12. Ceza Dairesi 2018/3963 E. , 2018/9858 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi ses alma cihazı ile kaydetme
2- Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa etme
Hükümler : 1- Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi ses alma cihazı ile kaydetme suçundan dolayı TCK"nın 133/2, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa etme suçundan dolayı TCK"nın 133/3-1, 62/1, 52/2, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi ses alma cihazı ile kaydetme ve kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa etme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık hakkında katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi ses alma cihazı ile kaydetme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK"nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL"ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanun"un Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; 06.02.2018 tarihinde doğrudan hükmedilen 3000 TL"den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Sanık hakkında kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 tarihli ve 2010/7-191-227 saylı kararında vurgulandığı üzere; hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkeme tarafından sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 326 ve 5271 sayılı CMK"nın 307/2. maddeleri uyarınca zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanan bu zorunluluk uyarınca, sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan 18.12.2014 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri üzerine, Dairemizin 28.06.2017 tarihli, 2016/2135 esas, 2017/5583 karar sayılı bozma ilamı ile; “...1- 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik CMK"nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı soruşturma evresinde CMK"nın 253. maddesi uyarınca sanıkla şikayetçi arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmemesi, 2- … sanık ..."in, komşuları olan katılan ... ve tanık Hatice ile yüz yüze yaptıkları aleni olmayan söyleşiyi, katılan ... tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç bulunmadığı halde, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, diğer iki konuşanın bilgisi ve rızası dışında kaydetmesi ve katılanın kocasını aldattığına dair açıklamalarını da içeren bu ses kaydını katılanla aralarında husumet bulunduğu dönemde katılanın kocasına vererek ifşa etmesi biçiminde sübut bulan eylemlerinden dolayı sanık hakkında TCK"nın 133/2 ve TCK"nın 133/3. madde ve fıkraları gereğince ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiği gözetilmeksizin, anılan madde ve fıkralarda birbirinden bağımsız iki ayrı suç düzenlendiği ve sanık, katılan, tanık Hatice olmak üzere üç kişinin konuştukları da nazara alınmaksızın, "...Müşteki Nejla"nın eşi Selman ile aralarında boşanma davalarının devam ettiği sırada sanık ..."in bilerek ve isteyerek müşteki ile aralarında yaptıkları konuşmayı gizlice müştekinin rızası olmadan kayıt altına aldığı, ardından kaydı müştekinin eşine verdiği..." biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle ve " Sanığın işlediği sabit olan katılana yönelik kişiler arasındaki görüşmeleri izinsiz kayıt altına alma ve ifşa etme suçundan dolayı eylemine uyan TCK"nın 133/1-3, 1. cümle maddesi gereğince..." şeklinde, kaydetme fiili açısından suç vasfında yanılgıya düşülerek ve kaydetme fiilinden dolayı ceza tayin edilmeksizin, TCK"nın 133/3. madde ve fıkrası uyarınca temel ceza belirlenmesi suretiyle tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, 3- Kabul ve uygulamaya göre de: a) Temel ceza belirlenirken, TCK"nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı Kanun"un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, b) TCK"nın 51/1-b madde, fıkra ve bendi uyarınca, sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duyup duymadığı irdelenip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, kanundaki ibarelerin tekrarına dayalı soyut gerekçelerle sanığa hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi, c) Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması...” nedenlerine dayalı olarak bozulduğu ve bozmaya uyulmasına karar verildiği halde, bozmanın sanık aleyhine de olması karşısında, 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 326/2. maddesine göre sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti gerekirken, sanığa duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmesi ve sanık müdafiinin beyanının alınması ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.