(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2018/1292 E. , 2021/853 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
...
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 199 ada 3 parsel sayılı 9.143.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ..., irsen intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Kaplıca Köyü Tüzel Kişiliği"ni hasım göstermek suretiyle, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında müdahil ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmış; ..., ..., ..., ..., ..., Hazine ve ..., mahkeme tarafından davaya dahil edilmiştir. Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hüküm, Dairemizin 30.01.2017 tarih ve 2016/3186 Esas, 2017/370 Karar sayılı ilamıyla, “somut olayda, hükme esas alınan fen bilirkişisi ..."nın 26.06.2014 tarihli raporuna göre davacının tutunduğu tapu kaydının krokide (A) harfi ile gösterilen 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 9000 metrekare yüzölçümündeki kısmına uyduğu belirtilmesine rağmen, Mahkemece hükümde 199 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekarelik kısmının ifrazına karar verildiği, böylece fen bilirkişi raporunda işaret edilmeyen taşınmaz bölümü hakkında tescil kararı verilmiş olmakla, bu şekilde kurulan hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığı belirtilerek, infazı kabil hüküm kurulmamasının isabetsizliğine” değinilerek sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, temyize konu edilmeyen 199 ada 2 parsel ve 199 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, bu taşınmazların tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak ayrı ayrı sınırlandırılmalarına ve mera özel siciline yazılmalarına, temyize konu edilen ... ada 3 parsel sayılı taşınmazın 26.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekarelik bölümünün davalı Hazine adına olan tespitinin iptali ile, bu bölümün ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle taşınmaza uygulanan 162 sıra ve 12.10.1941 tarihli tapu kaydı malikleri ... oğlu ..., eşi ... ve oğlu ... adlarına 1/3’er hisse ile çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesine “Cömert ve ..." ın ölü olduklarının” şerh düşülmesine, taşınmazın kalan ve aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 143,32 metrekarelik bölümünün tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen dava konusu taşınmaz bölümüne uyduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, mahkemenin değerlendirmesi hatalı olduğu gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, kendisi ve murisleri ... ile ... adına kayıtlı bulunan 12.10.1941 tarih ve 161, 162, 164 sıra numaralı tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Davacının dayandığı tapu kayıtlarının hudutları, çayır, tarla, hark, tepe, mera, yamaç olup, her yere uyabilecek nitelikte sınırlardır. Dolayısıyla, söz konusu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz bölümünü kapsadığını kabul etmek, bir diğer ifade ile mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar edebilmek mümkün değildir. Diğer taraftan davacı, çekişmeli taşınmaz bölümünün babası ...’dan kaldığını iddia edip adına tescil istemiyle dava açtığı halde, murisin başkaca mirasçısının bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve çekişmeli taşınmazın davacıya ne şekilde (bağış, satış, taksim vs.) intikal ettiği, bir başka ifadeyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Aktif dava ehliyetinin mevcudiyeti dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re"sen dikkate alınması gerekir. Davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı belirlenmeden işin esasına girilemez. Öte yandan Mahkemece, yöntemine uygun şekilde tahsisli ya da kadim mera araştırması yapılmamış, kadastro çalışmaları sırasında taşınmaza uygulanan 1 nolu mera parselini gösterir şekilde mera sınır krokisi ve haritası ile mera tahsis kararı ve ekleri getirtilmemiş, fen bilirkişisi tarafından kadastro paftasıyla mera sınır krokisi çakıştırılarak çekişmeli taşınmaz bölümünün mera sınır krokisi kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadığı gibi somut olayda, komşu köyden seçilecek mahalli bilirkişiler yerine, çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyden mahalli bilirkişiler dinlenilmiş, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümünün niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü ve imar-ihya durumu hakkında komşu parsellerle mukayeseli şekilde ve dava konusu taşınmaz bölümü ile mera arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, davacı ve murisi hakkında yöntemine uygun şekilde belgesiz araştırması yapılmamış, bilirkişi ve tanıkların beyanlarının doğruluğu, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmemiş ve maddi olaylara dayanmayan ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan tanık ve bilirkişi beyanlarına dayanılarak karar verilmiştir. Bu şekilde eksik bir araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacının murisi ...’ın verasete esas nüfus kayıt örneği ya da mirasçılık belgesi dosya arasına konularak davacı dışında başka mirasçısının bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, davacı dışında başka mirasçıların bulunması halinde, davacıya çekişmeli taşınmaz bölümünün kendisine veya mirasçılarına ne şekilde (bağış, satış, taksim vs.) intikal ettiğini açıklamak ve delillerini bildirmek üzere süre ve imkan tanınmalı, çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu tüm parsellerin tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar, davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli, davacı ve murisi ... adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Tapu, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, varsa söz konusu taşınmazların kesinleşme durumlarını gösterir şekilde kadastro tutanak örnekleri ve tapu kayıtları temin edilmeli, kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaza uygulanan 1 nolu mera parselini gösterir mera sınır krokisi ve haritası ile varsa mera tahsis kararı ve ekleri ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi ve üniversite hocalarında oluşacak üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse, kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesi itibariyle davacının murisi ...’a ait olması halinde davacıya ne şekilde (bağış, satış, taksim vs.) intikal ettiği, taşınmaz bölümü imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar- ihyanın ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu mera parselleriyle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını ve komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığını açıklayan, çekişmeli taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilerek bu fotoğraflar üzerinde parselin sınırları ve mera ile aralarındaki ayırıcı unsurlar işaretlenerek ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, kadastro paftası ile varsa mera sınır krokisi ve haritası çakıştırılarak çekişmeli taşınmaz bölümünün mera parseli kapsamında kalıp kalmadığını harita üzerinde göstermesi ve keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm davacıların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, meraların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı da gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.