4. Hukuk Dairesi 2020/869 E. , 2021/678 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/03/2014 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil, aksi halde temliken tescil, aksi halde bedel iadesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; bedel iadesi talebi yönünden davanın kabulüne dair verilen 06/03/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil, aksi halde temliken tescil, bunun da mümkün olmaması halinde bedel iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının bedel iadesi isteminin kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, ekonomik sıkıntılar yaşayan müvekkili ...’ın Muş ili Merkez ilçesi Kültür Mahallesi... sayılı taşınmazı davalının babası ...’a işleri düzeldiğinde geri almak üzere devrettiğini, müvekkilinin işleri düzelince davalının babası ile aralarındaki sözleşme gereğince haricen belirlenen bedeli ödediğini, ancak taşınmaz bedelinin tahsil edilmesine rağmen davalının babası ...’un müvekkilini sürekli oyaladığını ve devrin gerçekleşmediğini, bu süreçte taşınmazın... tarafından muvazaalı olarak önce dava dışı oğlu ... ’a ardından da davalıya devredildiğini belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu talebinin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin iyiniyetli hareket ederek taşınmazın kendisine ait olacağı düşüncesiyle malzeme bedelinin tamamını ödeyerek taşınmaz üzerine bina inşa ettiğinden dava konusu taşınmazın temliken tescilini, aksi halde davalının murisi ...’a ödenen bedelin tazminini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/03/2017 tarihli 2016/8538 esas ve 2017/2734 karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar tarafından murislerinin inançlı işlem iddiasının yazılı delil ile ispat edilemediğinden tapu iptal tescil talebinin yerinde olmadığı, yine taşınmaz üzerindeki yapının da taşınmazın davalının murisi...’a satılmasından önce yapılması nedeniyle temliken tescil talebinin reddine karar vermek gerektiği, ödenen bedelin tazmini talebi yönünden ise taşınmazın geri alınması için davacı tarafından 23.000,000 YTL (23.000 TL) ödendiğinin tanık anlatımları ile ispat edildiği, ancak ödemenin 1985 yılında yapılmış olması nedeniyle dava tarihi olan 2014 yılı gözetilerek bedelin uyarlanması yönünden bilirkişi raporu alındığı ve alınan raporun denetime elverişli olduğu, ancak dava dilekçesinde harca esas değerin 10.000 TL olarak belirtildiği gerekçesiyle davacı tarafından ödenen bedele yönelik talebin kabulüne ve 10.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmiş ise de bozmaya aykırı davranılmıştır. Şöyle ki; mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/03/2017 tarihli 2016/8538 esas ve 2017/2734 karar sayılı ilamı ile “HMK"nun 203/a bendinde, senetle ispatın istisnası olarak ‘Altsoy ve üstsoy, kardeşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler’ olarak belirtildiği, somut olayda, davalının murisi Hayrettin"in davacının kayınbabası olduğu, öte yandan tereke borçlarından mirasçıların müteselsilen sorumlu olup bir mirasçıdan talep edilmesinin de mümkün olduğu, davacı kayınbabası Hayrettin"e 30.000,00 TL verdiğini iddia etmiş ise de tanık anlatımları ile anlaşmanın bu miktar üzerinden yapıldığı ancak ödenen paranın 23.000 TL olduğunun ispatlandığı, bu durumda mahkemece, davacının 23.000 TL alacak ve faizi yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece anılan bozma ilamına uyulmakla davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Ayrıca davacılar tarafından taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden eksik harç ikmal edilmiştir.
Şu durumda; mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince 23.000 TL alacağın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.