23. Hukuk Dairesi 2014/1811 E. , 2014/7208 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Eskişehir(Kapatılan) 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 01/10/2013
NUMARASI : 2013/37-2013/55
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı kooperatifin 17.10.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı aldığını, genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkilinin sermaye artırım kararını 01.04.2013 tarihinde 13.250,00 TL borçlu olduğunu bildiren faks yolu ile öğrendiğini, müvekkilinin genel kurul gündem maddeleri ile alınan kararları öğrenmek amacıyla gönderdiği ihtarnamelere rağmen kararların ve gündem maddelerinin müvekkiline bildirilmediğini, alınan kararla müvekkilinin yükümlülüğünün ağırlaştırıldığını, usulüne aykırı toplantı ve usulsüz çağrı ile alınmış olan genel kurul kararlarının 1163 sayılı Kanun hükümleri, hukukun genel ilkeleri, hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, kooperatifin ibra edildiğine ilişkin bir karar varsa bunun da iptal edilmesi gerektiğini, genel kurulda alınan diğer kararlarda kanunun aradığı şartların yerine getirip getirilmediğinin ve usulüne uygun çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığının incelenemediğini ileri sürerek, 17.10.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tek başına çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiası da bulunmadığından alınan kararların iptali bahis konusu olup, iptal davasının da Kooperatifler Kanunu"nun 53. maddesi gereğince bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması gerektiği, genel kurulun 17.10.2012 tarihinde toplandığı, davanın da bir aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 13.05.2013 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, süresinde açılmayan ve koşulları da oluşmayan iptal davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin red oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar red oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. Bir
üyenin iptal davasının bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması, katılıp da genel kurulda yapılan oylamada red oyu vermemesi, muhalefet şerhini yazdırmaması halinde, HMK"nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 53. ve davalı kooperatifin anasözleşmesinin 68. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, HMK"nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 45/2. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 59. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini butlan olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır.
Çağrının usulsüzlüğünü iddia eden taraf, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunludur. Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da butlanı sonucunu doğurmamaktadır.
Diğer yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın batıl sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların batıl olduğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4" ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun"un 51/1. maddesi ise "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur" hükmünü; anasözleşmenin 60. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi ""Toplantının gerçekleştirildiği tarihten 3 ay evvel kooperatife kaydolmuş olan ortakların 1/4"ü, ortak sayısı 5.000’in üzerinde olan kooperatiflerde ortakların 1/50’sinin bulunduğu anlaşılınca başkanlık divanı seçimine geçilir."" hükmünü; 62. maddenin ilk fıkrası ""Kararlar hazır bulunan ortakların çoğunluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde tekrar oylama yapılır. Vekaleten oy kullanılmaz. Ancak birliklere girme veya birlikten ayrılma, anasözleşme değişikliği, dağılma, birleşme ve ayrılma hakkındaki kararlarda hazirun listesini imzalayan ortakların 2/3 nisabı aranır."" hükmünü; 2. fıkrasının ilk cümlesi ""Ortakların şahsi sorumluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümlükleri hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4’ünün rızası gereklidir."" hükmünü içermektedir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, batıl olup, bu kararlar baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların batıl olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Toplantıya katılan bir üyenin çağrı usulsüzlüğüne dayanmasının TMK"nın 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun ve salt bu çağrı usulsüzlüğüne dayanan böyle bir davacının süresinde açması gereken iptal davasının toplantı ve karar nisabı bulunmak kaydıyla reddi gerektiği de gözetilmelidir.
Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmamasının ve katılmamış olmasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, davayı açan üyenin çağrılmadığı ve toplantıya gelmediği ya da çağrılmasında usulsüzlük bulunduğu sonucuna varılması halinde, bu haller butlanı değil, iptali gerektiren hallerden olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesine göre, çağrılmayan ve genel kurula gelmeyen ortağa genel kurulda alınan kararlara ret oyu vermesi ve muhalif kalıp, keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açma hakkı bahşeder. Ancak, iptal davasının yukarıda anılan hüküm gereğince toplantıyı kovalayan bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması ve bu davada da iptali istenen kararın aynı madde hükmü uyarınca yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun iddia edilip, kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda, 30 kayıtlı ortaktan 23 ortağın katılımı ile yapılan toplantıda tüm ortakların 3/4"ünün katılımı ile yapılan oylama sonucunda sermaye payının 260"a çıkarılmasına 23 oyla karar verildiği, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimine oybirliği ile karar verildiği anlaşıldığından, davacı dahil gelmeyen 7 kişinin çağrısının usulsüz olması ve bunların red oyu kullanacak olması halinde dahi, bunun yasa ve anasözleşmede aranan toplantı ve karar nisabını değiştirmeyeceği açıktır.
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece, 17.10.2012 tarihli genel kurul toplantısında davacının ve bir kısım diğer üyelerin toplantıya katılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, butlan sebeplerinden herhangi birisinin bulunmadığı isabetli olarak tespit edildiğine göre, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, HMK"nın 114/2. maddesi hükmü yollamasıyla 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 53. ve anasözleşmenin 68. maddesi hükmünde aranan dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın 115/2. maddesi hükmü uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK"nın 438/son maddesi gereğince gerekçesi kısmen değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın gerekçesi kısmen değiştirilerek ve kararın (HÜKÜM) bölümünün ilk paragrafı çıkartılarak, yerine "HMK"nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.