23. Hukuk Dairesi 2019/1476 E. , 2020/3521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan ... vekili Avukat ..., davalı ... vekilleri Avukat ....... ve Avukat .... ile davacı şirket vekili Avukat ...nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalılar arasında 03.09.2008 tarihli danışmanlık sözleşmesinin yapıldığını, 18.11.2008 tarihinde bu sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, daha sonra davalı şirketin hisselerinin dava dışı ... şirketi İTE Ltd. Şti. tarafından satın alınması görüşmelerinin tekrar başlaması üzerine 01.12.2009 tarihinde yeni bir danışmanlık sözleşmesi imzalanarak davalı şirketin hisselerinin satılmaları hususunda müvekkili şirket tarafından davalılara danışmanlık hizmeti verilmeye devam edildiğini, müvekkilinin proje oluşturduğunu, bu süreçte hisselerin devri için müzakerelerin gerçekleştirildiğini, sözleşmenin imzalanabilir duruma geldiğini ancak davalı şirketin ortada hiçbir neden yokken hisse alım sözleşmesini imzalamaktan kaçındığını ve danışmanlık sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, fakat sonradan sözleşmenin amacına uygun olarak müvekkilinin dışarıda bırakılmak suretiyle müvekkilinin önerdiği yol doğrultusunda anlaşmanın sağlandığını, müvekkilinin danışmanlık sözleşmesi uyarınca tüm yükümlülüklerini ifa ettiğini ve bedeli hak ettiğini ileri sürerek, 100,000 Euro işlem priminin davalılardan ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 24.10.2011 tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak davacı şirket ile müvekkili arasında düzenlenen 03.09.2008 tarihli danışmanlık sözleşmesinin karşılıklı mutabakat ile 18.11.2008 tarihinde feshedildiğini, bu durumun davacı şirketinde kabulünde olduğunu, dava dışı yatırımcı firmanın müvekkiline daha sonra yeni bir teklifte bulunması üzerine davacı şirket ile 01.12.2009 tarihinde yani bir danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından müvekkili şirketin hisselerinin kısmen ya da tamamının dava dışı..."ye satılması modelinde bir proje hazırlandığını ve sunulduğunu, gerek satış modeli gerekse fiyat konusunda ortaya çıkan anlaşmazlık karşısında yapılan görüşmelerin bir sonuca ulaştırılamadığını, danışmanlık sözleşmesi uyarınca davacı şirketin müvekkil şirketin satılması yönünde koyduğu modelin müvekkili şirket ortakları tarafından
benimsenmediğini ve hayata geçirilmediğini, 31.12.2010 tarihinde başka bir şirket ile danışmanlık sözleşmesi yapılarak hizmet alındığını, yapılan satışın davacı dışında hazırlanan model doğrultusunda gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 2014/7152 E., 2015/6279 K. sayılı ilamı ile alınan bilirkişi raporu yeterli olmadığı, ilk ve 2. sözleşme hükümleri ile 28.12.2010 tescil tarihli bölünme ve 31.12.2010 tarihli ... şirketi ile yapılan danışmanlık sözleşmeleri birlikte değerlendirilmesi sureti ile yeniden rapor alınarak bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; taraflar arasındaki sözleşmenin 21/04/2010 tarihinde davalı şirket tarafından feshedildiği, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshine kadar geçen süre içinde davacının şirket bölünmesini yaptığı, bu bölünme uyarınca .... AŞ"nin davalı ... End.AŞ"den kısmi bölünme yolu ile ayrıldığı, davacının 01/04/2010 tarihinde hisse alım taslak sözleşmesini hazırladığı, bu sözleşmede yeni şirket tanımlaması ile yeni kurulacak şirket üzerinde ve fuarcılık aktivitesi üzerinde bir ortaklığın gerçekleşmesi konusunda ortak bir zeminin yaratıldığı, davacı şirket tarafından verilen danışmanlık hizmetleri doğrultusunda ... AŞ"nin kısmi bölünme yolu ile davalı ... End.Merk.AŞ"den ayrıldığı, yine daha sonra dava dışı İTE Ltd.tarafından satın alındığı, her ne kadar davalı tarafça bölünme ve satış işleminin dava dışı ... firması ile yapılan danışmanlık sözleşmesi kapsamında yapıldığı iddia edilmiş ise de, bölünmenin 24/12/2010 tarihli davalı ... End.Merk.AŞ olağanüstü genel kurul toplantısında kabul edildiği ve 28/12/2010 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde bölünmenin ilan edildiği, dava dışı ... Şirketi ile bölünen ... AŞ arasındaki sözleşmenin ise davalı tarafça ilk sunulan sözleşmede, sözleşme tarihinin 31/12/2010 olarak gözüktüğü, davalı şirket ile ... Şirketi arasında kısmi bölünmeye yönelik yapılmış bir danışmanlık sözleşmesinin bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen 10/01/2011 tarihli sözleşme ile o tarih itibari ile zaten bölünme yoluyla kurulmuş bulunan ... AŞ ile dava dışı ... Şirketi arasında danışmanlık sözleşmesinin akdedildiği, dolayısıyla yeni kurulan ... AŞ"nin kurulduktan sonra akdettiği bir sözleşme uyarınca ve bu sözleşmedeki danışmanlık hizmetleri uyarınca bölünmenin gerçekleştiği iddiasının gerçeklikle bağdaşmayacağı, gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile 100.000,00 Euro"nun 24/11/2011 tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro cinsine uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.