20. Hukuk Dairesi 2016/10025 E. , 2016/10887 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadimden beri müvekkillerin ailesi ve kendileri tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, ayrıca müvekkillerin sahipliğine ilişkin tapu kayıtlarının mevcut olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile 2/12 hissesinin ..., 2/12 hissesinin..., 3/12 hissesinin ... ve 3/12 hissesinin ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan keşif sonrasında dava edilen taşınmazların ... köyü 101 ada 1 parsel ve 188 ada 10 parsel içinde kaldığı anlaşılmış, davacı vekili 02.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 188 ada 10 parselin de dava konusu yapılmasını talep etmiştir.
Yargılama aşamasında 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro mahkemesinde halen davalı olduğu ve kadastro tutanağının henüz kesinleşmediği anlaşıldığından bu taşınmaza ilişkin dava tefrik edilmiş, davaya 188 ada 10 parsel hakkında devam olunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ... köyü 188 ada 10 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ..."ın 14.02.2014 tarihli rapora ekli krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 4.495.79 m²"lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, davacılar ..."ın 4/12 hisse, ..."in 3/12 hisse, ..."ın 3/12 hisse ve ..."ın 2/12 hisse olmak üzere adlarına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... Yönetimi ve Hazine tarafından (A) harfi ile gösterilen kısma ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
... köyü 188 ada 10 parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmıştır.
1) Davalı ... Yönetiminin temyiz itirazları yönünden;
Davalı ... Yönetimi, yargılama aşamasında kadastro mahkemesinde halen davalı olduğu ve kadastro tutanağının henüz kesinleşmediği anlaşılan ve tefrik edilen 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kullanım hakkı sahibidir. Davacı dava açarken bu taşınmazı davalı parsel olarak göstermiş ve kullanım hakkı bulunan Orman Yönetimine husumet yöneltmiştir. Yapılan keşif sonrasında dava edilen taşınmazların ...101 ada 1 sayılı parsel ve 188 ada 10
sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılmış, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava kadastro tutanağı henüz kesinleşmediğinden tefrik edilmiştir. Eldeki dosyada dava konusu olan ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı 188 ada 10 parsel sayılı taşınmaz bakımından ...Yönetiminin davalı sıfatı bulunmadığı gibi dosya kapsamında bu taşınmaza yönelik Orman Yönetimince açılmış ayrı bir dava ve katılımı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; mahallinde 09.11.2012 günü yapılan keşif sonrasında düzenlenen 20.11.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda 188 ada 10 sayılı parsel içerisinde kalan dava konusu taşınmazın 11506,28 m2 yüzölçümlü (A) harfi ile gösterilen taşınmaz olduğu bildirilerek taşınmazın konumu rapor ekindeki krokide gösterilmiş, dava edilen taşınmaza ilişkin 04.12.2013 günü yapılan keşif sonrasında düzenlenen 14.02.2014 tarihli fen bilirkişi raporda ise 188 ada 10 sayılı parsel içerisinde kalan dava konusu taşınmazın 4495,79 yüzölçümlü (A) harfi ile gösterilen taşınmaz olduğu belirtilerek rapor ekindeki krokide taşınmazın konumu ilk rapordan farklı şekilde gösterilmiş olup dosya kapsamında, dava edilen taşınmazın konumu ve yüzölçümü hususunda netlik olmadığı için taşınmazda davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının tam olarak oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. İmar ve ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği veya hangi tarihte gerçekleştiği hususlarının en iyi belirlenme yöntemi olan kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarından yararlanılarak rapor alınma yöntemi benimsenmemiştir. Eksik araştırma, inceleme ve değerlendirme ile karar verilemez.
O halde; öncelikle, dava konusu taşınmazın nereye isabet ettiğinin tereddütsüz olarak belirlenmesi, dosyada zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekmektedir. Bu cümleden olarak; kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait (1991-1996 arası) hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, 3 ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, ziraat bilirkişilerinden kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten 15-20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritaları, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğrafları streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenmek suretiyle taşınmazın dere yatağı olup olmadığını, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten 20 yıl önceki ve hali hazırdaki niteliğini, konumunu, bitki örtüsünü, kullanım durumunu belirten, bilimsel ve teknik verilere dayalı, rapor alınmalı, fen bilirkişisine taşınmazın belirlenecek durumu ile ilgili olarak, hava fotoğrafları ile mukayeseli, taşınmazın koordinatlarını belirtir, taşınmazın sınırlarını gösterir bütün yönlerinden çekilmiş fotoğrafları ekli, keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin ve böylesine bir araştırma yapılmadan yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin 188 ada 10 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu bölüme ilişkin hükmün BOZULMASINA 17/11/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.