10. Hukuk Dairesi 2015/10903 E. , 2017/7980 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, aksine Kurum işleminin iptaliyle maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
15.12.1968 doğumlu olup, 09.01.1998-31.05.2010 tarihleri arasında kalan sürede 1479 Sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu anlaşılan davacının 19.09.2013 tarihli tahsis talebi ile hakkında 2010 yılından itibaren Multiple Skleroz tanısı konulsa da güçsüzlük oranlarının fazla olmaması nedeniyle davalı kurumca 20.11.2013 tarihinde alınan karar ile beden çalışma gücü kaybı oranının en az %60 oranında olmaması nedeniyle malul sayılamayacağının belirlendiği, davacının itirazının da Yüksek Sağlık kurulunca aynı nedenle 04.02.2014 tarihli kararıyla reddedilmesinden sonra davacının 2013 tarihli yönetmelik hükümlerinin de incelenmesi amacıyla talepte bulunmasından sonra ikinci kez verilen 26.03.2014 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile de 2013 tarihli Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğinin belirtildikten sonra eldeki davanın açıldığı, mahkemece Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun 09.01.2015 tarihli raporu ile 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak davacının en az %60 oranında çalışma gücü kaybının bulunmadığına dair karar nedeniyle verilen red kararının eksik araştırmaya ve yanılgılı değerlendirmeye tabi olduğu anlaşılmaktadır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile tüm sigortalılar açısından “malul sayılma” şartları yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun’un 26’ncı maddesinde ise; “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;
a) 25 inci maddeye göre malûl sayılması,
b) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık
süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,
c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır.
Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü getirilerek, “malullük aylığı” bağlanma şartları düzenlenmiştir.
Maluliyeti nedeniyle maluliyet aylığı taleplerine ilişkin olmak üzere, aylık bağlanması için Kurumca yapılacak işlemler ve gerekli prosedürün belirlenmesi hususunda davalı Kurumca 01.10.2008 tarihinde 5510 sayılı Kanunun maluliyet sigortası ile ilgili hükümlerinin de yürürlüğe girmesiyle birlikte 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kabul edilmiş iken, 28727 sayılı ve 03.08.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.09.2013 tarihinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.
Eldeki davada ise, öncelikle, davacının sigortalılık prim gün sayısına ilişkin şartların oluşup oluşmadığı, tahsise yetecek kadar gün karşılığı olmak ve fazla güne ilişkin prim borcunun tahsise engel olmadığı hususu dikkate alınmak kaydı ile prim borcunun bulunup bulunmadığı hususu açıkça belirlenmeli ve 2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile getirilen hükümlerin dikkate alınması ve lehe getirilen düzenlemeler kapsamında davacının durumunun Adli Tıp Genel Kurulunca yeniden ve bağlayıcı olacak şekilde değerlendirilmesi ile şayet malul sayılması gerekiyorsa başlangıç tarihinin de belirlenerek davacının talebi bakımından infaza elverişli şekilde 5510 sayılı Kanun"un 25 ve 26. maddelerinde öngörülen maluliyet aylığı bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli ve şayet maluliyet başlangıcının, tahsis talep tarihinden önceki bir tarih olduğu belirlenirse, tahsis talebini takip eden aybaşı, sonraki bir tarih olduğu belirlenirse de, bu tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilerek yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.