12. Ceza Dairesi 2016/147 E. , 2016/2320 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK"nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesi"nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun"da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, ... 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu"nun 20.03.1997 tarih, 6736 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkii, 610 ada, 5 sayılı parselde bulunan ve tapuda sanık adına kayıtlı olan müstakil binada, sanık tarafından izin alınmadan betonarme ek yapılar yapıldığının ve böylece binanın kullanım alanının genişletildiğinin ... Belediyesi görevlilerince tespit edildiği ve durumun 24.03.2011 tarihli yapı tatil zaptı ile tutanak altına alındığı, sanığın izinsiz inşai faaliyetleri nedeniyle hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, gerek yapı tatil zaptı ile olay yeri resimlerinden, gerekse 10.10.2011 tarihli olay yeri keşfine iştirak eden inşaat mühendisi ve arkeologdan alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, sanığın 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan arazisinde bulunan müstakil evinin zemin ve 1. katına eklenti yaptığı, bina içinde yer alan merdivenin iptal edildiği, dış cepheye merdiven kulesinin yapıldığı, binanın giriş kısmının bahçeye doğru alanının büyütüldüğü, yapılan tüm bu faaliyetlerle binanın iç ve dış kısmında genişlemenin sağlandığı, böylece sanığın üzerine atılı eylemlerin sabit olduğu, ancak; sanığın davaya konu binayı 06.12.2007 tarihinde satın aldığı ve taşınmazın tapu kaydında arazinin sit alanı içerisinde yer aldığına dair şerhin olmadığı, sanığın da verdiği ifadelerinde davaya konu uygulamaları yaptırmadan önce, arazisinin sit alanı içerisinde yer aldığını bilmediğini beyan ettiği, her ne kadar sit ilanı kararının mahallinde mutat vasıtalarla duyurusu yapılmış ve buna ilişkin 26.06.1997 tarihli tutanak dosya kapsamına getirilmiş ise de, gerek sanık beyanlarından, gerekse de kolluk görevlilerince yapılan araştırmadan anlaşılacağı üzere, sanığın davaya konu yerde sadece 4 yıldır ikamet etmekte olup, öncesinde ise İstanbul ilinde ikamet ettiği, tüm bu nedenlerle davaya konu izinsiz uygulamaların yapılmasından önce, bölgenin sit alanı ilan edilmiş bir yer olduğunun sanık tarafından bilindiğine dair delillerin elde edilemediği, 24.03.2011 tarihli tespitlerden sonra, sanık tarafından izinsiz yeni uygulamalar yapıldığına dair tespitlerin de olmadığı, böylece sanık hakkında verilen beraat kararında bir aykırılığın bulunmadığı anlaşılmakla,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, atılı suçun yasal unsurlarının bulunduğuna dair delillerin olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 17/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.