel organını okşadığını anlattığını, sanığa bu durumu sorduğunda herhangi bir açıklama yapmadığını, bazı zamanlar mağdureyi bıraktığı üst kat komşusu tanık...’ya da mağdurenin yaşadıklarını anlattığını öğrendiğini, ancak bu duruma tam olarak inanmadığını, ayrıca daha önce iki evlilik yaptığından, çevresinden ve akrabalarından çekinerek bu evliliğin de sonlanmasını istemediği için bu olayı hiç kimseye söylemediğini, dört gün önce yine evde bulundukları sırada mağdurenin sanığın aynı şekilde cinsel istismarda bulunmaya devam ettiğini söylediğini, bu sırada işte olan sanığı arayıp mağdureye neden cinsel istismarda bulunmaya devam ettiğini sorduğunu, telefonda tartıştığı sanığın iş çıkışı eve gelip kendisini saçından sürükleyip dövdüğünü, bu olaydan sonra yine polise gidemediğini, olayı çözmesi için sanığın İzmir ilinde ikamet eden dayısı Yusuf’u arayıp sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını, bunun üzerine Yusuf"un kendisine sanık ile görüşeceğini söylediğini, ancak bu güne kadar dönüş yapmaması sebebiyle mağdure ile şikâyetçi olmak için karakola gittiğini, mağdurenin alınan ifadesinden sanığın evlenmelerinden bir ay kadar sonra mağdurenin cinsel organına parmağını soktuğunu ve arkasına cinsel organını sokmaya çalıştığını öğrendiğini,
Duruşmada; sanıkla arasında yaş farkı olduğunu, bu nedenle sık sık sorun yaşadıklarını, ancak daha önce de boşanmış olduğu için yeniden boşanma gibi bir şansı olmadığını, bu yüzden sanık boşanma davası açınca bu iddiaları ortaya attığını, iddialarının sonucunun bu kadar ciddi olduğunu bilmediğini, üzerinde herhangi bir baskı olmadığını, sanıkla sürekli kavga ettiklerinden bir gün sanığın kendisini terk edeceğini öngördüğünü, bu sebeple üst komşusu olan tanık..."ya sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğundan bahsedip tanık kazanmak istediğini, yine ifade vermeye giderken mağdureye nasıl ifade vereceğini arabada tekrar anlattırdığını, mağdureye söylediklerini tanık..."ya neden anlatmadığını sorduğunda "ne söyleyeceğimi bilmediğimden anlatmadım" şeklinde cevap verdiğini,
Tanık ...; şikâyetçi ve sanığın evliliklerinin sorunlu olduğunu, 2013 yılı Nisan veya Mayıs ayı içerisinde şikâyetçinin yanına gelerek sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğunu söyleyip mağdure ile konuşmasını ve bu durumu sormasını istediğini, bunun üzerine mağdure ile baş başa kaldıklarında bu durumu sorduğu mağdurenin hiçbir şey söylemeyip ağlayarak gittiğini,
Tanık...; sanık ve şikâyetçinin komşusu olduğunu, şikâyetçi ve mağdureyi talepleri üzerine polis merkezine aracı ile götürdüğünü, yolda giderken şikâyetçinin mağdureye "annem evde yokken bana askıntı oluyordu diyeceksin, gerekirse ağlayacaksın" şeklinde sözler söylediğini duyduğunu,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; şikâyetçi ile evlendikten sonra şikâyetçinin önceki evliliğinden olan kızı mağdurenin de kendileri ile birlikte kalmaya başladığını, evlendikten sonra şikâyetçinin işi bırakıp ev hanımı olduğunu, 2-3 ayda bir kıskançlık sebebiyle tartıştıklarını, 20.06.2014 tarihinde kendisini arayan şikâyetçiye annesinde olduğunu söylemesi üzerine şikâyetçinin "arabayı eve getir, nereye gidersen git" dediğini, eve gittiğinde de kavga etmeleri üzerine şikâyetçinin saçını çektiğini, 23.06.2014 tarihinde ise boşanma davası açtığını, şikâyetçinin ev hanımı olması sebebiyle devamlı evde durduğunu, mağdure okula giderken kendisinin işten döndüğünü, mağdure ile evde yalnız kalmadığını, boşanma davası açıp savcılığa şikâyette bulunduğu için iftiraya uğradığını savunmuştur.
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
Sanığın aşamalarda istikrarlı şekilde şikâyetçi ile aralarındaki husumet nedeniyle iftiraya maruz kaldığını savunması ve mağdurenin annesi olan şikâyetçi ile sanık arasında adli mercilere yansıyan husumet bulunduğunun anlaşılması, mağdurenin sanığın cinsel organına parmağını soktuğunu ve arkasına geçerek cinsel organını sokmaya çalıştığını iddia etmesine karşın alınan adli raporlarda bakire olduğunun ve cinsel istismara yönelik herhangi bir emarenin bulunmadığının belirtilmesi, şikâyetçi ve mağdurenin kollukta sanığın cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdiğini iddia etmelerine karşın savcılık ve duruşmada sanığa iftira attıklarını söylemeleri, bu bağlamda beyanları arasında çelişkiler olması, mağdurenin sanığa iftira attığına, şikâyetçinin ise nasıl iftira atacağını mağdureye öğrettiğine dair beyanlarının tanık... tarafından desteklendiği gibi Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen 09.07.2014 tarihli raporda mağdurenin cinsel istismara yönelik anlatımlarının bir yetişkin tarafından öğretilmiş olmasının mümkün olduğunun belirtilmesi ve şikâyetçinin, mağdurenin komşuları olan tanık...’ya yaşadığı cinsel istismarı anlattığını beyan etmesine rağmen bu beyanın tanık... tarafından doğrulanmaması karşısında; herhangi bir somut delille desteklenmeyen, aşamalarda değişen ve tanık anlatımlarıyla doğrulanmayan mağdure anlatımlarına itibar edilerek hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün sanık ..."ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına, ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme hükmünün bozulmuş olması nedeniyle, sanığın cezasının infazının durdurulmasına ve tahliyesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21.01.2016 gün ve 6904-527 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2015 gün ve 236-129 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık ..."ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme hükmünün bozulmuş olması nedeniyle, sanığın cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2017 tarihinde yapılan ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 18.04.2017 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.