10. Hukuk Dairesi 2017/3578 E. , 2017/6885 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Asıl dava, 01.10.2008-30.10.2010 tarihleri arasında yersiz ödendiği kurumca tespit edilen aylıkların tahsili; birleşen dava kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilâmında belirtildiği şekilde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında 12.07.2002 tarihinde boşanma kararı verilen davalı-birleşen dava davacısına yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca 2013 yılında gerçekleştirilen işlemle kesilerek, 23.08.2011-22.12.2013 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden 9.986,30 TL borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
5510 sayılı Kanunun, Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi başlığını taşıyan 59. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
09.02.2016 tarihli bozma ilamında “Mahkemece, davacı-birleşen dava davalısı ile boşandığı eşinin boşanmadan dava tarihine kadar seçmen geri izleme belgeleri getirtilmediği, davacı-birleşen dava davalısının su aboneliğinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmadığı görülmekle birlikte bu araştırmalardan sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.” şeklinde açıklama yapılarak verilen karar bozulmuştur. Mahkemece söz konusu bozma ilamına uyulmuş ancak bozma önce ve sonrasında elde edilen fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığının veya yokluğunun tespitine ilişkin hususlar yanılgılı şekilde değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Zira tutanakta birlikte yaşama olgusunu destekleyen tanık olarak dinlenen mahalle muhtarlarının mahkemedeki söz konusu şahısları tanımama veya konu ile ilgili bilgi sahibi olunmadığına dair çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı ifadelerinin gerçeği yansıtmaması, davacı-birleşen dava davalısı ile boşandığı eşinin elektrik, su aboneliklerinin olmaması, seçmen geri izleme belgelerindeki kayıtlar, 30.01.2015 tarihli kolluk araştırma tutanağı ve dosyada yer alan tüm bilgi ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu Kurum işlemine dayanak olan ve yukarıda niteliği açıklanan kontrol memurunun 24.102013 tarihli tutanağının eşdeğer belgelerle aksinin ispatlanamadığı, bu hali ile tutanağın geçerli olduğu ve fiilen birlikte yaşama olgusunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi yerine, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.