12. Ceza Dairesi 2015/430 E. , 2016/109 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 12 - 2014/180797
Mahkemesi : Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 13/02/2014
Numarası : 2013/115 - 2014/70
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 141. maddesinde ""suç soruşturması ve kovuşturması sırasında"" gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilerek, madde metninde bu aykırılıklar tahdidi şekilde sıralanmış olup, aynı Kanunun 323/3. maddesinde ""Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir"" hükmüne yer verilmiş ise de, maddede sadece yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi ibarelerine yer verilmiş olması ve maddenin atıfta bulunduğu kapsamda kalan 141. maddenin 1(f )bendinde ’’Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan’’ kişilerin tazminat isteyebilecekleri belirtilmiş olup, somut olayda davacının (sanığın) tahliye edildiği tarihe kadar ceza infaz kurumunda geçirmiş olduğu sürenin, mahkum olduğu hükümlülük süresini aşmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma öneren görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 141/1. maddesinde ""suç soruşturması ve kovuşturması sırasında"" gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden tazminat istenebileceği, somut olayda davacı hükümlü statüsüne geçtikten sonra yapılan yargılamanın yenilenmesi sonucunda hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak verilen sonuç cezaya göre şartla tahliye tarihini aşan hükümlülükte geçen süre yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat
istenemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 11.01.2016 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacıya tazminat verilmesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.
Şöyle ki:
1-Davacının tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 20/09/2007 tarih, 2007/216 esas, 20007/263 karar sayılı ilamıyla davacının (sanığın) uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 10 yıl hapis ve 5.000 TL adli para cezasına mahkum edildiği, hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01/05/2008 tarih ve 2008/1925 esas, 2008/6812 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesinden sonra, davacının (sanığın) soruşturma ve kovuşturma aşamasında uyuşturucu maddenin sahibini bildirmiş olması nedeniyle, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2012 tarihli bildirimi üzerine, ilk hükmü veren Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince davacı (sanık) hakkında 22/06/2012 tarihli ek kararla yapılan yargılamanın yenilenmesi sonucunda davacının (sanığın) cezasının yarı oranında indirildiği, bu kararın 30/06/2012 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşmiş ek kararın 24/12/2012 tarihinde davacıya tebliği üzerine, tazminat davasının 08/03/2012 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı, bu kapsamda davacının (sanığın) 05/06/2007 tarihinde ceza infaz kurumuna alınarak 27/03/2012 tarihinde tahliye edildiği ve yargılanmanın yenilenmesi sonucunda verilen hüküm esas alınarak, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2012 tarih, 2012/770 değişik iş sayılı kararına göre şartla tahliye tarihinin 05/02/2011 olarak belirlendiği, bu kapsamda davacının (sanığın) 05/02/2011 ila 27/03/2012 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 22 gün fazladan ceza infaz kurumunda kaldığının anlaşılması karşısında; davacının her türlü zarar kavramı içinde düşünülmesi gereken şartla tahliye tarihinden itibaren tazminata hak kazanacağı gözetilerek, davacı hakkında hükmedilen ceza ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre dikkate alındığında, davacının (sanığın) suç tarihi itibariyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesine göre hükümlü sayılması nedeniyle ve iyi halli olmak koşuluyla cezaevinde kalması gereken süre daha sınırlı olacak iken, muhtemel şartla tahliye tarihine kadar olan hükümlülük süresinden fazla süre ile ceza infaz kurumunda kaldığı ve kanunun infazda öngördüğü indirimden yararlanamadığı anlaşılmıştır.
2- Belki doğru olanın yargılamanın yenilenmesi kararı verilen hususun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK’nın 308.maddesi gereğince itiraz yoluna başvurularak çözülmesi gerekirdi, ancak ne olursa olsun davacı hakkındaki yanlış uygulama kısmen giderilmiştir.
3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 141. maddesinde ""suç soruşturması ve kovuşturması sırasında"" gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilerek, madde metninde bu aykırılıklar tahdidi şekilde sıralanmış ise de, aynı Kanunun 323/3. maddesinde ""Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir"" hükmü karşısında, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK"nın 141/1 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleşmiştir. Kanunun 323.Maddesinde belirtilen “beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına” kelimelerine takılıp kalmamak gerekir. Kanunun 141/1- f maddesinde “ Mahkum olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan….” kişilerin tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca dairemizin şartla tahliyeden fazla cezaevinde kalanlar için tazminat verilmesini öngören (Yargıtay 12.CD, 24.01.2013/24083-1 ve 24.04.2014/832-10020) istikrarlı uygulamaları ile davacının durumu örtüşmektedir. Dolayısıyla talep bu açıdan da değerlendirildiğinde davacı bakımından oluşan zararın giderilmesi gerekir.
Kısaca davacının 6216 sayılı Kanunun 45-50.maddeleri gereğince hak arama yolu açık olmakla birlikte, davacının uğradığı haksızlık nedeniyle CMK’nın hükümlerine göre maddi ve manevi zararlarının giderilmesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun tazminat ödemesini kabul etmeyen mahalli mahkeme kararını onaması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.