16. Hukuk Dairesi 2015/3799 E. , 2016/4815 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... çalışma alanında bulunan, 106 ada 13 parsel sayılı 2.551,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, miras yolu ile gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalılar ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydı ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak çekişmeli taşınmazın murisi ..."nin de içinde bulunduğu tapu kayıt malikleri adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişme konusu 106 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının tutunduğu tapu kayıtlarının her yere uygulanması mümkün sınırlar içerdiği ve çekişmeli taşınmazı tam olarak kapsayıp kapsamadığının anlaşılamadığı, davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının da oluşmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayanak yaptığı Eylül 1934 tarih, 3 ve 4 sıra numaralı tapu kayıtları mahallinde usulüne uygun bir şekilde uygulanmamış, tapu kayıtlarının revizyon durumu araştırılmamış, fen bilirkişisi raporunda çekişmeli taşınmazların kapsadığı alan olarak çekişmeli taşınmazla birlikte daha geniş bir alan gösterilmiş olmasına rağmen bu alanın çevresindeki taşınmazların tamamının kadastro tutanak ve dayanak kayıtları ilgili yerlerden getirtilmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz araştırmaya dayanarak karar verilemez. O halde; mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için davacının dayanak yaptığı Eylül 1934 tarih, 3 ve 4 sıra numaralı tapu kayıtları iktisap sebeplerini de gösterecek şekilde tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilerek tapu kaydının nasıl oluştuğu belirlenmeli, revizyon görüp görmediği saptanmalı, bundan sonra mahallinde yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları tesisinden itibaren yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanmalı, hudutları tek tek zeminde gösterilmeli, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar fen bilirkişi krokisinde işaretlenmeli, tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanı komşu parsellerin tutanak içerikleri ve malikleri ile denetlenmeli, Eylül 1934 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydının Mart 330. D-33 sıra numaralı tapu kaydından değirmen yapılmak suretiyle ifrazen oluştuğu ve çekişmeli taşınmazın içerisinde harabe değirmen olduğu göz önünde bulundurulmalı, yine Mart 330. D-33 sıra numaralı tapu kaydının geldiği Mart 330. D-26 numaralı tapu kaydının ifrazen oluştuğu Mart 330. D-24 sıra numaralı tapu kaydının hudutlarında “mezarlık” bulunduğu gözetilerek bu mezarlığın yeri yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak taşınmazın bulunduğu bölgede mezarlık olup olmadığı saptanmalı, tutunulan tapu kayıtlarının tedavül kayıtlarında hudutların değiştiği gözetilerek tüm tedavül kayıtlarındaki hudutlar ayrı ayrı sorularak tespit edilmeye çalışılmalı, dayanak tapu kayıtlarının oluşumuna esas harita, plan veya kroki bulunduğunun saptanması halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 20. maddesinde düzenlenen ilkeler doğrultusunda mahalline uygulanarak yöntemince kapsamı tayin edilmeli, bu şekilde kaydın kapsamı belirlenerek fen bilirkişisine davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamını ve sınırlarını ayrıntılı olarak gösterecek şekilde, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı harita düzenlettirilmeli bundan sonra davacının murisi ile diğer tapu malikleri arasındaki ilişki müşterek mülkiyet ilişkisi olduğuna göre davacının diğer kayıt malikleri adına dava açma hak ve yetkisi bulunmadığı göz önüne alınıp, kadastro tespit tarihinde yürürlükte olan şekli ile 3402 sayılı Kanun"un 13/B-c maddesindeki edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığı da toplanan ve toplanacak olan delillerle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davacı, taşınmazının bir bölümünün adına tespit edildiğini ileri sürerek dava açtığı ve 106 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki Hazineyi davalı olarak gösterdiği, keşif sırasında da 106 ada 14 parsel sayılı taşınmazdan hak iddia ettiği halde dava konusu 106 ada 14 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmaması da ayrıca isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.