13. Hukuk Dairesi 2018/5789 E. , 2020/3895 K.
"İçtihat Metni"... A.Ş. vekili avukat ... ile ... aralarındaki dava hakkında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 01/03/2016 tarih ve 2015/180-2016/164 sayılı hükmün Dairemizin 29/05/2018 tarih ve 2016/17385-2018/6356 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı banka vekili, davalıya kullandırılan 04.08.2014 tarihli, 17.350,00 TL tutarlı ihtiyaç kredisinin taksitlerinin ödenmemesi üzerine davalıya 05.11.2014 tarihli ihtarname çekilerek hesabının kat edildiğini, ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/205 E sayılı dosyası ile yaptıkları icra takibine borçlunun haksız ve kötü niyetli borca itiraz ederek takibin durmasını sağladığını ileri sürerek; itirazın iptali ile ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 1.İcra Müdürlüğü"nün 2015/205 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 1.377,52 TL asıl alacak, 74,47 TL işlemiş faiz, 3,72 TL BSMV yönünden itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya dair taleplerin reddine dair verilen karar davacının temyizi üzerine onanmış; davacı taraf, bu sefer karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair karar düzeltme taleplerinin reddi gerekir.
2-Davacı, davalıya kullandırılan kredinin taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle tüm alacağın muaccel olduğundan bahisle hesabı kat edilerek kalan tüm taksitlerin ödenmesi için davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş; davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuş; mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı banka, tüketici kredisi borçlusu olan davalının borcunu ödememesi nedeniyle muaccel olan alacağın tamamı için davalıya karşı icra takibinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava dosyasında davacının sunduğu ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine dair tebliğ alındısına rastlanmadığı, davacı bankanın muacceliyet uyarısında bulunmadan icra takibinde bulunduğu, mahkemenin talebi olan “ihtarnamede belirtilen ödenmeyen taksitler toplamı asıl alacak ile bu alacak dolayısıyla davacının talep edebileceği işlemiş faiz” hesaplamasının yapıldığı görülmüştür. İhtarnamede talep edilen 15.09.2014 ve 15.10.2014 tarihli kredi taksitleri toplamı olan asıl alacak miktarının 1.377,52 TL, bu alacak dolayısıyla takip tarihi itibariyle işlemiş akdi faiz alacağının 74,47 TL, 3,72 TL BSMV ve 3,03 TL masraf olmak üzere, takip tarihi itibariyle davacı bankanın toplam alacağının 1.458,74 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6502 sayılı Kanununun 28. maddesi gereği, kredi verenin sözleşmeden dönerek kullandırılan kredinin iadesini talep edebilmesi için kredi sözleşmesinin belirli süreli olup, sözleşmede borcun tamamının ifasını talep etme hakkının saklı tutulması, kredi verence üzerine düşen tüm edimlerin yerine getirilmesine rağmen tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve tüketiciye en az 30 gün süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması gerekir. Davacı, davalı tüketiciyi temerrüde düşürmek üzere hazırladığı 05.11.2014 tarihli ihtarname suretini ibraz etmiş ise de, bu ihtarnamenin davalıya gönderildiğine ve tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. İşbu ihtarname davalı tüketiciye tebliğ edilmediğinden muacceliyet şartı gerçekleşmemiştir. Davacı tarafından icra takibi 13.01.2015 tarihinde yapılmış olup, davacı bankanın bu tarihe kadar ödenmeyen taksitlerini talep etme hakkı vardır. O halde, mahkemece davalı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 29.05.2018 tarih ve 2016/17385 Esas, 2018/6356 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile, Dairemizin 29.05.2018 tarih ve 2016/17385 Esas, 2018/6356 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21/05/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.