12. Ceza Dairesi 2018/2863 E. , 2018/9131 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Gizliliğin ihlali
Hüküm : TCK"nın 285/2, 285/4, 62/1, 52/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Gizliliğin ihlali suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında İl Tarım Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapmakta olan şüpheli Mustafa Vedat"ın da olduğu bazı şüpheliler hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan yürütülmekte olan ve 3. Sulh Ceza Mahkemesince 31.01.2012 tarihinde CMK"nın 153/2. madde ve fıkrası gereğince kısıtlama kararı verilen 2012/1089 numaralı soruşturma kapsamında, şüpheli ...."ın 18.06.2012 tarihinde göz altına alınıp, 20.06.2012 tarihinde tutuklanarak, 26.06.2012 tarihinde tahliye edilmesinden önce, 15.06.2012 tarihinde, İl Merkez Jandarma Komutanı olarak görevli sanık ..."in, çeşitli organizasyonlardan dolayı tanıdığı ve HTS kayıtlarına göre sık sık görüştüğü Üniversitesinde öğretim görevlisi olan arkadaşı .... ile bir araya gelip, anılan soruşturmanın içeriği hakkında ona bilgi verdiği, daha önce bir siyasi partiden milletvekili aday adayı olan ve siyasi bir kariyere sahip olmak isteyen ...."in de, kendisine sanık ... tarafından açıklanan bilgilerden hareketle “Merhaba; Bugün saat 14:30 gibi merkez ilçe jandarma komutanı binbaşı mehmet ..., jandarma istihbarat komutanı binbaşı (adını hatırlamıyorum o ikisi çok iyi arkadaşlar). .... beyin tayini çıktı, veda ziyaretine gelmek için aradı çağış karakolundalarmış birlikte geldiler. Sohbet ederken konu yapılan operasyona geldi, işte salınanları ve tutuklananları anlattılar ve bu işin devam ettiğini, pazartesi günü büyük bir ihtimalle il Tarım müdürlüğündeki Vedat beyin alınacağını (bunun çok gizli olduğu ve kimseye söylemememi söyleyerek) dile getirdiler. Ben sadece bu işi neden jandarma yaptı "neden polis yapmadı" diye sordum, bunun üzerine, bana söyledikleri balıkesir valisi ...."ın tercihinin böyle olduğu idi. Neden diye sordum? Dediler ki bizde bundan rahatsızız, hatta bunun sıkıntısını yaşadık çokça, ancak hedefin bu soruşturmaların ...."e ulaşmasıydı dediler, nasıl yani dedim, yani altından .... bey çıksın ve zor durumda kalarak ismi karalansın istedi vali bey dediler. Neden? dedim, derdi ne? Açık ve net Ankara"ya gidiyor, giderken onu harcamış gitmek. Eline ne geçecek sizce? dedim, cevapsız kaldılar...Ve bunun bir yıl önce başladığını, bir yıldır çok yönlü araştırılıp dinlendiğini anlattılar...Ve arkası gelecek dediler, hepsi bu kadar tekrar tekrar bunlar çok gizli olduğunu belirttiler, ben güldüm neden ben dedim biliyorsunuz ben ... Partiliyim ve .... Beyi de sever sayarım benim için önemlidir dedim. Sonra havadan-sudan konuşma geçti hatta araç çağırmadılar şehre ben bıraktım onları, bilginize...” ibarelerini içeren bir elektronik ileti hazırladığı ve 15.06.2012 tarihinde elektronik iletiyi daha önce aday adayı olduğu siyasi partinin il başkanı olan tanık ...."nin elektronik posta hesabına gönderdiği, adı geçen tanığın da söz konusu elektronik iletiyi milletvekili olan .... ile İl Valisi olan ...."a ilettiği, böylece sanık ..."in, soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal ederek TCK"nın 285. maddesinde düzenlenen gizliliğin ihlali suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun"un 2. maddesindeki “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır...” ve CMK"nın 161/5. madde ve fıkrasındaki “...en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.” hükümleri dikkate alınarak, İl Merkez Jandarma Komutanı olarak görevli sanık ..."in, iddia olunan suç tarihinde “en üst dereceli kolluk amiri” olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre soruşturma izni alınması için durma kararı verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanığın, olay tarihinde gizliliği ihlal edildiği iddia olunan soruşturmada doğrudan görev almadığını ve soruşturmanın detaylarını bilmediğini beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin ve sanığın görevinin kapsamının belirlenebilmesi için, söz konusu soruşturma dosyası incelenip, bu hususa ilişkin belgelerin onaylı örnekleri denetime olanak verecek şekilde dosyaya konulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Sanığa isnat edilen gizliliğin ihlali suçu TCK"nın 285. maddesinin 1. fıkrasında, “Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, soruşturma aşamasında alınan ve kanun hükmü gereğince gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğinin ihlâli açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.” şeklinde düzenlemiş ve maddenin 3. fıkrasında fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılacağı ifade edilmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"un 92. maddesi ile yapılan değişiklikle aynı suç anılan maddenin 2. fıkrasında “Soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenerek hapis cezası ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüş; ancak, maddenin 4. fıkrasında suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi değil, kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılacağının belirtilmiş olması karşısında, TCK"nın 7/2. madde ve fıkrasındaki, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gereğince suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden, sanığa TCK"nın 285/2. madde ve fıkrası gereğince 365 gün adli para cezası tayin edilip, hükmedilen cezada aynı Kanun"un 285/4. madde ve fıkrası uyarınca ½ oranında artırım yapılmak suretiyle suç tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme hiç değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.