
Esas No: 2007/361
Karar No: 2008/39
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2007/361 Esas 2008/39 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Bölümü 2007/361 E., 2008/39 K.
"İçtihat Metni"
Davacı vekili, malulen emekliye ayrılan müvekkilinin, Tunceli Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaparken; 29.5.1988 günü içinde bulunduğu Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğüne ait aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kaza nedeniyle ağır yaralandığı ve iş gücü kaybına uğradığı, "Aktif polislik yapamaz, idari polis olur şeklinde rapor verildiğinden bahisle, kazaya bağlı olarak oluşan 6000.00. YTL maddi ve manevi zararının tazmini istemiyle, 31.5.2005 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayısında dava açmıştır.
Davalı İdare vekilince, birinci savunma dilekçesinde, davada idari yargının görevli olduğu ileri sürülerek, görev itirazında bulunulmuştur.
ANKARA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 29.11.2005 günlü celsesinde E:2005/218 sayı ile, görev itirazı reddedilmiştir.
Davalı İdare vekilince, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle süresi içinde başvuruda bulunulmamıştır.
Davacı vekili, trafik kazası nedeniyle, işgücü- efor kaybından doğan 200.000.YTL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmesi ve Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayısında devam eden davasıyla birleştirilmesine karar verilmesi istemiyle, 19.9.2006 gününde adli yargı yerinde "ek" dava açmıştır. Bu dava Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2006/378 sayısına kaydedilmiştir.
ANKARA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ"nce; 21.9.2006 günlü E:2006/378 sayılı Tensip Tutanağıyla, dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara tebliğ edilmesine karar verilmiş, tebliğ alındısında davalı idarenin 11.10 2006 tarihli kaşesi basılmış, buna karşın; ilk celse tarihi olan 5.10.2006 günündeki duruşmaya katıldığı belirtilen davalı idare vekilince, görev itirazında bulunulmamış, davaların birleştirilmesi talebinin Mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilmiştir. Aynı tarihte anılan Mahkemece; E: 2006/378, K:2006/389 sayı ile, tarafları ve konusu aynı olan ve birbiri ile fiili ve hukuki irtibatı bulunan Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayılı dosyası ile Mahkemelerinin dosyasının birleştirilmesine ve yargılamanın, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası üzerinden yürütülmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir.
Bu aşamadan sonra Davalı vekilinin, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayılı dosyasına verdiği ve "Mahkemenin dosyası ile birleşen Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2006/378 sayılı dosyası ile ilgili beyanlarını" içerdiği belirtilen 10.10.2006 tarihli dilekçede; davada idari yargının görevli olduğu ileri sürülerek, yeniden görev itirazında bulunulmuştur.
ANKARA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ"nce; 25.1.2007 günlü celsesinde E:2005/218 sayı ile, "Davalı tarafın birleşen Ankara 2.ASLHM"nin 2006/378 esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak yapmış olduğu görevsizlik (yargı yolu ) itirazının, asıl dosyada olduğu gibi yine yerinde görülmediğinden ve bu davaya bakma görevi idari yargıya ait olmayıp Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun kararlarına göre adli yargı görevli olduğundan" bahisle görev itirazı reddedilmiştir.
Davalı İdare vekilince, son karara ilişkin olarak, süresi içinde verilen dilekçe ile, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe ve dava dosyası örneği, Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: Anayasanın 125. maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 2 nci maddesinde idari dava türlerinin sayıldığı, bu maddenin (1-b.) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına giren idari dava türleri arasında sayıldığı; kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan kamu kuruluşunun, kamu hizmetini yürütürken, kamu görevlisine verdiği zararın tazminine ilişkin davada, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, sonuçta kamu idaresi ile görevlisi arasındaki, iç ilişki çerçevesinde hizmet kusuru ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tayin ve tespitinin idari yargı yerlerine ait bulunduğu; Uyuşmazlığın, davacının görev yerine gitmek amacıyla içinde bulunduğu davalı idareye ait aracın yaptığı trafik kazasında yaralanmasından dolayı uğradığı iddia olunan zararının kamu hizmetini gereği gibi yürütmediği ileri sürülen davalı idareden tazminine ilişkin bulunduğu; bu durumda, Uyuşmazlığın esasını, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ajanın uğradığı zararın idare tarafından tazmini oluşturmakta olup, davacı ile davalı idare arasındaki ilişkinin kamu hukukuna dahil bulunması nedeniyle, sözü edilen zararın tazmini için açılan bu davanın, İdare Hukuku esaslarına göre idari yargı yerlerince çözümlenmesi, yukarıda değinilen mevzuat hükümleri gereği olduğundan, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin İçişleri Bakanlığının görev itirazının reddine ilişkin kararının kaldırılmasının gerektiği gerekçesiyle idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarmış olup, 2247 sayılı Yasa"nın 10. maddesine göre görev konusunun incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesi"nden istemiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa"nın 13. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından yazılı düşüncesi istenilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Anayasa"nın 125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğunun kurala bağlandığı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b. maddesi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılan tam yargı davalarının, idari dava türleri arasında sayıldığı; buna karşın, dava konusu zararın, kamu idaresine ait aracın karayolu üzerinde işletilmesi sırasında meydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özel düzenleme içeren Karayolları Trafik Yasası hükümlerinin gözden geçirilmesinin gerektiği; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi, değişik birinci fıkrasında "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." ve değişik beşinci fıkrasında "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerini taşımakta; 106. maddesinde ise, "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmekte olup, anılan 85. maddeden, işleten ve teşebbüs sahibinin, bir motorlu aracın işletilmesinden ve bu arada aracın sürücüsünün ve işletme yardımcılarının eylem ve davranışlarından dolayı üçüncü kişilerin uğradıkları zararlardan, kusurlu olup olmamalarına bakılmaksızın "tehlike esası"na göre sorumlu tutuldukları; 106. madde ile de, maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının işleten gibi aynı hukuki sorumluluğa tabi kılındığının anlaşıldığı; sözüedilen Yasa hükümlerinde açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olması karşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerin uğradıkları zararlardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının doğal bulunduğu; nitekim, Karayolları Trafik Kanunu"nun hukuki sorumluluğa ilişkin diğer hükümlerinde, 85. madde kapsamı dışında kalan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına işaret edildiği; belirtilen duruma göre kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı, idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, idari eylemden doğan zararların giderilmesi için açılacak bir tam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağının açık olduğu, bu nedenle; Danıştay Başsavcılığının 2247 sayılı Yasanın 10.maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ile Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü"nün, Ahmet AKYALÇIN"ın Başkanlığında, Üyeler: Mahmut BİLGEN, Ramazan TUNÇ, Habibe ÜNAL, O.Cem ERBÜK, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK"ın katılımlarıyla yapılan 03.03.2008 günlü toplantısında; Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK"in 2247 sayılı Yasa"da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcı tarafından görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ayla SONGÖR ve Danıştay Savcısı Gülen AYDINOĞLU"nun başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun"un 10. maddesinin birinci fıkrasında "Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir", İkinci fıkrasında "Yetkili Başsavcı veya Başkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerin ikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevli olduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır" denilmiş; 12. maddesinin birinci fıkrasında da "Görev itirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak on beş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargı merciine verir" hükmü yer almıştır.
Aynı Yasa"nın 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesi"nin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan düzenlemelere göre, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi için görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda yapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevli olduklarına karar vermiş bulunmaları ve bunun yanı sıra görevlilik kararının verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden başlayarak on beş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçenin görevlilik kararı veren yargı merciine verilmiş bulunması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden: 31.5.2005 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesindeki E:2005/218 sayılı davada; davalı İdare vekilince, birinci oturumdan önce verilen savunma dilekçesinde, davada idari yargının görevli olduğu ileri sürülerek, görev itirazında bulunulduğu, Mahkemece görev itirazının reddedilmesine karşın olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle süresi içinde başvuruda bulunulmadığı; davacı tarafından daha sonra 19.9.2006 gününde, aynı maddi ve hukuki nedene dayalı olarak açılan ek davanın Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2006/378 sayısına kaydedildiği, bu davanın, 5.10.2006 gününde yapılan birinci oturumuna katılan davalı vekilinin görev itirazında bulunmadığı; aynı tarihte Mahkemenin, E:2006/378, K:2006/389 sayı ile, tarafları ve konusu aynı olan ve aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayılı dosyası ile Mahkemelerinin dosyasının birleştirilmesine ve yargılamanın, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası üzerinden yürütülmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verdiği; Davalı vekilinin, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayılı dosyasına verdiği dilekçe ile davada idari yargının görevli olduğu ileri sürerek, yeniden görev itirazında bulunduğu, Mahkemenin görev itirazını reddetmesi üzerine, son karara ilişkin olarak, süresi içinde verilen dilekçe ile, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine, dilekçe ve dava dosyası örneğinin Danıştay Başsavcılığına gönderildiği görülmüştür.
Bu durumda, davalı vekili tarafından, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2005/218 sayısında görülen asıl davada yapılan görev itirazının reddi üzerine 2247 sayılı Yasa"nın 12. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen sürede başvuruda bulunulmadığı; Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2006/378 esas sayılı ek davanın birinci oturumunda da, anılan Yasa"nın 10. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sürede görev itirazının yapılmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa"nın 10. ve 12. maddelerinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, anılan Yasa"nın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir
SONUÇ: 2247 sayılı Yasa"nın 10. ve 12. maddelerinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 03.03.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.