12. Ceza Dairesi 2015/15506 E. , 2016/2462 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna Aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK"nın 223/2-c maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı"nın 14/01/1977 tarih ve A - 277 sayılı kararı ile tescilli 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alıp, tapuda “tarla” vasfıyla Kıyıkışlacık Köyü tüzel kişiliği adına kayıtlı olan suça konu taşınmazda, adı geçen köyün muhtarlığını yapan sanık tarafından izinsiz dolgu ve toprak düzleme çalışması gerçekleştirildiğinin iddia olunduğu, sanığın aşamalardaki benzer savunmalarında, köy tüzel kişiliğine ait taşınmaza yakın yerde açık hava müzesi oluşturma faaliyeti yürütüldüğünü, anılan faaliyet kapsamında çıkartılan harfiyatın da sözü edilen taşınmaza döküldüğünü, kendisinin sadece görüntü bozukluğunu düzeltmek amacıyla, mevcut hafriyatı tarlanın üzerine serdirdiğini beyan ettiği, ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü"ne sunulmak üzere kurul uzmanlarınca düzenlenen 19/02/2007 tarihli raporda, denize yakın bölgedeki inşaatlardan çıkan hafriyat ile suça konu taşınmazda toprak dolgu çalışmaları yapıldığının, denizin bir kısmının doldurulduğunun, dolgu alanının düzlendiğinin ve alan üzerinde çalışmaların devam ettiğinin belirtildiği, dosya içerisinde mevcut 11/02/2008 tarihli arkeolog bilirkişi raporu ile de, fiziki müdahalede bulunulan taşınmazın yer aldığı arazi parçasının dolgu alanı olduğunun, bu nedenle de 2863 sayılı Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınır ya da taşınmaz kültür varlığına rastlanmadığının, yargılamaya konu doldurma fiilinin, bölgedeki yol yapım çalışmalarından başlamak üzere 15 yılda meydana geldiğinin, taşınmaz üzerinde herhangi bir tahribat oluşmamakla birlikte, görüntü kirliliğinden söz edilebileceğinin belirlendiği;
Dairemizin 14/06/2012 tarih, 2011/9177 - 2012/15128 sayılı bozma ilamında araştırılması gerektiği belirtilen hususlara ilişkin olarak, ... Müze Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 17/02/2014 tarihli raporda, sanığın savunmasında bahsettiği açık hava müzesi yapım işinin 1989 yılında başlayıp, 1995 yılındaki resmi açılış ile tamamlandığının, anılan tarihten sonra müzenin bilgisi dahilinde herhangi bir inşai faaliyette bulunulmadığının, açık hava müzesi ve yeni yol yapım inşasında çıkan hafriyatların köy tüzel kişiliğine ait taşınmaza dökülmesi işinin, ..."nın izin ve denetiminde yapıldığına dair bilgi - belge mevcut olmadığının, 2002 yılına ait uydu fotoğrafında yaklaşık 7.5 dönümlük bir alana sahip olduğu görülen taşınmazın, 2010 yılına ait uydu fotoğrafında yaklaşık 12 dönümlük bir alana sahip olduğunun görüldüğünün, böylece, 1990"lı yılların sonunda büyük bir kısmı bataklık olup, deniz alanı olarak görülen kısımlar üzerine, Kıyıkışlacık Köyü ve civarından çıkan hafriyatların yıllar boyu dökülmesi ve söz konusu hafriyatlar düzeltilerek dolgu yapılması sonucunda, suça konu taşınmazın suni biçimde genişletildiğinin belirtildiği;
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi ile, köy tüzel kişiliğine ait taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında bulunduğu, 14/01/1977 tarih ve A - 277 sayılı kurul kararı, 18/11/1983 tarih ve 18225 sayılı Resmi Gazete"de yayımlandığı gibi, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde “1. derece sit alanıdır” şerhinin mevcut olduğu, 1999 yılında Kıyıkışlacık Köyü muhtarlığı görevine başlayan sanığın, bölgenin niteliğine vakıf olduğunda tereddüt bulunmadığı, büyük bölümü suça konu taşınmaz üzerinden geçirilecek yeni yol güzergahının, 10/05/1989 tarih ve 717 sayılı kurul kararı ile onaylandığı, İl Kültür Müdürlüğünce ... Kaymakamlığı"na gönderilen 22/01/1992 tarihli cevabi yazıda, ören yerindeki çalışmaların 1992 yılında tamamlanmak istendiğinin belirtildiği, açık hava müzesi yapım işinin ise 1995 yılında bitirilmiş olduğu, buna karşılık, 19/02/2007 tarihli kurul uzman raporuna göre toprak dolgu çalışmalarının alan üzerinde devam ettiği, 17/02/2014 tarihli müze uzman raporuna göre de, sanığın muhtarlık dönemi içerisindeki 2002 - 2010 yılları arasında, suça konu taşınmazın alanında suni genişleme meydana getirildiği, anılan rapora ekli fotoğraflarda, taşınmazdaki yeni hafriyat yığınlarının açıkça görüldüğü;
Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları"na ilişkin 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararında 1. derece arkeolojik sit alanının, “korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alan” şeklinde tanımlandığı, yol ve açık hava müzesi yapım çalışmalarının tamamlanmasından sonra da taşınmaz üzerindeki dolgu ve düzleme fiiline devam edilmiş olduğu, eylemin, sanığın savunmasında sözünü ettiği gibi, mevcut olan hafriyatı tarlaya serdirme ile sınırlı olmayıp, dolgu yapmak suretiyle taşınmazın alanını genişletme boyutuna ulaştığı, 1. derece arkeolojik sit alanına verilmiş bir zarar söz konusu değilse de, kamu görevlisi olan sanık tarafından, taşınmazın hukuki statüsü bilinerek, 2863 sayılı Kanun ile yasaklanan “izinsiz fiziki müdahale” fiili gerçekleştirildiği, suç tarihi itibariyle ... ilçesi veya ... ili idari birimlerinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunmadığı anlaşılmakla; 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, suç kastına ilişkin hatalı değerlendirme ile beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.