
Esas No: 2017/4632
Karar No: 2017/7705
Karar Tarihi: 09.11.2017
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2017/4632 Esas 2017/7705 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
...
Dava hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmadan sonra davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlığın çözümünde davanın yasal dayanağını (mülga) 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi oluşturur. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalı, diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Eldeki davada, kurumu bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitini isteyen davacının talebi yukarıda belirtilen esaslar dahilinde hak düşürücü süre yönünden irdelenmeli, davacı hakkında davalı işveren nezdinde uzun ve kısa vadeli sigorta kollarından herhangi bir prim ödemesi yapılıp yapılmadığı, bu prim kesintinin kurum ve davalı işveren kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılarak, böyle bir kesintinin varlığı halinde prim kesintisi tarihi öncesine ait sürenin, böyle bir kesinti bulunmaması halinde ise tüm talebin hak düşürücü süreye uğrayacağı göz önünde bulundurularak ilgili davanın incelenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir
O hâlde, davalı Kurum ve davalı ...’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.....