
Esas No: 2021/41523
Karar No: 2022/512
Karar Tarihi: 17.01.2022
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/41523 Esas 2022/512 Karar Sayılı İlamı
11. Ceza Dairesi 2021/41523 E. , 2022/512 K."İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04.10.2021 tarih ve 2020/15828 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01.11.2021 tarih ve KYB-2021/124738 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 268. maddesi delaletiyle 267/1, 269/1 ve 62. maddeleri gereğince 4 kez 1 yıl 8 ay ve 2 kez 2 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarihli ve 2011/409 esas, 2012/12 sayılı kararının "1-İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarihli sayılı kararında, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiilleri, bunların nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konulmadan gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddelerine muhalefet edilerek karar verilmesinde,
2-Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/02/2020 tarihli ve 2017/14699 esas, 2020/755 karar sayılı ilâmında, "...5237 sayılı TCK'nin “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda ise sanığın evinde yapılan aramada gerçek üç ayrı şahıs adına sahte sürücü belgeleri ve pasaportun ele geçtiği ve bu suçun mağdurunun da yukarıda belirtildiği üzere kamu olduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı,..BOZULMASINA... " şeklinde belirtilen açıklamalar karşısında,
Somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05.10.2011 tarih ve 2011/58444 esas sayılı iddianamesi ile sanık ...'nin, ..... ve .....adlarına düzenlenmiş 2 adet sahte sürücü belgesi ve yine ..... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve pasaportu kullanmak suretiyle her belge için ayrı ayrı olmak üzere 4 kez resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılması üzerine, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.01.2012 tarihli kararı ile de sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 4 ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu içerir,..... adına sahte nüfus cüzdanı, sürücü belgesi ve pasaport düzenleme; ..... adına sahte sürücü belgesi düzenleme şeklindeki eyleminin mağdurunun kamu olduğu olduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek şekilde sahte belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair bir delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın atılı suçtan bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiilleri, bunların nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre Mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konulmadan, gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddelerine muhalefet edildiğinin anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarihli, 2011/409 Esas ve 2012/12 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre (2) numaralı istem hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 17.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.