Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/5391
Karar No: 2017/7758

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/5391 Esas 2017/7758 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/5391 E.  ,  2017/7758 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 23.05.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av.... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili olan davacı tarafından davalıya 12.000 Dolar ve 4.500 Dolar tutarında iki ayrı banka havalesi gönderildiğini, ancak davalının bu bedelleri davacıya iade etmediğini, alacağın tahsili amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı savunmasında; davacı tarafa böyle bir borcunun bulunmadığını, banka ile gönderilen havale bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun karşılığı olarak gönderildiğinin ispatı olduğunun kabulü gerektiğini beyan ederek, davanın reddine ve davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece; davacı tarafın ilk dava dilekçesinde, karz akdine dayandığı, ancak buna ilişkin yazılı delil ileri süremediği, davalı tarafa yemin teklif ettiği, davalının da teklif edilen yemini kabul edip, davaya konu paraları borç olarak almadığını, yeminli beyanında ifade ettiği, bunun üzerine davacı tarafın davasını tamamen ıslah edip, davayı sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandırdığı, ıslah sonrasında, dava konusu paraların alınamamış hizmete ilişkin olarak gönderdiğini belirttiği, ne var ki; bu iddiasını ispat edecek hiçbir delili mahkemeye sunmadığından davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine ve davacının kötüniyetli olduğu gerekçesi ile alacağın %20"si oranında kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmiştir.
    Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.02.2015 günlü ve 2014/13556 Esas- 2015/2097 Karar sayılı ilamı ile "....Yargılama sırasında davacı taraf mahkemeye hitaben verdiği 02.10.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile, davasını tamamen ıslah ederek, davayı sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayandırmış ve davalıya gönderilen banka havalelerinin, bir hizmet karşılığı olduğunu, ancak bu hizmetin alınamadığını beyan etmiştir.
    Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176 vd. maddelerinde, ıslah müessesesi düzenlenmiş olup, bu maddeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda, davacı tarafın, yargılama safhasında, davasını ıslah ettiği ve yapılan bu ıslahın da geçerli bulunduğu görülmektedir.
    Davacı ıslah ile, dava sebebini değiştirebilir. Dava konusu olayda da, davacı dava sebebinin değiştirerek, alınamamış hizmete ilişkin istirdat davası olarak talebini ıslah ettiğini belirtmiştir.
    Medeni Kanun madde 6 gereğince; "Kural olarak herkes, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."
    Davacı taraf, davasını ıslah etmesinin ardından süresi içinde verdiği 13.12.2013 tarihli dilekçesi ile, yeni dava sebebine göre delillerini sunduğu, "...tanık, yemin ve gerekirse de bilirkişi incelemesi ..." ile iddiasını ispat etmek istediğini beyan etmiştir.
    Öyle ise, mahkemece; bu ilke ve esaslar gözetilerek, davacının 13.12.2013 tarihli dilekçesindeki delilleri değerlendirilerek, iddiasını ispat imkanı verilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken..." gerekçesi ile bozulmuştur.
    Mahkemece, bozmaya uyularak, yeniden yapılan yargılama sonucunda; hizmetin verilip verilmediği hususunda davacı tanıklarının dinlenildiği, tanıkların beyanları sonucunda, davacının bir takım hukuki sorunları nedeniyle davalının da avukat tanıdıkları olduğunu yardımcı olabileceğini söylemesi üzerine iş bu hukuki yardımlar için davalı ile anlaştığı, bu anlaşma neticesinde davacının önce 12.000 dolar sonrasında ise 4.500 dolar olarak iki parça halinde banka havalesi ile davalıya para gönderdiği, ancak sonrasında bu hizmetin davalı tarafından verilmediği, davacının yaptığı ödemeyi geri istemesine rağmen davalı tarafından alınan paranın iade edilmediği, davalının davacıya vermesi gereken hizmeti vermediği, buna rağmen de hizmet karşılığı aldığı parayı iade etmeyerek sebepsiz yere zenginleştiği, davacının iş bu davayı açmakta haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Alacak hakkı, alacaklıya ilke olarak borçludan borçlanılan edimi dava ve cebri icra yoluyla talep ve takip hakkı verir. Bu ilke, borç ilişkisinin, dolayısıyla alacak hakkının temel özelliğidir. Ancak, hukuk düzeni bazı alacaklarda alacaklıya, borçlusunu dava ve cebri icra yoluyla zorlama hakkını vermemiştir. Borçlu isterse borcunu ifa edebilir. Bu tür borçlara, "eksik borç" veya "tabii borç" denir.
    Eksik borçların ortak özellikleri, alacaklı tarafından dava edilememeleridir. Ancak, borçlu dilerse bu tür borçları yerine getirebilir. Aslında bu tür borç ilişkilerinde de bir borç mevcuttur. Ancak, bunları "eksik" olarak nitelendiren husus, sorumluluğun, dolayısıyla takip ve dava hakkının bulunmamasıdır. Bu nedenle borçlu dilerse borcunu ifa edebilir.
    .../...



    -3-


    Mahkemece, 04.09.2015 tarihli celsede davacı tarafa ıslah dilekçesi ile bildirdiği hizmet-iş ilişkisinin ne olduğu ve neye dayandığı hususlarında dosyaya açıklayıcı beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili ara karar gereği sunduğu 18.09.2015 tarihli dilekçesinde; davalının kendisini davacıya emekli deniz astsubayı olduğunu (istihbarat bölümünde çalıştığını), uzun müddet Ankara"da çalıştığını, görevi icabı birçok resmi kuruluşta etkin olduğunu söyleyerek tanıttığını, davalının, davacı müvekkili şirketin resmi kuruluşlardaki sorunlarını özel ilişkileri ile herkesten daha çabuk çözebileceğini beyan ettiğini, davacının davalıya inandığını ve dava konusu paranında davalıya bu nedenle havale edildiği belirtilmiştir.
    Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında somut olayda davacı tarafından resmi kuruluşlardaki sorunların davalı tarafından özel ilişkileri nedeni ile herkesten daha çabuk çözülmesi için davalıya gönderilen havale konusu bedel eksik borç olup, bu borç hakkında davacı, davalıya karşı dava açamaz, takip yapamaz. Bu şekilde doğan eksik borçların varlığını kanun tasvip etmediği için, borcun bu niteliği bir itiraz sebebi olup, bunu borçlu ileri sürebileceği gibi, hakim de dosyadaki bilgilerden re"sen gözönüne almak zorundadır. Mahkemece, eksik borç nedeniyle davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı için takdir edilen 1.480 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/05/2017 günü oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi