
Esas No: 2007/388
Karar No: 2007/403
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2007/388 Esas 2007/403 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Bölümü 2007/388 E. , 2007/403 K.- 2247 SAYILI YASA’NIN 14. MADDESINDE ÖNGÖRÜLEN KOŞULLARI HK
"İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.
Davacı : H.A. Vekilleri : Av. Y.B., Av. H.E. Davalı : Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı (Ankara Sigorta İl Müdürlüğü) Vekili : G.P. O L A Y : İşyeri bildirgesinin zamanında Kuruma verilmemesi nedeniyle davacı adına 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 8. ve 140. maddelerine göre idari para cezası verilmiş, yapılan itiraz komisyon kararı ile reddedilmiştir. Davacı vekili, söz konusu para cezasının iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. ANKARA 11. İDARE MAHKEMESİ; 14.6.2006 gün ve E:2006/1441, K:2006/1647 sayı ile, davanın esası hakkında verilen kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nce bozulmasına karar verilerek dosyanın Mahkemeye gönderilmesinden sonra, bozma ilamına uyarak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu"nun 140. maddesinin 4. fıkrasında, ""İdari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ, tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir, itiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ sarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesine başvurabilirler....." hükmü yer almakta iken anılan hükmün;15.2.2006 gün ve 26081 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan ve bu tarih itibariyle yürürlüğe giren bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 5454 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile değiştirilerek, "İdari para cezalan ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kararı kesinleşir......."şeklini aldığı görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağının bilinen bir genel hukuk ilkesi olduğu; buna göre, davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, davanın açıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği, bu durumda 506 sayılı Kanunun 5454 sayılı Kanunla değişik 140. maddesinde, idari para cezalarına karşı Sulh Ceza Mahkemelerinde dava açılacağı hükme bağlandığından, 506 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan bu davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Davacı vekili, aynı istemle 26.7.2006 tarihinde adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur. ANKARA 2. SULH CEZA MAHKEMESİ ; 20.2.2007 gün ve 2006 / 1110 D. İş, K: 2006/1110 D. İş sayı ile, 506 sayılı Yasa’nın 140. maddesinin 4. fıkrasında “Kurumca itirazı reddedilenler kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine başvurabilirler.” tümcesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiği, Kabahatler Kanunundan sonra yapılmış olan değişikliğin iptal edilmesi ile 506 sayılı Yasa’nın 140. maddesine dayanılarak verilen para cezalarına ilişkin uyuşmazlıkların çözüm görevinin idare mahkemesine ait olduğunun anlaşıldığı ve bu konuda Danıştay 10. Dairesinin kararı da olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, davacı vekilinin talebi üzerine Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mahmut BİLGEN, Ramazan TUNÇ, Habibe ÜNAL, O.Cem ERBÜK, Muhittin KARATOPRAK ve Gürbüz GÜMÜŞAY’ın katılımlarıyla yapılan 3.12.2007 günlü toplantısında; Hakim-Raportör G.Fatma BÜYÜKEREN’in 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ayla SONGÖR ile Danıştay Savcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, başvurunun reddi gerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılaması sonunda sanığın mahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı vekilinin 22.2.2007 tarihli temyiz dilekçesi ile adli yargı yerince verilen görevsizlik kararını temyiz ettiği, davacı vekilinin ise 22.3.2007 tarihli dilekçesi ile dosyanın oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği Mahkemece, karara 29.3.2007 günü kesinleştiğini belirtir şerh verilerek, dava dosyasının 17.4.2007 tarihinde davacı vekilinin talebi doğrultusunda, Mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 14. maddesinde, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ileri sürülebilir.”, 27. maddesinde ise, “Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder.” denilmektedir. Uyuşmazlığın incelenebilmesi için, yargı yerlerince verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir.Yargı yolunu değiştirmeye yönelik görevsizlik kararlarının temyize tabi oldukları kuşkusuzdur.Böylece, davalı vekili tarafından temyiz edildiği halde, temyiz incelemesi yapılmayan görevsizlik kararının kesinleşmesinden söz edilmesine olanak yoktur. Açıklanan nedenlerle, Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddi gerekmiştir. SONUÇ : 2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.12.2007 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.