Ceza Genel Kurulu 2016/942 E. , 2017/76 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 23.02.2015
Sayısı 363-97
: ...
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ..."un 5237 sayılı TCK"nun 109/2, 109/3-f, 109/5, 53 ve 63. maddeleri uyarınca oniki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.02.2015 gün ve 363-97 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 17.11.2015 gün ve 4594-10652 sayı ile "onanmasına" oyçokluğuyla karar verilmiş,
Daire Üyesi B. Şahin, "Dosya kapsamına göre sanığın 5237 sayılı Kanunun 109/2. maddesine uyan eylemi sebebiyle, 5237 sayılı TCK"nun 3 ve 61. maddesinde yer alan hükümler dikkate alınmak suretiyle cezanın belirlenip bireyselleştirilmesi gerektiği halde, anılan hükümlere göre sanığın cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek somut nedenlerin de bulunmadığı gözetilmeden, hakkaniyet, orantılılık ilkesine ve dosya içeriğine aykırı olarak yazılı şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK"nun 3/1 ve 61. maddelerine aykırı olarak fazla ceza tayini nedeniyle bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.03.2016 gün ve 148653 sayı ile;
"Dosya kapsamına göre sanığın 5237 sayılı Kanunun 109/2. maddesine uyan eylemi sebebiyle, anılan Kanunun 3 ve 61. maddesinde yer alan hükümler dikkate alınmak suretiyle cezanın belirlenip bireyselleştirilmesi gerektiği halde, anılan hükümlere göre sanığın cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek somut nedenlerin de bulunmadığı gözetilmeden, hakkaniyet, orantılılık ilkesine ve dosya içeriğine aykırı olarak yazılı şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK"nun 3/1 ve 61. maddelerine aykırı olarak fazla ceza tayini nedeniyle bozulması gerektiği kanaatine varılmıştır” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 03.05.2016 gün, 3559-4555 sayı ve oyçokluğuyla, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Suçun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 5237 sayılı TCK"nun 109/2. maddesinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gerektiren kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, sanık hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın dört yıl olarak belirlenmesinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına göre;
Sanık ..."un, mağdure ..."un öz amcası olup, 03.01.2004 doğumlu mağdurenin, suç tarihi olan 10.06.2013 günü itibarıyla 10 yaşının içinde bulunduğu ve ilkokul 3. sınıfta öğrenim gördüğü,
Kolluk tutanağına göre; 10.06.2013 günü saat 23.30 sıralarında Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine bağlı ekiplerin, Batman karayolu üzerinde devriye görevini yaparken, Batman ili bitiminde 34 FV 1730 plaka sayılı siyah renkli bir aracı park halinde gördükleri, araç içini aydınlatarak yaptıkları kontrol sırasında sanığın, başı kasık bölgesinde olan mağdureyi kaldırıp iterek yolcu koltuğuna oturttuğu ve panik halinde pantolonunu çekip üzerini düzeltmeye çalıştığı, araçtan indiğinde pantolonunun düğmeleri tamamen açık ve kemeri çözük olan sanığın, mağdurenin yeğeni olduğunu ve psikolojik sorunları bulunduğunu beyan ettiği, mağdurenin ise sanığın gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemlerini anlattığı,
Mağdure ..."un; on yaşının içinde olduğunu, ilkokul 3. sınıfta öğrenim gördüğünü, başarılı bir öğrenci olduğunu, ailesi ile birlikte yaşadığını, sanık ..."un öz amcası olduğunu, birbirlerine yakın evlerde ikamet ettiklerini, 11.06.2013 günü sanığın evine misafirliğe gittiklerini, sanığın teyzesi olan tanık ...."in de evde olduğunu, saat 22.00 sıralarında amcasının oğlu Baran ve erkek kardeşi .... ile birlikte saklambaç oynamak için dışarıya çıktıklarını, kısa bir süre sonra sanığın aşağıya indiğini, yanına gelerek teyzesi ...."i eve bırakacağını söyleyip kendisiyle gelmesini istediğini, kardeşi ve oğlunu ise eve gönderdiğini, araçla ilk önce teyzesi olan ...."i evine bıraktıklarını, daha sonra 10 dakika kadar araçla gezdiklerini, Batman yoluna çıktıktan sonra sanığın aracını yolun kenarında durdurduğunu, kendisini birden kucağına oturtup fermuarını açtığını, kendi pantolonunu da dizlerine kadar indirdiğini, üzerinde iç çamaşırı olmadığını, sanığın cinsel organı ile arkasından dokunduğu sırada polislerin geldiğini,
Mağdurenin annesi ..."un kollukta; sanığın evine misafirliğe gittiklerini, balkonda otururken sanığın yanına gelip tanık ...."i evine bırakacağını, mağdureyi de yanında götürüp getireceğini söylediğini; duruşmada ise polislerin sanığa iftira attığını, mağdurenin polislerin korkutması sebebiyle sanığı suçlayıcı yönde beyan verdiğini kendisine anlattığını,
Tanık ..."ın; sanığın kullandığı araçla yola çıktıklarını, mağdurenin araçta olduğunu inerken fark ettiğini, kendisini bıraktıktan sonra sanık ve mağdurenin birlikte ayrıldıklarını,
Tutanak tanıkları...."ın; iki ekip halinde devriye görevi yaparken karayolu üzerinde park halindeki aracı görüp şüphelendiklerini, araç içini aydınlattıklarında mağdurenin başını sanığın kasık bölgesine doğru eğilmiş vaziyette gördüklerini, sanığın kendilerini fark ettiğinde panik halinde mağdureyi yan koltuğa oturtup üstünü düzeltmeye çalıştığını, araçtan inen sanığın pantolonunun düğmelerinin tamamen açık ve kemerinin çözük olduğunu,
Beyan ettikleri,
Sanık ..."un; 10.06.2013 günü yeğeni olan mağdurenin, ailesi ile birlikte ikametine geldiğini, birlikte vakit geçirdikten sonra teyzesi olan tanık ...."i araçla evine bırakmak için aşağı indiğini, evin önünde oynayan mağdure ve diğer çocukları saatin geç olduğunu söyleyerek eve gönderdiğini, ancak mağdurenin kendisinden habersiz araca bindiğini polisler geldiğinde anladığını, araç park halindeyken telefonla uğraştığını ve ayrıldığı eşi ile mesajlaştığını, araçta bulunan dirsekliği devamlı indirip kaldırdığından polislerin bu durumdan şüphelenmiş olabileceklerini, polislerin kendisine "küçük çocukla ilişki yaşamaya utanmıyor musun" demeleri üzerine aralarında tartışma çıktığını ve hakaret ettiğini, bu sebeple polislerin kendisine komplo kurduğunu savunduğu,
Yerel mahkemece, suçun işleniş biçimi, sanığın eylemi sonucu meydana gelebilecek zarar ve tehlikenin ağırlığı ile suç kastının yoğunluğu gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu,
Anlaşılmaktadır.
Sanığın işlediği kabul edilen TCK"nun 109/2. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmış, temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise 5237 sayılı TCK’nun 61/1. maddesinde;
“(1) Hâkim, somut olayda,
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin, TCK’nun 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Ailesi ile birlikte amcası olan sanığın ikametine giden mağdurenin, saat 22.00 sıralarında kardeşi ve amcasının oğlu ile oyun oynamak için dışarı çıktığı, gece yarısına doğru teyzesi olan tanık ...."i araçla evine bırakmak isteyen sanığın, diğer çocukları vaktin geç olduğunu söyleyerek eve gönderip mağdureyi de yanında götüreceğini annesine haber verdiği, birlikte yola çıktıkları tanık Sebahat"i evine bırakan sanığın, mağdureyi yaklaşık on dakika kadar araçla gezdirip karayolu üzerine park ettikten sonra cinsel istismar içeren eylemlerini gerçekleştirdiği ve mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığı olayda; henüz 10 yaşının içinde bulunan mağdurenin sanığın öz yeğeni olması ve sanığın alıkoyma eylemini yakın akrabalık ilişkisinin sağladığı güveni kullanıp, önceden kurguladığı plan dahilinde hareket ederek gerçekleştirmesi göz önüne alındığında, yerel mahkemece temel cezanın dört yıl hapis olarak belirlenmesi ve bu konuda gösterilen gerekçe TCK’nun 61. maddesi anlamında kanuni ve dosya kapsamına uygundur.
Yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan, sanığı birebir gözlemleyen yerel mahkemece, alt sınırı 2 yıl üst sınırı ise 7 yıl olan TCK"nun 109/2. maddesinde yer alan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 4 yıl hapis olarak tayin ve takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup, bu uygulama 5237 sayılı TCK’nun 3/1. maddesinde düzenlenen “orantılılık” ilkesine de aykırılık oluşturmadığından, Özel Daire onama kararı isabetlidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2017 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.