Abaküs Yazılım
Hukuk Bölümü
Esas No: 2015/974
Karar No: 2016/22

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2015/974 Esas 2016/22 Karar Sayılı İlamı

 

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS    NO  : 2015 / 974

           KARAR NO  : 2016 / 22

           KARAR TR  : 25.01.2016

ÖZET : Davacının er  olarak  askerlik  görevini  yaparken  ve  görev  yaptığı sırada sivil plakalı aracın çarpması sonucu yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülen manevi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

                                                          

 

 

 

 

 

 

 

K  A  R  A  R

 

            Davacı             : N.K.

          Vekili                : Av. H. Ö.

            Davalı             : İçişleri Bakanlığı

            Vekili              : Av. B. E. A.

                                  

O L A Y       : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Ağrı İl Jandarma Komutanlığında J.Er olarak görev yaptığı sırada kaza yapan araçta bulunanlara yardım için olay yerine gittiklerinde 02 KL 747 plakalı araç sürücüsünün yolun dışında duran davacıya ve bir başka askere çarparak davacının yaralanmasına, diğer askerin ise şehit olmasına yol açtığını, sağ tibia kırığı oluşan davacının sağlam olarak askerlik görevine başladığını, meydana gelen kazadan dolayı çalışma gücünü kaybettiğini, bu sebeple 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.

ANKARA ASLİYE 2. TİCARET MAHKEMESİ: 13.11.2013 gün, E:2013/702, K:2013/578 sayı ile, meydana gelen olay sırasında davacının Diyadin İlçe Jandarma Komutanlığında er olarak görevli iken meydana gelen bir trafik kazasında yaralananlara müdahale ettikleri sırada yol kenarında bulunurken bir aracın çarpması sonucu yaralandığı, davalı idarenin sorumluluğuna ilişkin davanın idari yargının görev alanına girdiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110.maddesinin bu davada uygulanamayacağı, bu maddede işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğinin düzenlendiği, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın işleteninin veya sahibinin devlet ve diğer kamu kuruluşları olmadığı, bu sebeple HMK"nun 114/1-b maddesinde düzenlenen yargı yolunun caiz olması dava şartı bulunmadığından davanın aynı Kanunun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle açılan davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

 Yargıtay 17. Hukuk Dairesi: 29.6.2015 gün, E:2014/2894, K:2015/9232 sayı ile, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile hüküm fıkrasının davacı aleyhine vekalet ücretine ilişkin bendinin hükümden çıkartılarak yerine "AAÜT"nin 7.maddesi uyarınca 1.320,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

            Davacı vekili davalı İçişleri Bakanlığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 25.000,00 TL manevi tazminat istemiyle askeri yargı yerinde dava açmıştır.

            ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRESİ: 21.10.2015 gün ve  E:2015/1631, K:2015/1662  sayı ile özetle, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110’uncu maddesinde yapılan değişiklik gereğince davacı tarafından Mahkemelerinde açılan bu davanın görev ve çözüm yerinin mahkemeleri olmayıp adli yargı yeri olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

Davacı vekili Askeri ve Adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi isteminde bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 25.01.2016 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2247 sayılı Yasa"nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, askeri idari yargı dosyası ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi"ne gönderildiği anlaşılmakla, manevi tazminat istemi yönünden usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Abdullah ER ile AYİM Savcısı Hüsnü ERCAN’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, davacının  er  olarak  askerlik  görevini  yaparken  ve  görev  yaptığı  sırada sivil plakalı aracın çarpması sonucu yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülen manevi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazmini istemiyle açılmıştır.

2918 sayılı Kanunun 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “ İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu yasadan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” denilmiş olup, geçici 21.maddesinde ise “ Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz. ” denilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının Ağrı İl J.K.’lığına bağlı Diyadin İlçe J.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 26.1.2012 tarihinde verilen bir emir üzerine Diyadin yol ayrımından sonra Doğubeyazıt istikametine doğru 300 m. yoldan çıkarak kaza yapan İran plakalı araçta bulunanlara yardım amaçlı olay yerine gidildiğini, yardım faaliyetinin bitmesine müteakip olay yerinden ayrılmaya hazırlanırken Ağrı-Doğubeyazıt istikametine doğru giden 02 KL 747 plakalı aracın çarptığı ve bu çarpma neticesinde davacının yaralandığını ve bir arkadaşının da şehit olduğunu, daha sonra sevk edildiği askeri hastanelerde tedaviler gördüğünü ve 9.2.2012 tarihinde “C/59’a uyar sağ tibia kırığı” nedeniyle 2 aylık hava değişimi raporu verildiğini, böylece sağlam olarak gittiği askerlik hizmeti sırasında yaralandığını, bu nedenle oluştuğu öne sürülen zararlarının davalı idarece karşılanmasını talep ederek dava açtığı anlaşılmıştır.  

Yukarda belirtilen yasal düzenleme karşısında, 2918 sayılı Kanun’un Geçici 21.maddesi nazara alındığında, davacının, uyuşmazlığa konu olaya ilişkin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne dava açtığı tarih 1.9.2015 olup, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinin 1.fıkrasının göreve ilişkin hükmü yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bir dava bulunmadığından, 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinin somut olaya uygulanacağı tartışmasızdır. 

2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)

Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.

Bu durumda,  2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 13.11.2013 gün, E:2013/702, K:2013/578 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.01.2016 gününde Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

 

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

 

 

Üye

Yüksel

DOĞAN

 

 

 

 

KARŞI OY

 

 

 

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği tartışmasızdır.

Bakılan uyuşmazlıkta Ağrı İl Jandarma Alay Komutanlığında jandarma er olarak görev yapan davacı, içinde yer aldığı trafik timinin görev bölgesi içinde meydana gelen bir trafik kazasında yaralananlara müdahale ettikleri sırada başka bir aracın çarpması sonucu yaralandığını, sürekli işgücü kaybına uğradığını, uğranılan zararın kamu hizmetinin yerine getirilmesi esnasında meydana geldiğini, idarenin kusurlu yada kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazminle yükümlü bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına karşı dava açmıştır.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu"nun 4 üncü maddesi ile, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olarak silahlı kuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Genel Kurmay Başkanlığına; emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerinin ifası yönünden İçişleri Bakanlığına bağlanmış ve Jandarma Genel Komutanı, Bakana karşı sorumlu kılınmıştır.

Anılan 2803 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, jandarmanın genel olarak görevlerinin a)Mülki, b)Adli, c)Askeri ve d)Diğer görevler olduğu belirtilmiş ve mülki görevleri “emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak, kollamak” şeklinde tanımlanmış olup, buna göre, Jandarma Trafik Timinde görevli jandarma erinin trafik düzenini sağlama görevi jandarmanın mülki görevleri arasında bulunmaktadır.

Sayın çoğunluk, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden görüşüne hukuki dayanak olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110/1 madde hükmünü esas almıştır.

11.01.2011 gün 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine eklenen 1. fıkra ile "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.

Yapılan bu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa"dan doğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların neden olduğu zararlara ilişkin olanları da dâhil olmak üzere adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisi olmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasını önlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

Sayın çoğunluk görüşünün aksine eldeki uyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır.

Zira, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzere yasa motorlu araçların işletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somut olayda davalı idare, trafik kazasına karışan aracın ne sahibi ne de işletenidir.

Bu bağlamda asker kişi olan davacının ifa ettiği görevin 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 7/c maddesinde belirtilen ""askeri görev"" lerden olmayıp, aynı Kanunun 7/a,d maddelerinde belirtilen ""mülki ve diğer görevler"" den olduğu anlaşılmakta olup, ifa edilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında uğranılan zararın tazmininin amaçlanmış olması karşısında, idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnada kişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tespiti suretiyle idare hukuku kurallarına göre çözümlenebileceği açıktır.

Davanın çözümünde idari yargı yerlerinden hangisinin görevli olduğuna gelince;

Anayasa’nın 157. ve 1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesine göre, bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için; dava konusu idari işlem ya da eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi“ ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Olayda, idari eylemden dolayı zarar görenin asker kişi olduğunda tartışma yok ise de, tazminatın konusunu oluşturan zararın jandarmanın mülki görevi esnasında olması nedeniyle, yürütülen hizmetin niteliğinin askeri hizmete ilişkin olma koşulunu sağlamaması karşısında, davaya bakma görevi, AYİM’e değil, idare mahkemesine ait bulunmaktadır.

Her ne kadar, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı üzerine kendine gelen davayı incelediği sırada AYİM’ce, davaya bakma görevinin görevsizlik kararı veren adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi uyarınca başvuruda bulunulması nedeniyle ortada adli ve askeri yargı yerleri arasında doğmuş bir görev uyuşmazlığı bulunmakta ise de; 2247 sayılı Yasanın 1. maddesine göre, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan Uyuşmazlık Mahkemesinin, davanın çözümü görevinin aralarında uyuşmazlık doğan yargı yerleri dışındaki üçüncü bir yargı düzenine ait olduğunun saptanması halinde de, bu yargı yerinin görevli olduğunu belirleyebileceğinin kabulü gerekir. Bu durum, kamu düzeninden olan görev sorununu kesin olarak çözümlemek ve bu suretle, davaya görevli olmayan yargı yerlerince bakılmasını önlemek şeklindeki Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun bulunmaktadır.

Belirtilen durum karşısında ve yukarıda açıklanan nedenlerle, jandarma erinin mülki görevlerinden olan yol emniyet ve kontrolü devriyesi sırasında uğranılan zarardan dolayı idareye karşı açılan tazminat davasının görüm ve çözümünde genel idari yargı yeri görevli olduğundan, uyuşmazlıkta adli yargıyı görevli kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

 

 

Üye

Süleyman Hilmi AYDIN

 

 

 

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi