4. Hukuk Dairesi 2020/1441 E. , 2021/690 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/03/2018 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/02/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince,
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan araç ile seyir halinde iken davalının sevk ve idaresindeki araçla çarpıştığını, kazada davalının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazada ağır bir şekilde yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/05/2011 tarihli ilk kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/11/2012 tarihli ve 2011/11150 Esas-2012/16828 Karar sayılı ilamı ile "... Dava konusu yaralanma nedeniyle sürekli işgücü kaybı olup olmadığı, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak belirlenmelidir. Mahkemece hükme esas alınan rapor, anılan tüzük hükümlerine uygun değildir. Adli Tıp Kurumu"nun ilgili ihtisas dairesinden usulüne uygun biçimde yeniden rapor alınarak, davacının sürekli işgöremezlik durumunun olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar vrilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmuş ve yeniden alınan bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2014 tarihli ikinci kararın yine davalı tarafından temyizi üzerine bu kez 17. Hukuk Dairesi’nin 07/12/2017 tarihli ve 2015/4827 Esas- 2017/11401 Karar sayılı ilamı ile "... Mahkemenin bozmadan önceki kararında, davacı için 58.053,28 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili kararı temyiz etmediğinden, usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak, önceki kararda hükmedilen tazminat miktarından fazlaya hükmedilemez. Bozmadan önce verilen ilk kararda davacıda oluşan maluliyet oranının %52 olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış ve buna göre iş göremezlik tazminatına karar verilmiştir. Anılan kararın davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince; hükme esas alınan maluliyet raporunun yasaya uygun olmadığı, mahkemece yasaya uygun maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünden bozulmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda mahkemece alınan raporda davacıda oluşan maluliyet oranının %42 olduğu belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece, davacıda oluşan %42 maluliyet oranı üzerinden, davacı tarafça temyiz edilmeyen hükümde esas alınan 22.11.2010 tarihli aktüerya raporundaki veriler (2010 yılı asgari ücretleri) esas alınarak hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kazanılmış haklar gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir...." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen 15/02/2019 tarihli son kararda, 17. Hukuk Dairesi’nin 07/12/2017 tarihli bozma ilamındaki hususlar dikkate alınarak ve bozmanın gereği yerine getirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, dava açılmadan evvel, Antalya 9. Noterliği"nin 20/08/2007 tarih ve 21014 yevmiye nolu muamelesi ile 18/07/2007 tarihinde meydana gelen kazadan dolayı davalı ..."nin davacıya 4.200,00 TL ödemede bulunduğu sabit olup, mahkemece verilen 15/02/2019 tarihli son kararda hükme esas alınan 22/10/2018 tarihli aktüerya bilirkişisinin hazırladığı raporda hesaplanan 51.523,43 TL tazminattan davalı yanca davacıya ödenen 4.200 TL’nin mahsup edilmemiş olduğu anlaşılmıştır.
Şu durumda, mahkemece verilen 11/05/2011 ve 19/11/2014 tarihli ilk iki kararda hükme esas alınan bilirkişi raporlarında hesaplanan tazminattan davalının davacıya ödediği yukarıda bahsi geçen 4.200,00 TL’nin mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulmasına, Dairemiz ve 17. Hukuk Dairesi bozma ilamlarında bu hususun bozma konusu yapılmadığı da anlaşılmasına göre, mahkemece verilen 15/02/2019 tarihli son kararda da davacı yararına hesap edilen maddi tazminattan anılan 4.200,00 TL ödemenin mahsup edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş olup, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.