20. Hukuk Dairesi 2015/7248 E. , 2016/3087 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1964 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında ... Köyü 259 parsel sayılı 68100 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak gerçek kişiler adına tesbit edilmiş olup, halen tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlıdır.
Davacı ... ..., taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 259 numaralı parselin (A2), (A3), (B3) ve (B4) ile gösterilen kısımlarının tapu kaydının iptali ile bu kısımların orman vasfıyla ... adına tesciline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı ... ... ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/11/2011 tarihli ve .../... E - ... K sayılı kararıyla kısmen onanmış kısmen bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: "1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B1) ve (B5) ile gösterilen kısımlarının orman tahdidi dışında, (A1) ve (B2) ile gösterilen kısımlarının 2/B alanı içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ... ...nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A2), (B3) ve (B4) ile gösterilen kısımlarının orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Davacı gerçek kişilerin (A3) ile gösterilen kısma yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı ... ..., çekişmeli 259 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı olarak açılmış olup, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A3) ile gösterilen kısmının orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği halde, mahkemece bu kısma yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davanın kabulüyle (A3) ile gösterilen kısma ilişkin tapu kaydının iptaliyle orman vasfıyla ... adına tapuya tesciline karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır." denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, 259 parsel sayılı taşınmazın 01/01/2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A3) ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine, diğer bölümler yönünden karar kesinleşmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan ... ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ... tarafından, (A3) bölümünün orman olduğu ve iptal edilen kısımlar yönünden kısıtlamaların kaldırılmasına karar verilmediği gerekçesi ile temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi üzerine yerel mahkeme hükmü Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27/12/2013 tarih ve .../... - ... Esas ve Karar sayılı ilâmı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; "1) Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve (A3) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, usûl ve kanuna uygun olan davacı ... ...nin bu bölüme ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,
2) Davacı ... ...nin diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; husumet yokluğu nedeni ile ... ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, taşınmaza ait tapu kaydında davalı ... lehine rehin hakkı bulunduğu anlaşıldığından, ... ... hakkında davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş olması ve ormanlar üzerinde şerh olamayacağından, çekişmeli taşınmazın orman olarak tesciline karar verilen (A2), (B3) ve (B4) ile gösterilen kısımlar üzerindeki şerhlerin kaldırılması gerekirken şerhlerin kaldırılmasına karar verilmemiş olması doğru görülmemiş olup bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; sair hususlarla ilgili hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, ... ... hakkında açılan davanın kabulüne, tapusunun iptaline karar verilen (... ili, ... ilçesi, ... köyü 259 parsel sayılı taşınmazın dosya içerisinde mevcut Harita Mühendisi ... ..."nın 18.05.2009 havale tarihli raporunda ve Orman Yüksek Mühendisi ... ..."ın 18.05.2009 havale tarihli krokili raporunda krokideki A2, B3 ve B4) bölümler üzerindeki rehin de dahil tüm şerhlerin kaldırılması için müzekkere yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı ... ... vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 2002 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacı ... ... davasında haklı çıkması nedeniyle davasının kabulü ile orman olduğu tespit edilen bölümler üzerindeki şerhlerin kaldırılmasına karar verildiği halde, 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesine yanlış anlam verilerek davacı ... ...nin eksik harçtan yükümlü tutulması eksik harcın tamamlattırılmasına hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4. bendi çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK"nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 10/03/2016 günü oy birliği ile karar verildi.