
Esas No: 2016/15073
Karar No: 2019/7768
Karar Tarihi: 26.06.2019
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/15073 Esas 2019/7768 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı adına 10-13/4/2014 tarihleri arasında ..."te TPS organizasyonunu düzenlediğini, organizasyon düzenleme esnasında gerekli malzeme ve ekipmanların bir kısmını satın aldığını, bir kısmını ise kiraladığını, organizasyonu başarı ile yerine getirmesine rağmen davalının kararlaştırılan bedeli ödemediğini, ödemenin yapılması için yaptıkları tüm görüşmelerin neticesiz kaldığını, bunun üzerine satın alınan ve kiralanan malzemelerle ilgili faturaları tebliğ ettiğini, faturanın tebliğine rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlattığını, başlattığı takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile takibin 192.500,86 TL üzerinden yasal faizi ile birlikte devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı adına düzenlenen organizasyon için satın aldığı ve kiraladığı malzemelerin bedelinin ödenmediğini ve bu malzemelerin bedeline ilişkin gönderdiği fatura içeriğine de davalı yanca süresinde itiraz edilmediğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, davalı taraf ise organizasyonun eski yönetim döneminde yapıldığını ve eski yönetimin yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle teftiş başladığını ve davaya konu belgelerin Gençlik ve Spor Bakanlığı’na gönderildiğini, hizmetin verilmesi ve teslimin de davacı yanca ispatlanması gerektiğini, ayrıca neyin tebliğ edildiği belli olmayan kargo ekran çıktısını ve tebliği kabul etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece hizmetin verilmediğine yönelik savunmanın soyut nitelikte olduğu, fatura tebliğine süresinde itiraz edilmediği ve ihtarlı süreye rağmen 25.2.2016 tarihli celsede ileri sürülen delillerin süresinde ileri sürülmediğinden delil olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle bilirkişi raporuna itibar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterleri incelenmiş, ticari defterlerin açılış ve kapanış kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve dava konusu faturaların defterde yer aldığı belirtilerek dava konusu alacağın 192.500,86 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı rapora itirazında yalnızca davacı defterlerinin değerlendirildiğini, davacı tarafça tek taraflı hazırlanmış defterlerin delil olamayacağını, raporda hizmetin verilip verilmediği ve fatura konusu malların teslim edilip edilmediği hususlarının tartışılmadığını beyan etmiş ve yargılama aşamasında müteaddit defalar verdiği beyan dilekçeleri ile davalı yanca teslime yönelik sunulan tutanakları kabul etmediğini ve 391361 nolu faturada satın alınmış gözüken malzemelerin 097906 sayılı faturada kiralanmış gözüktüğü, hizmetin verildiği ve malzemelerin teslim edildiğini kabul etmediğini belirtmiş, en son 10.03.2016 havale tarihli verdiği dilekçe ile aynı itirazları tekrarlayarak Gençlik Spor bakanlığından gelen kayıtlarda 57.500,00 TL’lik faturanın gözüktüğünü ancak 135.000,00 TL"lik faturanın gözükmediğini kendi defterlerininde incelenerek karar verilmesini istemiş. Mahkemece delillerin süresinde ibraz edilmediği gerekçesi ile bu istem red edilerek karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık davacı tarafından organizasyona yönelik hizmetin verilip verilmediği, fatura konusu malların teslim edilip edilmediği ve faturanın geçerli bir şekilde tebliğinin sağlanıp sağlanamadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tv görüntüleri ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yapmış olduğu teftiş sonucunda 10-13/4/2014 tarihleri arasında Gaziantepte düzenlenen organizasyonun davacı şirketçe verildiği sabittir. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, taraflar arasında hizmete ve kullanılan malzemelere yönelik yazılı bir sözleşme bulunmadığından fatura konusu malların teslim edilip edilmediğinin davacı yanca kanıtlanması gerekir. Faturanın tebliği ifaya yönelik olup içeriğindeki malların teslim edildiği veya akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaz. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususlar incelenmeksizin yalnızca davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olması gerekçe gösterilerek alacak var kabul edilmiştir. Bu durumda, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişsizdir. Kaldı ki dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nun 222/1.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler ticari davalarda delil olarak kabul olunur. İlgi Kanunun 222/son maddesi gereğince de tacir olmayan taraf hasmının ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini beyan edebilir. Bu halde taraflardan birisinin ticari defterlerindeki kayıtlar esas alınıp sonuca gidilebilir. Ancak somut olayda davalı tacir olmadığı gibi, 77 davacının sunduğu defterlerin delil olamayacağı itirazında bulunmuştur. Bu haliyle davacı şirket defterlerindeki ödemeye ilişkin kayıt esas alınarak karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca davalı cevap dilekçesi ile birlikte gerekli bilgi ve belgelerin teftiş nedeniyle Gençlik ve Spor Bakanlığında olduğunu bildirmiş, bu nedenle delil bildirme hakkını saklı tutmuş, kayıtlar geldikten sonra ise 10.03.2016 tarihli dilekçesi ile bazı faturaların defterelerinde kayıtlı, bazılarının kayıtlı olmadığına yönelik itirazda bulunarak bu deliller de incelenerek karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu belgeler davalının elinde olmayan nedenlerle süresinde ibraz edilemediğinden bu delillerin mahkemece değerlendirilmesinin red edilmesi de hatalıdır. O halde, mahkemece davalının bağlı bulunduğu Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca yapılan teftişte elde edilen tüm bilgi ve belgeler ile dosya kapsamında sunulan tüm deliller üzerinde ayrıntılı olarak gerekli araştırma ve inceleme yapılarak dava konusu faturalardaki malzemelerin teslim edilip edilmediği ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu da nazara alınarak fatura konusu hizmetin verilip verilmediği değerlendirilmeli, özellikle davalının kısmi kabulü de nazara alınarak satın alınan ve kiralanan fatura konusu malların aynı olup olmadığını değerlendirilmeli, gerekirse bu hususlarda davalı itirazlarını karşılar konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile sadece ticari defter kayıtlarına göre yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.