12. Ceza Dairesi 2015/10535 E. , 2016/1014 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Hüküm : Dilekçe Red
Tazminat talebine dair dava dilekçesinin reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
466 sayılı Kanun gereğince açılan tazminat istemine ilişkin davalar nedeniyle verilen her türlü karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmanın olanaklı olduğu, anılan Yasada itiraz Kanun yolundan bahsedilmediği, bu itibarla dava dilekçesinin reddine ilişkin kararın temyizi kabil olduğu ve 466 sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince duruşma açılarak yapılan inceleme üzerine Cumhuriyet savcısının mütalaası da alınarak verilen dava dilekçesinin reddine dair karar, mahiyeti itibariyle “davanın reddi” niteliğinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı CMK"nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı CMK"nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de; 5320 sayılı Kanunun 6/2. maddesindeki Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, yapılan işlemden kasıt davacının tutuklandığı tarih olup bu tarih itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve dosyaya ekli nüfus kayıt örneğine göre, davacı asılın dava tarihinden sonra 21.08.2010 tarihinde öldüğü ve bu tarih itibariyle davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin son bulduğunun kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında, ... barosuna kayıtlı 150 sicil numaralı Avukat ...’un gerekçeli kararın 10.07.2014 tarihinde tebliği üzerine, davacı vekili sıfatıyla vermiş olduğu temyiz dilekçesinde mahkemenin gerekçesinde belirtmiş olduğu şekilde taraflarına tebligat, bilgilendirme, ara karar icrası için ihtaratlı davetiye gibi hiçbir evrakın gönderilmediğine, konuya ilişkin süre verilmediğine ve bu yöndeki tebligatın ... barosu avukatlarından olan 400 sicil numaralı Avukat ...’a yapılarak dosyada maddi hat yapıldığına ilişkin temyiz itirazları kapsamında, ... barosu resmi internet sitesinde aynı isimde iki ayrı adreste 400 ve 150 sicil numaralı olmak üzere Avukat ..."un faaliyet gösterdiğinin anlaşılması ve davacı vekilinin tebligatların 400 sicil numaralı Avukat ..."a yapıldığını belirtmesi nedeniyle bu husus mahallinde araştırılarak doğruluğunun saptanması halinde, davacı vekiline mirasçıların davaya devam edip etmeyeceğine ilişkin beyanlarının tespiti amacıyla mirasçılar adına vekaletname sunması ya da miras ortaklığına temsilci tayin etmesi için süre verilmesine yönelik yeniden tebligat çıkartılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik kovuşturmaya dayalı olarak yazılı gerekçe ile tutuklama işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK"nın 142/4. maddesi gereğince dava dilekçesinin reddine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.