Abaküs Yazılım
Hukuk Bölümü
Esas No: 2012/258
Karar No: 2013/14

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2012/258 Esas 2013/14 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Bölümü         2012/258 E.  ,  2013/14 K.
  • İMAR PLANINDAN KAYNAKLANAN TAZMINAT DAVASININ, İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞI
  • UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10

"İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

Davacı     : C.A.

Vekili      : Av. D.S.

Davalı     : Ankara Valiliği (İl Özel İdaresi"ne izafeten)

Vekili      : Av. D.O.İ.

Dahili Davalı: Milli Eğitim Bakanlığı

Vekili      : Av. G.S.K.

O L A Y :Davacı vekilince,  müvekkilinin Ankara İli, Mamak İlçesi, Şahintepe Mahallesi, 36531 ada 1 parsel sayılı 7.457m² yüzölçümlü taşınmazın  116/7457 oranında hisse sahibi olduğunu;  taşınmaz üzerindeki sınırlamaların kaldırılarak emsale göre inşaat izni verilmesi talebiyle yapmış oldukları yazılı başvuruya  Belediye"ce verilen 21.10.2009 tarihli cevapta; anılan parselin, Mamak Belediye Meclisinin 19.9.1990 tarih ve 295 sayılı kararı ile onaylanan ıslah imar planı kapsamında kaldığı ve ilgili plan kapsamında Ortaokul+Lise Alanı olarak ayrıldığı, bahse konu ıslah imar planına ait Parselasyon Planlarının hazırlandığı ve Mamak Belediye Encümeninin 16.6.1992 tarih ve 970/1055 sayılı kararı ile onandığının belirtildiği; diğer yandan;  müvekkil de dahil bir kısım şahıslara ait hisselerin kamulaştırılması, gerekçeleri belirtilmek suretiyle ilgili idare olan davalı Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü"nden 24.8.2009 tarihli dilekçeleri ile talep edildiğini, davalı idarece verilen 28.8.2009 tarih ve 2324 sayılı cevapta; üzerinde müvekkil hisselerinin bulunduğu7457 m²yüzölçüme sahip arsa niteliğindeki 36531 ada 1 parselin imar planıyla ilköğretim alanı olarak ayrıldığı ve bu taşınmaz üzerindeki hisselerin kamulaştırılmasının il genelinde belirli bir program dahilinde, aciliyet sırasına göre ancak ileriki yıllarda yeterli ödenek temin edildiğinde başlanılabileceği belirtilmek suretiyle “kamulaştırma” taleplerinin reddine karar verildiği; kamulaştırma taleplerinin ilgili yatırımcı kamu kuruluşu olan davalı idarece reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2009/1363 esas sayısında; plan değişikliği taleplerinin ise Mamak Belediye Başkanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı"nca reddedilmesi üzerine bu işlemlerin iptali istemiyle de Ankara 1. İdare Mahkemesinin 2010/28 esas sayısında taraflarından dava açılmış olduğu, her iki dava dosyası da halen derdest bulunduğu; 3194 sayılı İmar Kanununun 10.maddesinin birinci fıkrasındaki hükümle yasa koyucunun; beş yıllık imar programları sınırları içerisinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerlerin program süresi (5 yıl) içinde kamulaştırılması gereğini emredici bir şekilde kurala bağladığı; müvekkil hissesinin içinde bulunduğu 36531 ada 1 parsel numaralı taşınmazı da kapsayan İmar planının kesinleştiği 1990 yılından itibaren 5 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen; ilgili yatırımcı kamu kuruluşu olan davalı idarece tahsis amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmediği, diğer yandan; bahse konu taşınmazın müvekkilin tasarrufuna bırakılması ile emsale göre inşaat izni verilmesi yönünde dava dışı Mamak Belediye Başkanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı"ndan plan değişikliği talep etmelerine rağmen bu taleplerinin de anılan idarelerce kabul görmeyerek reddedildiğini; belirtilen nedenlerle müvekkilin mülkiyet hakkı süresi belirsiz şekilde kısıtlanmış olduğundan fiilen el atılmamış bile olsa taşınmaz bedelinin davalı idarece müvekkile ödenmesinin gerektiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/5-662 E. 2010/651 K. sayılı ilamında ve  bu ilamından sonra, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince verilmiş olan 10.3.2011 tarih ve 2010/21713 E. 2011/4198 K. sayılı ilamda; "(..)Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benzer konudaki 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetilerek, imar planında park ve yol olarak ayrılan taşınmaza fiilen el atılmamış olsa dahi 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle taşınmaz bedeli ödenmelidir" denildiği ve bu suretle davalarının haklılığının sübuta erdiği ifade edilerek;   fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla; davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atılan bahse konu taşınmazdaki müvekkile ait hissenin davalıya devri ve bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle, adli yargı yerinde dava açmıştır.

Davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı vekili,  süresinde verdiği dilekçesinde,  imar mevzuatından kaynaklanan davanın idare mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğinden bahisle, görev itirazında bulunmuştur.

ANKARA 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 5.4.2012 gün ve E:2011/348 sayı ile, uyuşmazlığın kamulaştırmasız el atma olarak değerlendirildiği gerekçesiyle yargı yolu itirazının reddine karar vermiştir.

Davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin,  idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı"na gönderilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti"de, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari eylem" olarak tanımlandığı;  bu tanıma göre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8’inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü kararında, fiili el atma olmadan da hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiği ileri sürülmek suretiyle, imar planında lise alanı olarak ayrılan taşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesinin istenildiği; davalı idarelerin yazı ve savunma dilekçelerinden de, anılan taşınmaz üzerine henüz yapılmış bir okul bulunmadığının anlaşıldığı; bu bilgiler karşısında; davanın, davacının taşınmazının, imar planında okul alanına ayrılması hadisesi sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığı sonucuna ulaşıldığı; dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın, taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak; bu sonuç ya da sonuçların, yukarıda da söylenildiği üzere, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmazın okul yeri olarak gösterilmesinden; bu planda öngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarenin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 12 ve 13"üncü maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin, anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bu bakımdan; hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdari Yargı"nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmadığı; dolayısıyla; davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altına alınması istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 2"nci maddesinin 1"inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesinin gerektiği; açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasa"nın 10"uncu maddesi uyarınca davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı"nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.

YARGITAY CUMHURIYET BAŞSAVCISI; Anayasa"nın 125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 2/1-b maddesi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari dava türleri arasında sayılmış olduğu; dava konusu uyuşmazlıkta, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında bir işleminin bulunmaması karşısında, davanın anılan Kanun"un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası niteliğinde olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı; uyuşmazlık konusu işlemde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onaylanan 1/1000 ölçekli imar planları doğrultusunda okul alanı olarak ayrıldığı, ancak, dava tarihine kadar herhangi bir kamulaştırma işlemi ya da fiilen el atma bulunmadığı, davaya konu idari eylemin, 3194 sayılı İmar Kanunu"nun arazi ve arsa düzenlenmesine ilişkin 18. maddesinin uygulamasından kaynaklanmakta olduğu, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı Kanun"un 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği;  bu nedenle, Danıştay Başsavcılığının 2247 sayılı Yasa"nın 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ile Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/348 esas sayılı görevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 14.1.2013 günlü toplantısında::

l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa"nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, Davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı"nca, 10. maddede öngörülen biçimde “davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden” olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, davacının hissedar olduğu taşınmazına imar planında ortaokul+lise alanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle,  fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla;  taşınmazın bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.

                3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinde;  “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.

                a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.

                b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.

                Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar.

                Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.

                Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.

                İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir.

                c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.”  hükmü;

Aynı Kanun"un 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re"sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.

Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

                Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yer almıştır.

Dava dosyasında bulunan, Mamak Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü"nün  22.3.2012 gün ve ...277 sayılı yazısında; “Belediyemiz Şahintepe Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 36531 ada 1 parsel ile ilgili olarak; 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleşme tarihi ile 3194 Sayılı Yasanın 10. maddesinin amir hükmü gereği 5 yıllık imar programı hazırlanıp hazırlanmadığı, hazırlanmış ise tahsis yapılan idarenin görüşünün alınıp alınmadığı hakkında bilgi talep edilmektedir. Yapılan incelemelerde, 36531 ada 1 parseli de içine alan bölgeye ait 1/1000 ölçekli ıslah imar planının Mamak Belediye Meclisi’nin 19.9.1990 gün 295 sayılı kararı ile onaylandığı; bu ıslah planında parselin emsal=0,70 yapılaşma koşulu ile “ortaokul+lise” kullanımına ayrıldığı, Mamak Belediye Meclisi’nin 30.10.1991 gün 306 sayılı kararı doğrultusunda sosyal donatı alanlarında emsalin 0,10 oranında artırılması sonucunda, 36531 ada 1 parseldeki okul alanının emsalinin de E=0,80 olduğu, 24.08.2009 tarihinde, 36531 ada 1 parselde hissesi bulunan şahıslar adına Av. Dursun Sakıncı tarafından Başkanlığımıza yapılan başvuruda; beş yıllık süre zarfında kamulaştırmanın yapılmamasından dolayı mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle, parsel üzerindeki kısıtlamanın kaldırılması için gerekli plan değişikliğinin yapılmasının talep edildiği, İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin ilgili maddesi uyarınca; bu talep doğrultusunda ilgili yatırımcı kuruluş olan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden konu hakkında görüş istendiği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 05.11.2009 gün B.08.4.MEM.4.06.00.35.700/2676 sayılı yazısında: “kamulaştırma işlemleri, il genelinde öğrenci yoğunluğuna dayalı olarak belirli bir program dahilinde aciliyet sırasına göre yapılmakta olup, söz konusu arsa, ileriki yıllarda ödenek temin edildiğinde, yatırım programında değerlendirilecektir.”, görüşüne yer verildiği, diğer taraftan Başkanlığımızca yürütülen çalışmalar sırasında ıslah imar planı ile parselde saçak seviyesinin belirlenmediği; ayrıca, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 01.11.1999 gün 715/3951 sayılı yazısı ile Ankara genelindeki okul alanlarının tümü için, 7000 m²ye kadar olan arsaların inşaat yoğunluklarının E=1,20, 7000 m²den büyük olan arsaların inşaat yoğunluklarının E=1,00 olmasının talep edildiğinin saptandığı, Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda, 36531 ada 1 parselde yapılaşma koşullarının yeniden belirlenmesi amacıyla hazırlanan 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinin Mamak Belediye Meclisi’nin 08.01.2010 gün ve 68 sayılı kararı ile uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 14.05.2010 gün 1519 sayılı kararı ile onaylandığı, söz konusu plan değişikliğinin 11.06.2010-12.07.2010 tarihleri arasında bir ay süre ile askıya çıkarıldığı, yasal askı süresi içinde herhangi bir itirazla karşılaşılmadığından 36531 ada 1 parsele ait imar planı değişikliğinin askı bitim tarihi olan13.7.2010 tarihinde kesinleştiği, söz konusu plan değişikliği ile 36531 ada 1 parselin kullanım amacının “ilköğretim+lise alanı” olarak belirlendiği…” belirtilmiş; Milli Eğitim Bakanlığı"nın savunma dilekçelerinde ise, dava konusu işlemin 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca arazi ve arsa düzenlemesi kapsamında tesis edildiği, imar uygulaması sonucu alınan kamu paylarından oluşturulan 36531 ada, 1 parselin imar planında okul yeri olarak ayrılmış olması nedeniyle açılan tam yargı davasının 2577 sayılı Yasanın 2/1-b maddesi kapsamında idari yargı yerinde görüleceğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.

                Olayda,  davacının hissedar olduğu taşınmazın imar planıyla okul alanı kullanımında kaldığı, tapu kaydı üzerine kamulaştırma şerhi konulmasına rağmen kamulaştırılmadığı, taşınmaz üzerinde düzenleme yapılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,  belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin görev itirazının, Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ   : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 5.4.2012 gün ve E:2011/348 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 14.1.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi