23. Hukuk Dairesi 2014/3225 E. , 2014/8044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 46. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 21/10/2013
NUMARASI : 2012/211-2013/269
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının taraflar arasındaki KDV hariç aylık net 1.500,00 TL ücret karşılığında mali danışmanlık ve muhasebe işlerinin yürütülmesi konusunda imzalanan sözleşmeyi 20.01.2012 tarihli ihtarname ile feshettiğini, 2009-2010-2011 yıllarına ait ödenmemiş hizmet bedeli + KDV alacakları ve 2012 hizmet bedeli + KDV alacaklarına ilişkin 31.240,00 TL"ni tahsili için yapılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, itirazın iptali ile takibin devamını ve %20 oranında icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacı tarafça gönderilen faturaların ödendiğini, ticari defterlerine göre borçlarının olmadığını, davacının varsa alacağı için herhangi bir talebinin olmadığını, sözleşme feshedilince geriye yönelik alacak talebinde bulunulduğunu savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasındaki sözleşmeye ve taraf şirket temsilcilerinin beyan ve ikrarları ile aylık hizmet bedelinin 1.500,00 TL + 270,00 TL KDV olmak üzere toplam 1.770,00 TL olduğu işbu ücret ile devam eden sözleşme dönemlerinde fesih tarihi 22.01.2012 tarihine kadar bir değişiklik yapıldığının belgelendirilemediği, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 22.01.2012 tarihli ihtarnamesinde sözleşme koşulları doğrultusunda fesih tarihine kadar tahakkuk edecek ücretin davacı yana ödeneceği beyan ve ikrar edildiğinden davacıya fesih ihbarının Şubat 2012 tarihinde tebliğ edildiği, böylece davalının davacıya Ocak 2009 - 2012 dönemi arası 65.490,00 TL ödemesi gerekirken 27.730,00 TL ödeme yaptığı, 37.770,00 TL"lik kalan hizmet bedelinin ödendiğinin yazılı delil ile kanıtlanamadığı gibi harici ödeme iddiası, davalı tarafından davacı yana teklif edilen yemin beyanı ile de ispat edilemediği, davacının icra takip tarihindeki faiz talebinden feragat ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın 31.240,00 TL üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin feragat nedeni ile reddine, asıl alacağın %20"si oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki 15.01.2009 tarihli sözleşmede aylık hizmet bedelinin 1.500,00 TL + KDV olarak belirlendiği, ancak aylık hizmet bedelinin tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre KDV hariç 2009 yılı için 250,00 TL, 2010 yılı Ağustos ayına kadar
500,00 TL ve Ağustos 2011 sonrası için 1.500,00 TL olarak belirlendiği, resmi oda kayıtlarına bu bilginin geçtiği, İstanbul SMMM odasından alınan davacının 2010 yılı mali müşavirlik hizmet bedeli ile ilgili yazıda hizmet bedelinin 500,00 TL olarak bildirildiği belirtilerek davacı vekiline 2009 ve 2010 yılı aylık hizmet bedelinin 1.500,00 TL + KDV olduğu iddiasıyla ilgili yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı vekilince yemin teklif etme hakkını kullanmayacakları belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, 18.07.2013 tarihli celsede davacının 2009 ve 2010 yılı aylık hizmet bedelinin 1.500,00 TL+KDV olduğu yolundaki iddiasını kanıtlayamadığının kabulü gerekirken, isticvap mahiyetinde dinlenen davalı şirket yetkilisinin, sözleşmenin başından feshedildiği tarihe kadar muhasebe ücretinin aylık 1.500,00 TL olduğu, ancak bu bedelin elden ödendiği şeklindeki beyanı doğrultusunda ödeme savunmasıyla ilgili davalı yana yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve davacının bu hususta yemin eda etmesi üzerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ancak 18.07.2013 tarihli duruşmada hazır bulunan davalı vekili, isticvap ile dinlenen davalı temsilcisinin beyanı üzerine yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığında yemin teklif etme haklarını kullanacaklarını beyan ederek ispat yükünü kendi üzerine almıştır.
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.