
Esas No: 2020/159
Karar No: 2021/1076
Karar Tarihi: 01.03.2021
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/159 Esas 2021/1076 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Polatlı ilçesi ...ı köyünde bulunan Hazine’ye ait 272, 1227, 1228, 1534, 1535, 1537, 1540 ve 1500 sayılı parseller, meradan çıkartılarak Hazine adına tescil edilen 1539, 1502 ve 1583 sayılı parseller ile bunların çevresindeki tescil harici bırakılan alanların köy yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere 442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 12. maddesi uyarınca köy tüzel kişiliği adına tescil edildiğini, daha sonra da köy tüzel kişiliği tarafından davalılara dağıtıldığını, ne var ki yeterince hak sahipliği araştırması yapılmadığı gibi 442 sayılı Yasa’nın ek 12. maddesine aykırı olarak Maliye Bakanlığı’nın izni olmaksızın işlemlerin gerçekleştirildiğini, öte yandan 1583 sayılı parselin bir kısmının mücavir alan sınırları içerisinde kaldığını, bu nedenle de 442 sayılı Yasa’nın ek 14. maddesi gereğince Valiliğin teklifi ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın onayının alınması gerekirken bu yükümlülüğün de yerine getirilmediğini, dava konusu taşınmazların yasaya aykırı olarak davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek, yeni oluşan ve davalılar adına kayıtlı dava konusu 129 ada 1, 2, 3, 4, 5, 130 ada 1, 2, 3, 4, 5, 131 ada 2 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazların mera vasfını yitirerek köy gelişim alanı olarak tespit edildiğini, davacı tarafın tescile dayanak yapılan idari işlemin iptaline yönelik dava açmadığını, idari işlem iptal edilmeden dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yapılan işlemlerin 3367 sayılı Yasa’ya ve kamu yararına uygun olduğu, davacı tarafından idari işlemlerin iptali için dava açılmadığı, isteğin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile vekalet ücreti yönünden bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalı ... ve arkadaşları vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taşınmazın aynına ilişkin eldeki davada hükmedilecek vekalet ücreti, dava edilen taşınmazların dava tarihindeki ve harcı tamamlanan değeri üzerinden nispi oranda belirlenmelidir.
Eldeki dava, harçtan muaf olan Hazine tarafından 50.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış ve bu değer üzerinden sonuca gidilmiştir. O halde, davalılar yararına 50.000 TL değer üzerinden nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün (3.) fıkrasındaki "1.320 TL" ibaresinin çıkarılmasına, yerine "5.750, TL" ibaresinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK"nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 438/7. maddesi hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden bir kısım davalılara geri verilmesine, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 01.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.