
Esas No: 1997/35
Karar No: 1997/33
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 1997/35 Esas 1997/33 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Bölümü 1997/35 E. , 1997/33 K.- İMAR PLANINDA KAMU HIZMETINE AYRILAN ARSASINA KAÇAK TEMEL INŞAATI YAPAN VE IMAR UYGULAMASI SONUCUNDA KENDISINE IMARLI BAŞKA BIR ARSA TAHSIS EDILMIŞ OLAN DAVACIYA, SÖZ KONUSU KAÇAK TEMEL INŞAATI NEDENIYLE UĞRADIĞI ZARARIN TAZMINAT OLARAK ÖDENIP ÖDENMEYECEĞINE ILIŞKIN BULUNAN DAVANIN, IMAR MEVZUATI HÜKÜMLERINE GÖRE IDARI YARGI YERINCE ÇÖZÜMLENMESININ GEREKTIĞI HK.
- UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 19
- KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 26
- KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 14
- İMAR KANUNU (3194) Madde 18
"İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.
Davacı : R.Y. Vekili : Av. M. M.K. Davalı : Kahramanmaraş Belediye Başkanlığı Vekili : Av. Ş.E. OLAY: Davacının Kahramanmaraş İli, Karamanlı Mahallesi Ağcaağıl Mevkii, 1245 ada içinde kalan 28 sayılı parseldeki noter senediyle satın aldığı198 m2 lik ve bitişik 32 sayılı parseldeki tapulu270 m2 lik hisselerinin bulunduğu yer, 23.3.1981 tarihinde onanlı imar planında yeşil saha olarak belirlenmiştir. Davacı, Haziran 1983 tarihinde yaptırdığını ileri sürdüğü subasmanı seviyesindeki temel inşaatına, 2981 sayılı İmar Affı Yasasına göre yapı inşaat ve kullanma izni verilmesi için 19.9.1984 tarihinde başvuruda bulunmuş ise de, söz konusu yerin imar planında yeşil sahaya ayrıldığı nedeniyle kendisine ruhsat verilmemiştir. Kahramanmaraş Belediye Encümeninin 25.2.1986 tarihli kararı gereğince anılan mevkiide imar uygulaması yapılması sonucu davacıya, önce SSK Hastanesi için ayrılan alanda hisse verilmiş ise de, adı geçenin itirazı üzerine 7.1.1987 tarihli Komisyon kararı ile, 32 sayılı parseldeki tapulu270 m2lik yerine karşılık olarak düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra, imarlı 1654 ada, 2 sayılı parselde215 m2yer tahsis edilmiş ve 6.5.1987 tarihinde tapu sicilinde adına tescili yapılmıştır. Ancak, tapuda kaydı bulunmaması nedeniyle 28 sayılı parseldeki hissesine karşılık kendisine yer tahsis edilmemiştir. Davacı, 28 ve 32 sayılı parsellerin yeşil sahaya ayrılan kısmında kalan yer üzerinde yaptırmış olduğu temel inşaatının, Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/613-576 sayılı esasına kayıtlı olarak açtığı tespit davasında yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda saptanan bedeli olan 4.689.642.- liranın faiziyle birlikte belediyeden tahsiline hükmedilmesi istemiyle 28.12.1987 tarihinde adlî yargı yerine dava açmıştır. Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi: 10.3.1992 gün ve E.92/4, K.1992/94 sayı ile, Mahkemelerince davanın kabulü yolunda verilen 20.3.1990 günlü, E.1988/7, K.1990/129 sayılı kararın, davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.10.1991 günlü, E.1990/9310, K.1991/9101 sayılı ve “11.22.1959 günlü, 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. Bendinde belirtildiği gibi (...) bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince iş görmesi de kararın neticesi olan birer idari eylemdir. Bu işlemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. Maddesi hükmünce bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakmaya idari yargı yeri görevlidir. Temyize konu edilen davada davacı imar uygulaması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini istediğine göre dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddedilmesi gerekir.” yolundaki kararıyla bozulduğundan bahisle, anılan bozma kararına uyarak aynı gerekçeyle davayı görev yönünden reddetmiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Davacı, bu kez, aynı istekle 22.12.1993 tarihinde idari yargı yerine dava açmıştır. Gaziantep İdare Mahkemesi Hakimliği: 24.3.1997 gün ve E.1994/459 sayı ile, dilekçe ret kararı üzerine usulüne uygun dilekçe ile yenilenen davada, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14. ve 26. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, imar uygulaması ve muhafazası mümkün görülmeyen yapıların ilgili idarece öncelikle kamulaştırılması gerektiği, bu uygulama sürecinde taşınmazın bedeli konusunda bir anlaşmazlık çıkması halinde ise bu hususun adlî yargı yerinde dava edilmesi gerekeceği, olayda imar uygulaması sonucu yeşil alan olarak belirlenen taşınmazlar üzerinde davacı tarafından yaptırılan temel inşaatının bedeli dava konusu edildiğine göre, imar uygulamasına yönelik bulunmayan davanın adlî yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığını belirterek, daha önce adlî yargı yerince görevsizlik kararı verildiğinden bahisle, görevli merciin belirlenmesi için 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve davanın ertelenmesine karar vermiş; bu karar ekinde yer alan adlî ve idari yargı dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş bulunmaktadır. İnceleme ve Gerekçe: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün, Selçuk Tüzün"ün Başkanlığında, Üyeler: O Hulusi Mustafaoğlu, M. Salim Özer, Nursel Aymakoğlu, Zafer Kantarcıoğlu, Dr. Erol Alpar ve Adnan Altın"ın katılımlarıyla yapılan 7.7.1997 günlü toplantısında, Raportör Hâkim İsa Yeğenoğlu"nun davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden İdare Mahkemesi Hakimliğince yapılan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Erdoğan Güneş ile Danıştay Savcısı Sinan Yörükoğlu"nun davanın çözümünün idari yargının görev alanına girdiğine, bu nedenle İdare Mahkemesi Hakimliğinin başvurusunun reddi gerektiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucu yeşil sahaya ayrılan arsa üzerinde bulunan davacıya ait temel inşaatının bedelinin ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait arsanın yer aldığı parselin 1981 tarihli imar planında yeşil saha olarak belirlendiği; davacı tarafından 1983 yılında bu yerde ruhsatsız olarak temel inşaatı yaptırıldığı ve 1984 yılında İmar Affı Yasasından yararlandırılması ve kendisine yapı izni verilmesi için başvuruda bulunmuş ise de, imar planında yeşil saha olarak belirlendiği nedeniyle yapı izni verilmediği; 1986 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda yeşil sahaya ayrılan yerdeki hissesine karşılık davacıya başka bir yerde imarlı parsel tahsis edildiği; adı geçenin adli yargı yerine açtığı tespit davasında söz konusu temel inşaatının saptanan maliyet bedeli olan 4.689.642.- liranın faiziyle birlikte kendisine ödenmesine hükmedilmesi istemiyle uyuşmazlığa konu edilen davayı açtığı anlaşılmaktadır. 1981 tarihli imar planında yeşil saha olarak belirlenmiş olan davacıya ait yerin 1986 yılında davalı belediyece 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesine göre yapılan imar düzenlemesi sonucunda da yeşil sahaya ayrıldığı tartışmasızdır. Davalı Belediye Yargıtay"a verdiği 25.6.1990 günlü temyiz dilekçesinde, söz konusu temel inşaatının yıkılmayarak yerinde bırakıldığını, esasen yapı yasağına rağmen ruhsatsız olarak kaçak yapı yapılmasının sonuçlarına davacının katlanmak durumunda olduğunu ileri sürmekte olup, davacıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği ifade edilmektedir. Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından açılan tespit davası yoluyla bir bedel tespiti yaptırılmış ve bu bedel dava konusu edilmiş ise de, esasen davanın konusu imar uygulaması nedeniyle uğranılan bir zararın tazminine ilişkin bulunmakta, bu ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1/b bendinde yer alan “idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı” davası niteliğini taşımaktadır. Belirtilen duruma göre ve olayda, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada, söz konusu temel inşaatı nedeniyle davacıya bir bedel ödenip ödenmeyeceği ya da idarece kamulaştırılması gerekip gerekmediği hususlarının imar mevzuatına göre incelenerek bir sonuca varılması gerekeceğinden, bu davanın görüm ve çözümü idari yargı yerine ait bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Gaziantep İdare Mahkemesi Hakimliğince yapılan başvurunun reddi gerekmektedir. SONUÇ: Anlaşmazlığın niteliğine göre davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğine, bu nedenle Gaziantep İdare Mahkemesi Hakimliğinin 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca vaki 24.3.1997 günlü, E.1994/459 sayılı başvurusunun reddine, 7.7.1997 gününde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.