13. Hukuk Dairesi 2016/16049 E. , 2019/7543 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalı ile 27.03.2012 tarihinde taşınmaz satımına ilişkin aracılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davalıya ait taşınmazın ilgili kanallarla satışa çıkarıldığını, davalının doksan gün süre ile taşınmazla ilgili kendisine gelecek tüm teklifleri bildirmeyi taahhüt ettiğini, ancak davalının sözleşmeyi ihlal ederek herhangi bir bildirim yapmaksızın 25.02.2012 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye taşınmazı sattığını, davalıya sözleşme aykırı davranışı nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın ödemesi için ihtar gönderildiğini, bunun üzerine davalının ancak 6.000,00 TL ödeyebileceğini bildirdiğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takibin toplam 24.595,56 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20"si oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Her ne kadar mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu"nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 27.03.2012 tarihli komisyon akdi gereğince, davalı tarafından taşınmazın satış bedelinin %2’si oranında tellallık ücretinin ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Davalının davacıyı satış işleminde aradan çıkararak devre dışı bırakmış olması nedeniyle öngörülen %6 oranındaki ücretin %2’si davalı satıcı tarafından ödenmesi gereken tellallık ücreti olup, davalının satıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Bunun dışında satış bedelinin geri kalan %4’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğu kabul edilmelidir. Davalı tacir olmadığından, TBK’nın 182/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, davalının davacıyı satış işleminde aradan çıkararak devre dışı bırakmış olması nedeniyle %6 oranında kararlaştırılan ücretin %2’sinin ödenmesinin yanında geri kalan %4’ü oranındaki cezai şarttan da TBK"nın 182/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gereken miktar belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.