4. Hukuk Dairesi 2020/1874 E. , 2021/639 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 06/11/2013 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/10/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraflarca süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle davalılar ve müvekkili Belediye aleyhine açılan davada hükmedilip kesinleşen tazminat ve fer"ilerinin icra takibine konu edildiğini, müvekkili Belediye tarafından icra takibi kapsamında ödeme yapıldıktan sonra borçtan müteselsilen sorumlu olan davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine haksız bir şekilde itiraz ettiklerini belirterek davalıların takibe itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacının tazminat ödemesi nedeniyle başlattığı icra takibinin dayanağı olan trafik kazasında, davacı Belediyenin istihdam ettiği sürücünün asli kusurlu olduğunu, müvekkillerinden sürücü ...’in kazada kusurunun bulunmadığını, davacı Belediyenin ödemesinin dayanağı olan dava dosyasında kusur incelemesi yapılmadığından kazadaki taraf kusurlarının belirlenemediğini, bu nedenle davacının ödediği bedeli rücu hakkı bulunup bulunmadığının tespit edilemediğini, davalıların takibe itirazlarının haklı sebebe dayandığını, kusur durumunun yargılama ile belli olacağını belirterek davanın reddi ve kötüniyet tazminatının tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/06/2014 tarihli ilk kararın; taraflarca temyiz edilerek Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17/04/2017 tarihli 2014/22060 Esas ve 2017/4052 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, tarafların kusur durumlarının yeniden belirlenmesine yönelik alınan 11/07/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...’in %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17/04/2017 tarihli 2014/22060 Esas ve 2017/4052 Karar sayılı bozma ilamında; eldeki davadaki tarafların tamamının taraf olduğu, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/162 Esas sayılı dosyasında alınan 26/07/2010 tarihli uzman bilirkişi raporuyla, davalı taraf için tespit olunan % 25 kusur oranı esas alınarak davacının rücu edeceği miktarın belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda davalı tarafın %25 kusur oranına göre sonuca gidilmesi gerekirken bozma sonrası alınan 11/07/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporunda belirlenen %20 kusur oranının hükme esas alınması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.