8. Ceza Dairesi 2016/12919 E. , 2017/11898 K.
"İçtihat Metni" 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet suçundan sanık ...’ın, aynı Kanun’un 13/1. maddesi, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59, 72, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.375,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ümraniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2006 tarihli ve 2006/508 esas, 2006/839 sayılı kararının kesinleşerek infaz edilmesini müteakip, hükümlü müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi talebinin, hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine dair İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/05/2016 tarihli ve 2006/508 esas, 2006/839 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İSTANBUL ANADOLU 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/570 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda verilen 30/05/2016 tarihli ek kararda, cezanın infaz edildiği ve hukuki yararın bulunmaması nedeniyle talep reddedilmişse de, suç tarihi itibari ile sanığın sabıka kaydının bulunmaması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 20009/13 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, sanığın deneme süresi içinde yeni bir suç işlememesi halinde davanın düşmesine karar verileceği ve adlî sicil kaydında mahkumiyet hükmü yer almayacağı cihetle, kesinleşmiş ve hatta infaz edilmiş hükümlerde dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden lehe uyarlama yapılması gerektiği, ayrıca bu şekilde uyarlama yapılırken mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının subjektif koşulları yönünden takdir hakkının kullanılmasının gerektiği durumlarda duruşmalı inceleme yapılarak hüküm kurulması gerektiği cihetle, adı geçen sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasında menfaati olmasına nazaran, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının subjektif ve objektif koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.12.2016 gün ve 12517 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2016 gün ve KYB/2016-398390 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş infaz edilmekte olan ve hukuki yararı bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlerde de uygulanabileceği ve hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin uyarlamanın, hükmü veren mahkemece, objektif koşulların değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme uygulaması halinde evrak üzerinde, subjektif koşulların değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılması gerektiği gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında hukuki yararı olan hükümlünün, talebi üzerine cezası infaz edilmiş olsa bile 5271 sayılı Yasanın 5278 sayılı Yasa ile değişik 231/5-14 maddesi uyarınca durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı"nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 gün, 2016/570 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.