Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/350
Karar No: 2017/179

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/350 Esas 2017/179 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/350 E.  ,  2017/179 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Günü : 23.11.2011
    Sayısı : 673-985

    Sanık ..."nın 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 2. cümleleri ile TCK’nun 62, 52/2 ve 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 660 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK"nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine ilişkin Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2011 gün ve 673-985 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 18.12.2014 gün ve 5223-21636 sayı ile;
    "5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan doğan ve kamu zararı olarak kabul edilen "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler" toplam tutarının, sanık tarafından giderilmediği cihetle, 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından, tayin edilen ceza bakımından sanığın adli sicil kaydında görünen ve engel oluşturmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kaydın esas alınması suretiyle CMK"nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozma sebebi yapılmayarak ve sanık hakkında TCK"nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bir karar verilmemiş ise de, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu durumun infaz aşamasında dikkate alınmasının mümkün bulunduğu" açıklamasıyla onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir.
    Daire üyesi O. Koçak, "CMK.nun 231. maddesinin uygulanmaması ile ilgili gerekçenin yasal olmadığı gözetilerek hükmün bu yönden bozulması gerektiği...” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.01.2015 gün ve 57974 sayı ile;
    "...İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık, 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir
    İtiraz konusunun değerlendirilmesi için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun niteliği ve uygulanma koşullarının tespiti gerekmektedir.
    5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlar ile gerçekleştirilen değişiklikler sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
    a) Suça ilişkin;
    1- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmeli ve hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olmalıdır.
    2- Suç, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alman inkılâp yasalarında yer alan suçlardan bulunmamalıdır.
    3- 01.03.2008 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ise, suçun ayrıca 3713 sayılı Kanun ile 1632 sayılı Kanun kapsamında yer alan suçlardan olmaması gerekmektedir.
    b) Sanığa ilişkin;
    1- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
    2- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
    3- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
    4- Sanığın bu kurumun uygulanmasını kabul etmesi,
    Koşullarının varlığı gerekmektedir.
    Tüm bu koşulların bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarından birisi de, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunmasıdır. Nitekim, CMK’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için "sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması gerektiği" düzenlemesine yer verilmiştir.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanığın adli sicil kaydında yer alan Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2011 gün ve 178-420 sayılı ilamının kamu davasının kesin hükme bağlanmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ilişkin bulunması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarından birisi olan, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunma şartı sanık hakkında gerçekleşmiş olup yerel mahkemece sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin olarak "kasıtlı bir suçtan mahkûm olmuş olması" şeklinde gösterilen gerekçe usul ve kanuna aykırıdır.
    Ayrıca mahkemece, "Sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dikkate alınarak, cezanın ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkemede olumlu kanaat oluştuğundan, sanığa verilen hapis cezasının TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği de gözetilerek.
    Mahkemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediği hususunda, yasada öngörülen ölçütleri de göz önünde bulundurarak yeni bir değerlendirme yapması zorunludur.
    ...Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.12.2014 gün ve 5223-2136 Karar sayılı onama kararının kaldırılması ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün yukarıda arz olunan nedenlerle bozulmasına karar verilmesi,..." gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.02.2015 gün ve 2231-10664 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin yerel mahkemece gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    20.09.2011 tarihli olay yeri tespit tutanağına göre; Kilis ili, ... köyü, .... Deresi mevkiinde bulunan Suriye sınırından Türkiye"ye kaçak hayvan geçirileceği ihbarı üzerine KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince söz konusu yerde yapılan araştırma esnasında sanık ..."nın, mayınlı bölgeden kulak küpeleri bulunmayan 97 adet koyun ve 14 adet keçi olmak üzere toplam 111 adet küçükbaş hayvanı geçirirken yakalandığı,
    Soruşturma evresinde düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında; kamu zararına ilişkin gümrük vergileri toplamının 110.635 Lira olduğunun belirtildiği,
    Mahkemece 29.09.2011 tarihinde yapılan keşifte bilirkişinin, suç tarihi itibarıyla piyasada koyunların tanesinin 350 Lira, keçilerin ise 250 Lira olduğunu ifade ettiği,
    Sanığın adli sicil kaydında; Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesince 15.04.2011 gün ve 178-420 sayı ile 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen ve 15.06.2011 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu,
    Mahkemece 23.11.2011 tarihli ilk oturumda sanık ve müdafıinin huzurunda soruşturma evrakının okunduğu, sanığın; suça konu hayvanları Kurban Bayramında satmak için Gaziantep pazarında Şahin isimli şahıstan aldığını, yakalandığı yerin sınıra yaklaşık 2-2,5 km uzaklıkta olduğunu savunduğu ve ceza verilecekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece aynı oturumda hüküm kurulduğu,
    Yerel mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmama gerekçesinin; ""...Sanığın mahkûm olduğu suç, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik CMK’nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına tabi olsa da, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması gerekip (sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gözetilerek) bu şart oluşmadığından...” şeklinde gösterildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi ile uygulanma şartlarının üzerinde durulması gerekmektedir.
    5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346–25 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
    Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin 8. fıkrasına 28.06.2014 gün ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
    5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
    1) Suça ilişkin olarak;
    a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
    b- Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
    2) Sanığa ilişkin olarak;
    a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,
    b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,
    c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
    d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
    e- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
    Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
    Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
    5271 sayılı CMK’nun 231/6-b maddesindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından birisi de, suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesidir. Burada kastedilen maddi zarar olup manevi zarar bu kapsamda değerlendirilmemelidir.
    Maddi zararın bizzat sanık tarafından giderilmesi gerekmeyip sanık adına ancak onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle karşılanması da mümkündür. Suçun işlenmesiyle herhangi bir zararın doğmadığı ya da zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlar yönünden ise bu şart aranmayacaktır.
    Zarar belirlenirken hâkim, ceza muhakemesinde şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini göz önünde bulundurarak, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla tespit etmeye çalışmamalıdır. Zira CMK"nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde bir şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararın kalan kısmına hükmedilmesini istemesine engel değildir.
    Zararın herhangi bir araştırma yapılmaksızın herkes tarafından kolaylıkla belirlenebile- ceği durumlarda sanığın, zarar görenin talebi veya mahkemenin ihtarı olmaksızın kendiliğinden zararı gidermesi gerekmektedir. Bunun yanında, bazı olaylarda, zararın tespiti teknik bilgi gerektirdiğinden, ancak konusunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla belirlenebilmektedir. Bu gibi durumlarda zararın miktarı hâkim tarafından belirlenemiyorsa, bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve zararın karşılanması konusunda iradesini gösteren sanıktan belirlenen bu miktar zararı giderip gidermeyeceği açıkça sorulduktan sonra, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı tartışılmalıdır.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaydaki uyuşmazlık bakımından kaçakçılık suçlarında kamunun uğradığı zararın giderilmesi şartının nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiği hususunun ayrıca ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
    5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesinde kamu zararı; "mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması" şeklinde tanımlanmıştır. Kaçakçılık suçlarında suça konu eşya gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ya da aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal veya ihraç edildiğinden gümrük idaresi veya başka idarelerce eşyanın ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan gümrük vergileri tahsil edilemediği veya eksik tahsil edildiğinden kamunun zarara uğradığı açıktır. Bu nedenle kaçakçılığa konu olan eşya, yasal olarak ithal ya da ihraç edilseydi alınması gerekip de alınamayan gümrük vergileri, kaçakçılık suçlarında kamunun uğradığı zarar olduğu kabul edilmelidir. (Seyfettin Çilesiz, İçtihatlı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Açıklaması, 3. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 26; İhsan Baştürk, Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2012, s. 475) Nitekim kaçakçılık suçlarına bakan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.
    Öte yandan kaçakçılık suçunun işlenmesiyle kamunun mahrum kaldığı gümrük vergi tutarının belirlenmesi teknik bir konu olup, yıllara göre değişkenlik arz eden ve eşyaların niteliğine göre farklı tarife ve cetvellere tâbi bulunan bu tutarın herkes tarafından kolayca belirlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle gümrük idaresince alınması gerekip de alınamayan gümrük vergileri hesaplattırılmalı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanığa bu miktar bildirilip zararı karşılayıp karşılamayacağı açıkça sorulduktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmelidir.
    Diğer taraftan, CMK"nun 231. maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki; "altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen giderilmesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir" şeklindeki düzenleme uyarınca, zararın denetim süresi içinde taksitler halinde ödenmesine karar vermek suretiyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verme imkânı bulunmaktadır. Ancak bu ihtimal, Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün ve 91-212 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın zararın tamamını giderme yönündeki samimi iradesine karşın, zarar miktarının derhal ödemeyi imkânsız kılacak şekilde büyük olması ve failin ekonomik durumu gibi nedenlerle zararın bir defada karşılanamaması hallerinde söz konusu olabilecektir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ve müdafiin, kaçakçılığa konu küçükbaş hayvanların yıllara göre değişkenlik gösteren gümrük vergilerinin miktarını, teknik bir konu olması nedeniyle basit bir araştırmayla öğrenmelerinin mümkün olmadığı, kamu zararının 110.635 Lira olduğuna ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının sanığa savunmasının alındığı 23.11.2011 tarihli oturumda okunduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanığa mahkemece, zararı karşılayıp karşılamayacağının açıkça sorulması ve ödeme iradesini bildirmesi hâlinde ödeme için imkan tanınması gerekirken bu hususlara riayet edilmeden aynı oturumda hüküm kurulduğu gözetildiğinde, bu aşamada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından olan "suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" koşulunun gerçekleşmediğinden söz edilemeyeceği, denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine ilişkin düzenlemenin ise 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, sanığın adli sicil kaydında bulunan kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, yargılamaya konu suç tarihi itibarıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel oluşturmayacağı gözetildiğinde; yerel mahkemece "...hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması gerekip (sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gözetilerek) bu şart oluşmadığından" şeklinde gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olmadığı kabul edilmelidir.
    Sanık hakkında TCK"nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmemesinin bozma nedeni yapılıp yapılmayacağı hususuna gelince; 5271 sayılı CMK"nun 223. maddesinin 5. fıkrasında, yüklenen suçun sabit olması halinde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verileceği, 6. fıkrasında ise, yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunacağı öngörülmüştür. Görüldüğü gibi, mahkûmiyet halinde, mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirlerinin uygulanması gereken hallerde buna da hükmolunması esasen zorunludur. Ancak, mahkûmiyetin kanuni sonucu olması ve kazanılmış hakka konu olmaması nedeniyle infaz aşamasında her zaman uygulanması mümkün olduğundan bu hususa ilişkin eksiklik tek başına bozma nedeni olarak değerlendirilmemekte ve uygulamada eksikliğe işaret edilmekle yetinilmektedir. Hükmün bir başka nedenle bozulması halinde bu hususun da bozma nedenlerine ekleneceği açıktır. Somut olayda, yerel mahkeme hükmünün, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden bozulması nedeniyle, TCK"nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmemesinin de bozma nedeni yapılması gerekmektedir.
    Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi ve sanık hakkında TCK"nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.12.2014 tarih ve 5223-21636 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2011 gün ve 673-985 sayılı mahkûmiyet hükmünün, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi ve sanık hakkında TCK"nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,
    4-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2017 tarihinde yapılan müzakerede yeterli çoğunluk sağlanmadığından, 21.03.2017 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi