Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/9977
Karar No: 2010/818
Karar Tarihi: 26.01.2010

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2008/9977 Esas 2010/818 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2008/9977 E.  ,  2010/818 K.

    "İçtihat Metni"

    .............

    Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme, Anayasa Mahkemesi iptal kararını resen dikkate alarak davalı ... şirketi hakkındaki davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü hakkındaki davanın ise yazılı şekilde kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
    Olayda hüküm, temyiz eden davalı sürücü ...’e 28.03.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz ise 11.04.2008 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
    O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak anılan davalı avukatının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
    2-Davacı Kurum avukatının temyizine gelince; dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesindeki “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse,

    -2-
    Esas :2008/9977
    Karar:2010/818

    artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak ulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    Somut olayda, zararlandırıcı trafik sigorta olayının, davalı sürücü idaresindeki tırla sigortalı sürücü idaresindeki kamyonun 01.04.2004 tarihinde çarpışması sonucu meydana geldiği ve kazayı kapsayacak biçimde 14.01.2004 tarihli poliçenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Trafik iş kazası nedeniyle sigorta şirketi aleyhine açılan rücu davası 2918 sayılı Yasanın 109. maddesi hükmü gereğince 2 ve 10 yıllık zaman aşımına tabidir. Eldeki dava, kaza tarihi olan 01.04.2004 tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde 20.06.2007 tarihinde açılmıştır. Öte yandan, 2 yıllık zaman aşımı süresinin başlangıcı davacı Kurumun yetkili organının zarara ve faile ıttıla tarihi olup, zarara ıttıla ise davaya konu gelirlerin onay, masrafların ise sarf ve ödeme tarihlerini ifade eder. Olay, faile ıttıla yönünden irdelendiğinde ise; davalı sürücü hakkındaki ceza mahkûmiyeti kararı 29.11.2005 tarihinde kesinleşmiş ise de davacı Kurum avukatı tarafından 22.11.2007 tarihli celsede failin öğrenilme tarihinin 10.12.2004 tarihli müfettiş rapor tarihi olduğunun ifade edilmesi karşısında, failin anılan tarih itibariyle öğrenildiğinin kabulü gerekir. Hâl böyle olunca, 30.03.2007 onay tarihli ilk peşin değerli gelir ve sosyal yardım zammı bakımından zaman aşımı süresinin söz konusu olmayacağı açıktır. Giderler yönünden ise, sarf ve ödeme tarihleri dikkate alınıp yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde zaman aşımına uğrayıp uğramadıkları kontrol edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle sigorta şirketi hakkındaki davanın zaman aşımı nedeniyle tümden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
    Diğer taraftan, davalı sürücünün %62,5, sigortalı sürücünün %37,5 kusurlu kabul edilmesine ve geçici işgöremezlik ödeneği ile tedavi giderinin %60 istem karşılığının hüküm altına alınmasına dair mahkeme yaklaşımında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, çok sayıda sarf ve ödeme tarihlerinin bulunmasına rağmen geçici işgöremezlik ödeneği için 28.07.2004, tedavi gideri için ise 16.08.2004 tarihinden itibaren faize hükmedilip, anılan giderler yönünden faiz başlangıçlarının sarf ve ödeme tarihleri olduğunun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Kabule göre de, ilk peşin değerli gelirin %60 istem karşılığı 32889,50 TL yerine artışları da içeren gelirin %60 istem karşılığı olan 41811,68 TL’ye hükmedilmesi isabetsiz görülmekle birlikte mevcut temyiz durumuna göre sonuca etkili olmadığından ayrıca bozma nedeni sayılmamıştır.

    -3-.........


    O halde; davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 26.01.2010 gününde oy birliğiyle karar verildi.





    ...........


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi